11 Ağustos 2011 Perşembe

KDV iadesinde mahsup sıralaması ve önceliği


KDV de tam istisnalar nedeniyle indirim yoluyla telafi edilemeyen vergi nakden veya mahsuben iade yoluyla telafi edilmektedir, Mahsuben iadede mahsup sıralaması 84 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin l inci bölümünün 1.1.1. alt başlığında yer bulmuş olmakla beraber konu A.A.T.U.H.K.’nun 23 üncü maddesi ile birlikte değerlendirildiğinde mahsup sıralaması ve önceliği aşağıdaki şekilde karşımıza çıkmaktadır.

(1/a)  Mükellefin kendisine ait vergi borcuna

(1/b) Mükellefin kendisine ait ithalat sırasında uygulanan vergilere (gümrük vergilerine)

(1/c)  Mükellefin kendisine ait SSK pirim borcuna

(2/a) Adi, Kolektif ve Komandit Şirketlerde ortakların ortaklık payı ile sınırlı olmak üzere ortakların vergi borcuna  (Komandit şirketlerde sadece komandite ortağın)

(2/b) Adi, Kolektif ve Komandit Şirketlerde ortakların ortaklık payı ile sınırlı olmak üzere ortaklarına ithalat sırasında uygulanan vergilere (gümrük vergilerine) (komandit şirketlerde sadece komandite ortağın)

(2/c) Adi, Kolektif ve Komandit Şirketlerde ortakların ortaklık payı ile sınırlı olmak üzere ortakların SSK pirim borçlarına (Komandit şirketlerde sadece komandite ortağın)

(3)   Temliklere

(4)   Hacizlere

(5)   Mükellefin ileride doğacak kendi vergi borçlarına

Bu sıralama bize mahsup talebi yerine getirilirken veya mahsup talep edilirken; aşağıdaki belirlemelere dikkat edilmesi gerektiğini göstermektedir.

·         Bir ve ikinci sıradaki Vergi borçlarının muaccel halde olması gerekmektedir.

·         3 ve 4 üncü sıra (Temlik ve hacizler) için Vergi idaresince nakit iade esaslarının ve usullerinin uygulanması (84 Seri Nolu Genel. Tebliği-1/1.1.4),Temlik için mükellefin yazılı talebinin olması gerekmektedir. Ayrıca temlik ve hacizlerde vadesi gelmemiş borcunun da bulunmaması gereklidir.

·        Mahsup talebi, her iade için belirlenen belgeler tamamlanmadıkça hüküm ifade etmez. Mahsup talebinin yerine getirilmesinde gümrük beyannamelerinin teyidi beklenmez. Ancak teyidin olumlu gelmemesi halinde mahsup tarihi itibarıyla gerekli tarhiyat işlemi yapılacağı unutulmamalıdır.

·      Mahsup taleplerinin yukarıdaki sıralamaya uygun talep edilmesi ve mahsubun bu sıralama esas alınarak yapılmalıdır. Bir üst sıradaki borç varken bir sonrakine veya daha alt sırada olan başka bir borca mahsup talep edilmesi mümkün olmadığı gibi mahsubun yapılması da mümkün değildir.

·         Mükellefin bir dönemdeki mevcut iade alacağı mahsup yoluyla giderilirken o dönemdeki iade alacağı sıfırlanmadan takip eden dönemlerden mahsup talep edilemez. Öncelikle alacaklı olunan ilgili dönemden mahsup veya iadenin yapılması, ilgili dönem alacağının sıfırlanması ya da bakiye alacağının sonraki dönemlerde muaccel hale gelecek borçlar için mahsup talep edilmesi gerekir. (84 seri No.lu KDV Gn.Tb. 1.1.2) Örnek verecek olursak mükellefin haziran döneminden iade alacağı sıfırlanmadan aynı borç için veya başka bir borç için temmuz veya ağustos döneminden mahsup talep edilemez. Aksi halde dönemsellik ilkesi ihlal edilmiş olur. Bu durumda mükellefin nakit iade için belirlenen limitlerden kaçınması söz konusu olacağından Mahsup yapılmış olsa dahi Haziran döneminden kalan bakiye alacak için miktarı ne olursa olsun teminat alınmadan ya da inceleme yapılmadan daha sonraki bir tarihte nakit iade yapılmaması gerekir.

·         Mükellefin kendisinin vergi borçlarına mahsuptan; iade alacağı olan İşletme; Şahıs işletmesi ise şahsının,  adi ortaklık veya Kolektif şirketse adi ortaklığın veya kolektif şirketin; komandit, limitet veya anonim şirket ise şirket tüzel kişiliğinin vergi borcunun anlaşılması gerekmektedir. Yani limitet veya anonim şirketlerin KDV iade alacağının bu şirketin ortaklarının şahsi vergi borçlarına mahsup imkanı olmadığı gibi komandit şirketlerin komanditer ortaklarının da şahsi vergi borçlarına mahsup imkanı yoktur.

·         Adi, kolektif ve komandit şirketlerin iade alacakları bu şirketlerin ortaklarının ortaklık payları ile sınırlı olmak üzere ortakların vergi, gümrük vergisi ve SSK pirim borçlarına mahsubu mümkündür. Komandit şirketlerde sadece komandite ortağın mahsup hakkı olup komanditer ortağa mahsup imkanı bulunmamaktadır.

·         Mükellefin kendisinin veya adi, kollektif ve komandit şirketlerde bu şirketlerin ortaklarının Sigorta borçlarına KDV iade alacağının mahsubu ile ilgili olarak 22 Ekim 2008 tarih ve 27032 sayılı resmi gazetede yayımlanan SGK tebliği ile

“ İşverenlerin mahsup talebinde bulundukları ayda, muaccel olan cari aylara ilişkin prim borçlarının katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenme süresi, 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen prim ödeme sürelerinin sona erdiği tarihi izleyen onbeş gündür. Dolayısıyla, prim borçlarının katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesinin talep edilmesi durumunda, primin, en geç ödenmesi gereken yasal süre; anılan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi sigortalı çalıştıran işverenlerden; sigortalılara ait ücretleri her ayın 1’i ila sonu arasına ilişkin olarak ödeyen özel sektör işverenleri yönünden, primin ilişkin olduğu ayı takip eden ayın sonu (vade) yerine, vadeyi izleyen onbeşinci, sigortalılara ait ücretlerin her ayın 15’inden, ertesi ayın 14’üne kadarki döneme ilişkin olarak ödendiği resmi sektör işverenleri yönünden ise, primin ilişkin olduğu dönemi takip eden dönemin sonu (vade) yerine, vadeyi takip eden on beşinci gün olacaktır.

Örnek 1 - Ücretlerin her ayın 1’i ila sonu arasında geçen süreye ilişkin ödendiği özel sektöre ait bir işyerinde çalıştırılan sigortalılara ilişkin bulunan 2008/Kasım ayına ait prim borcunun, katma değer vergisi (KDV) iadesi alacağından mahsup suretiyle ödenmesinin talep edilmesi halinde, (KDV iadesi alacağından mahsup talep edilmemiş olması durumunda prim borcu en geç ait olduğu 2008/Kasım ayını takip eden 2008/Aralık ayı sonuna, diğer bir ifadeyle 31/12/2008 tarihine kadar ödenmesi gerekmekte iken, prim borcunun KDV iadesi alacağından mahsubu suretiyle ödenmesinin talep edilmiş olması nedeniyle)  söz konusu sigorta primine denk gelecek iade tutarının, ilgili vergi dairesince 15/1/2009 tarihine kadar (bu tarih dahil) Sosyal Güvenlik Kurumuna (Kuruma) aktarılması halinde, bahse konu aya ait primler yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir. On beşinci günün resmi tatile rastlaması ve bu nedenle prim borçlarının onbeşinci günü takip eden ilk iş günü içinde mahsup edilmesi halinde de yine primler yasal süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.

Cari aya ilişkin prim borçlarının yasal ödeme süresinin sona erdiği tarihi izleyen onbeş günlük süre içinde katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesi sırasında, mahsup edilen tutarın prim borcunun tamamını karşılamaması durumunda, mahsup edilen kısım yasal süresi içinde ödenmiş sayılacak, buna karşın ödenmemiş kısmı, onbeş günlük süre dikkate alınmaksızın, yasal ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle ödenecektir.

Cari aya ilişkin prim borçlarının yasal ödeme süresinin sona erdiği tarihi izleyen onbeş günlük süre geçirildikten sonra katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesi halinde ise, söz konusu borçlara, yine onbeş günlük süre dikkate alınmaksızın, yasal ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacaktır.”

Şeklinde düzenleme yapılmış ve 16/9/2003 tarihli ve 25231 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, Sosyal Sigortalar Kurumu Alacaklarının KDV İadesinden Mahsup Edilmesine İlişkin Tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.  

·         87 seri nolu KDV genel tebliği ile 84 seri nolu KDV Genel Tebliğinin II Özel Esaslar başlıklı bölümünün ilk fıkrasına eklenen “Şu kadarki bu kapsama giren iade hakkı sahibi mükelleflerin kendilerine ait vergi ve SSK pirim borçlarına mahsup talebi genel esaslara göre yerine getirilir” hükmündeki vergi borçları ibaresinin mükellefin kendisine ait ithalde alınan vergilerin de dahil olduğu Maliye Bakanlığının 29/07/2008 tarih ve 75073 sayılı özelgesinden anlaşılmaktadır.

·         İdari para cezaları, adli para cezaları, gibi vergi dışında kalan resim, harç şerefiye vb. kamu alacaklarına mahsup imkânı yoktur.

·       İhracat, ihraç kayıtlı satışlar ve 29 uncu madde gereğince indirimli orana tabi işlemlerden doğan KDV iade alacağının yukarıda sayılan 1 ve 2 Gurupdaki borçlara mahsuptan sonra kalan alacak olması halinde harçlar kanunun l sayılı tarifesinde yer alan yargı harçlarına da mahsubu mümkündür.

·         Öte yandan 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca yapılacak mahsup taleplerinde ise sadece yapım işlerine ait olarak uygulanan tevkifatlar bu mahsup sıralamasında geçerlidir.

·         KDV iadelerinde mahsup imkânı getirilen iade türlerinden sadece 91 Seri No.lu KDV Genel Tebliği hükümleri gereğince yapılacak tevkifatlarda 1000.-TL.’ye kadar, ayrıca fason iş bedellerine ait tevkifat uygulamasında da sadece vergi inceleme raporu sonucuna göre KDV alacağının mahsuben ve/veya nakden iadesi mümkündür. Diğer iadelerde ise mahsuplarda belirlenen üst sınır mevcut değildir.

·         İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan KDV’nin yıl içinde mahsuben iadesinde (aylık iadede) mahsup işlemi 11.07.2006 tarihinden itibaren sadece Mükellefin kendisine ait ithalde alınanlarda dâhil vergi borçlarına ve SSK prim borçlarına mahsup edilebilecek, 01.10.2006 tarihinden itibaren de hem aylık hem yıllı mahsupta mükelleflerin kendi elektrik ve doğalgaz borçlarına da yapılabilmektedir. (99 Seri No.lu KDV Genel Tebliği) Faaliyetleri indirimli KDV oranına tabi işlemlerden oluşan kollektif şirketler ile adi ortaklıklar (şirketler) adına ortaya çıkan KDV iade alacakları, Bu borçlarının yanı sıra, 28/07/2007 tarihten sonra yapılacak iade talepleri için geçerli olmak üzere, söz konusu şirket ortaklarının yalnızca vergi (ithalde alınanlar dahil) ve SSK prim borçlarına da mahsup edilebilecektir. Ancak mahsup talep dilekçesine iade belgelerinin yanısıra,  diğer ortakların mahsup yapılmasına izin verdiğini gösteren noter tarafından onaylanmış belge de eklenecektir.(106 sayılı KDV genel tebliği)

Öte yandan Kurumlar Vergisi Kanununa göre vergi dairesine iş ortaklığı olarak mükellefiyet tesis ettiren işletmelerin, diğer kurumlar vergisi mükelleflerinde olduğu gibi, ortaklarının vergi ve SSK prim borçlarına bu uygulama kapsamında mahsup yapılması mümkün bulunmamaktadır.

Ancak mahsuben iade miktarının 4000.-TL aşması halinde aşan kısmın mahsup işlemi inceleme raporu, YMM tasdik raporu veya teminat mektubu karşılığında yerine getirilebilecektir.

·         İndirimli orana tabi işlemlerden kaynaklanan yıllık iade ve mahsup talebinde ise; mükelleflerin kendisinin ve ortaklarının, mal ve hizmet satın aldığı mükelleflerin ithalde alınanlarda dahil vergi ve SSK borçlarına da mahsup imkânı vardır. Ancak 99 Seri No.lu KDV Genel Tebliği gereği kendisinin ve ortaklarının, mal ve hizmet satın aldığı mükelleflerin vergi ve SSK borcuna mahsup işlemi, yıllıkta nakit iade söz konusu olduğu için,  nakit iade prosedürü çerçevesinde temlik hükümleri esaslarına göre yapılabilir başka bir deyişle mahsup tarihi,   vergi dairesi müdürünün düzeltme fişini imzaladığı yani onaylandığı tarih olacaktır bu hususa dikkat edilmelidir.  Mahsuben iade miktarının 4000.-TL aşması halinde aşan kısmın mahsup işlemi inceleme raporu, YMM tasdik raporu veya teminat mektubu karşılığında yerine getirilebilecektir.

·         Temlik hükümlerine göre, özel kanunlarda bir belirleme yapılmamışsa Borçlar Kanunun 162 – 172 maddeleri gereği; alacaklının alacağını borçlu olduğu üçüncü kişiye temlik ettiğini yazılı olarak bildirmesi halinde mahsup işlemi nakit iade prosedürüne tabi tutulur. Nakit iade için istenilen şartlar mevcutsa mahsup talebi dilekçe tarihi itibariyle, değilse şartların tamamlandığı tarih itibariyle hüküm ifade eder.

·         İndirimli orana tabi işlemler nedeniyle yıl içinde nakit iade yapılamadığından bu alacaklara temlik ve haciz uygulanamaz.

·         KDV iadesi için mahsup dilekçesi dışında gerekli diğer belgelerin ibraz edilmiş olması halinde, aksine talepte bulunuluncaya kadar, mükellefin kendi vergi borçları için mahsup talebinde bulunduğu kabul edilir. İadeye hak kazanılan tutarla sınırlı olmak üzere, mükellefin belgeleri ibraz ettiği tarih itibariyle vadesi geçmiş vergi borçlarına bu tarihten sonra gecikme zammı uygulanmaz, bu tarihten sonra muaccel olacak vergi borçları için ise gecikme zammı hesaplanmaz. (84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği)

·         Mükellefçe fazla ve yersiz KDV yüklenimi hesap edilerek vergi borçlarına mahsubunun yapıldığının tespit edilmesi ve pişmanlık talepli olarak dönem beyanı için gerekli düzeltme beyannamesi verilmesi halinde, fazla ve yersiz yaptırılan mahsup VUK’ nun 37l inci maddesi hükmü gereğince pişmanlık cezalı geri ödenir. Fazla ve yersiz mahsup yapıldığı vergi dairesince tespit edilmediği veya YMM raporu ya da herhangi bir şekilde vergi dairesinin bilgisine girmediği sürece pişmanlık talebi geçerlidir ve vergi zıyaı cezası kesilemez. Pişmanlık ihlal edilirse vergi zıyaı cezası bir kat değil kendiliğinden verilen beyannamelerde olduğu gibi %50 uygulanır.

·         61 Seri Nolu KDV Genel Tebliği uyarınca Türkiye’de ikamet etmeyenlere döviz karşılığı özel fatura ile satış yapanlara ihraç kaydıyla teslimde bulunanların iade talepleri mahsup yoluyla yapılır, bu mükelleflere nakit KDV iadesi yapılmaz.(107 Seri No.lu KDV Genel Tebliği)

·         Vergi idaresince mahsup talepleri ile mükelleften bilgi istenmesi halinde bilgi isteme ve verme süreleri mali tatile denk gelse de mali tatil hükümleri uygulanmaz.


Özel haller dışında bu dönemler için ayrıca vergi incelemesi yapılmasına gerek yoktur. Burada 12 aylık dönem birbirini takip eden 12 ay değil iade ve mahsup yapılan 12 ayrı dönemdir. Bu 12 aylık dönem hesap edilirken 12 aylık dönemde herhangi bir dönem için YMM veya vergi inceleme elemanı tarafından olumlu rapor yapılmışsa hesaplama raporu takip eden dönemden itibaren başlayacaktır.

Öte yandan SGK primlerine mahsupta 5510 sayılı yasanın 88 inci maddesi vergi idaresini süre yönünden bağlayan bir hüküm içermektedir. Söz konusu hüküm gereğince vergi idaresi mükellefin SGK borçlarına mahsubu genel hükümler gereğince ve pirim ödeme süresi içinde yetiştirmesi gerekmektedir. Söz konusu madde hükmü aynen şöyledir.

“Prim borçları katma değer vergisi iade alacağından mahsubu suretiyle de ödenebilir. Bu takdirde katma değer vergisi iade hakkı sahibi kendisinin, mal veya hizmet satın aldığı veya iştirak veya ortaklık ilişkisi içinde bulunduğu işverenlerin prim borçları için de mahsup talep edebilir. Bu işverenlerin mahsup talebinde bulundukları ayda muaccel olan prim borçlarının birinci fıkrada belirtilen ödeme sürelerini izleyen onbeş gün içinde mahsup suretiyle ödenmesi halinde, yasal süresi içinde ödendiği kabul edilir. Ancak prim borçlarının katma değer vergisi iade alacağından mahsup suretiyle ödenmesi talebinde bulunulduğu halde, süresinde mahsup edilemeyen veya eksik mahsup edilen prim borçları için birinci fıkrada belirtilen ödeme sürelerini izleyen günden başlanarak gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanır. Kurum, Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile bu uygulamadan faydalanacak işverenleri; iştigal konusu, işletme türü ve işletme büyüklüğü itibarıyla belirlemeye ve lehine mahsup talebinde bulunulan işverenlerin prim borcu ödeme süresini otuz günü aşmamak üzere uzatmaya yetkilidir.

Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci, 102 inci ve 106 ıncı maddeleri hariç, diğer maddeleri uygulanır. Kurum, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasında Maliye Bakanlığı ile diğer kamu kurum ve kuruluşları ve mercilere verilen yetkileri kullanır.

Kurum, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen alacakları hariç olmak üzere her türlü alacağın teminatını teşkil etmek üzere Yeni Türk Lirası ve/veya yabancı para birimi üzerinden ticari işletme, taşınır ve/veya taşınmaz rehni dahil olmak üzere her türlü teminat almaya yetkilidir.

Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacakları amme alacağı niteliğinde olup, imtiyazlı alacaktır. Kurumun taraf olduğu her türlü dava ve icra takiplerinin kısmen veya tamamen aleyhe neticelenmesi halinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yazılı tazminat ve cezalar Kurum hakkında uygulanmaz.

Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.

Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Kurum, kamu idarelerinde işyerinin özelliği nedeniyle primlerin farklı zamanlarda ödeme süresini belirlemeye yetkilidir. Prim alacaklarının tahsili için muacceliyet tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde icra yoluna başvurmayan Kurum yetkili personeli hakkında genel hükümlere göre kovuşturma yapılır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. “




KAYNAK: M.Gürhan ACAR-Lütfi Çetin ÇALI
İhracat istisnası ve iadeler ile tevkifat uygulamaları
Sayfa 134

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder