16 Şubat 2012 Perşembe

İş Ortaklığı




5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1 inci maddesinde kazançları kurumlar vergisine tabi olan kurumlar bentler halinde sayılmış, (d) bendinde ise iş ortaklıkları yer almıştır.       

1 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde Kurulacak olan iş ortaklığının kurumlar vergisi mükellefi sayılabilmesi için.

·         Ortaklardan en az birisinin kurumlar vergisi mükellefi olması,

·         Ortaklığın belli bir işi sonuçlandırmak üzere yazılı bir sözleşmeyle kurulması,

·         İş ortaklığının konusunun belli bir iş olması,

·         Birlikte yapılacak olan işin belli bir süre içinde gerçekleştirilmesinin öngörülmesi,

·         İş ortaklığı ile işveren arasında bir yüklenim sözleşmesinin olması,

·    Tarafların, müştereken yüklenilen işin belli bir veya birden fazla bölümünden değil, tamamından işverene karşı sorumlu olmaları,

·         İşin bitiminde kazancın paylaşılması,

·         Birlikte yapılması öngörülen ve müştereken yüklenilen işin bitimi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının yerine getirilmesiyle mükellefiyetin sona ermesi,

unsurlarını taşıması gerektiği belirtilmiştir.

Yukarıda belirtilen genel unsurlar dikkate alındığında, her ortağın işin belli bir bölümünün yapımını yüklendiği konsorsiyumlar, iş ortaklığı tanımı dışında kalmaktadır. 

Bu tür ortaklıklarda yüklenim sözleşmesinde belirtilmemekle beraber, ortakların kendi aralarında yapacakları sözleşme ile her bir ortağın yükleneceği işin belirlenmesi ve işveren idarece de bu sözleşmenin kabulü halinde, bu tür ortaklıklar da "konsorsiyum" olarak kabul edilecektir.

İş ortaklığı, devamlılık gösteren ve aynı nitelikte olan iş veya işler için değil, belirli bir sürede bitecek bir iş için kurulacak ve tam mükellefiyete tabi olacaktır.

Yukarıda sayılan unsurları taşımak kaydıyla, iş ortaklıkları her türlü iş için kurulabilecektir.

Belli bir iş için kurulan iş ortaklığında işverenin birden fazla olması, iş ortaklığının da birden fazla olmasını gerektirmez. Ancak bir işverene karşı birden fazla işin, yukarıda tanımı yapılan iş ortaklığı çerçevesinde yüklenilmesi halinde her iş, ayrı bir iş ortaklığının kurulmasını gerektirecektir.

İş ortaklığının kurumlar vergisi yönünden bağlı olduğu vergi dairesi, ortaklığın kuruluş mukavelesinde gösterilen merkezinin bulunduğu yer vergi dairesidir. Mukavelede, ortaklık merkezi belirtilmemiş ise iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesi, bağlı olduğu vergi dairesi olacaktır.

Belli bir iş için kurulacak olan iş ortaklığında işin bitim tarihi, taahhüt sözleşmesinde belirlenen esaslara göre tayin olunacaktır. Ancak, işin bitimi iş ortaklığının da sona erdiğini göstermez. Bu iş dolayısıyla mükellefiyetle ilgili ödevlerin tamamının da yerine getirilmesi gerekir. (Örneğin tahakkuk eden vergilerin tamamının ödenmesi) Vergisel ödevlerin tamamının ikmal edilmesinden sonra iş ortaklığı sona ermiş sayılır.

Öte yandan, iş ortaklıklarının tasfiyesi, Borçlar Kanunundaki adi ortaklıkların dağılmasına ilişkin hükümlere göre yapılır.

15 Şubat 2012 Çarşamba

Ticari emtia olarak alınıp satılan araçların vergi dairesine bildirim zorunluluğu



Firmalarin ticari faaliyetleri çerçevesinde veya işlerinde kullanılmak üzere satın aldıkları araçları veya iktisadi işletmeye kayıtlı araçlarını sattıkları zaman bağlı bulundukları vergi Dairesine bildirip bildirilmeyecekleri zaman zaman tereddüt konusu olmaktadır

Bilindiği gibi, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 153 ve müteakip maddelerinde, mükelleflerin ilgili vergi dairesine bildirmekle zorunlu tutuldukları hususlar işe başlama, adres ve iş değişiklikleri ile işyeri sayısındaki değişiklikler, işi bırakma, bina ve arazi değişiklikleri şeklinde belirtilmiştir.

Mükelleflerin işe başlamayı, işe başlamadan önce bağlı oldukları vergi dairesine bildirmek zorunda olmalarına karşın işe başladıklarını bildiren mükelleflerin, 

·         İş ve ikamet adreslerindeki değişikliği,

·         Yeni bir vergiye tabi olmayı,

·         Mükellefiyet şeklinde değişikliği,
·          
·         Mükellefiyetten muaflığa geçmeyi gerektirecek değişiklikleri,

Değişikliğin vuku bulduğu tarihi takip eden  bir  ay  içinde  bağlı   bulundukları vergi dairesine bir dilekçe ile bildirmeleri gerekmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre, 

Ticari emtia olarak veya şirket aktifine kaydedilmek üzere satın alınan araçların alım satımında vergi dairesine herhangi bir bildirim zorunluluğu bulunmamaktadır. 

13 Şubat 2012 Pazartesi

Şahıs işletmesinin limited şirkete devredilmesi halinde vergilendirme


Şahıs işletmesinin limited şirkete devredilmesi halinde vergilendirme ile ilgili olarak gelir İdaresi Başkanlığınca 07.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.48.15.02-48.15.02/VUK-11-88 sayı ile vermiş olduğu özelge aşağıya çıkarılmıştır.

Özelge : 07.09.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.48.15.02-48.15.02/VUK-11-88

İlgide kayıtlı dilekçenizde, şahıs işletmenizin ..... tarih ve ..... sayılı "Yeminli Mali Müşavirlik Şahıs Firmalarında Özvarlıklarının Tespit Raporu" esas alınarak %96 payla ortağı bulunduğunuz yeni kurulan limited şirkete ...... tarihinde aktif ve pasifiyle devredildiği belirtilerek; firmanızın elinde bulunan demirbaş ve stokların yeni kurulan şirkete devrinde herhangi bir fatura veya benzeri bir belge düzenlenip düzenlenmeyeceği ile şahıs işletmenizin bilançosunda yer alan enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan "Sermaye Olumlu Farkları" hesabındaki tutarın ayni sermaye olarak limited şirketin sermayesine dahil edilmesinin vergilendirme yönünden değerlendirilerek konu hakkında Başkanlığımız görüşünün bildirilmesi istenilmektedir. 

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun mükerrer 80'inci maddesinin son fıkrasında; faaliyetine devam eden ticari bir işletmenin kısmen veya tamamen satılmasından veya ticari işletmeye dahil amortismana tabi iktisadi kıymetlerle birinci fıkrada yazılı hakların elden çıkarılmasından doğan kazançların ticari kazanç sayılacağı ve bunlara ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanacağı belirtilmiş; maddenin 2'nci fıkrasında; bu maddede geçen "elden çıkarma" deyiminin, mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade ettiği, hüküm altına alınmıştır. 

Aynı Kanunun 81'inci maddesinin ikinci fıkrasında da; "Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten, devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması. (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.)" halinde değer artışı kazancı hesaplanmayacağı ve vergilendirilmeyeceği hükmü yer almaktadır. 

Diğer taraftan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17/4-c maddesinde; Gelir Vergisi Kanunu'nun 81'inci maddesinde belirtilen işlemler ile Kurumlar Vergisi Kanununa göre yapılan devir ve bölünme işlemlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu hükme bağlanmıştır. 

Ayrıca, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 229'uncu maddesinde; ‘‘Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.'' hükmü, 231'inci maddesinin beşinci fıkrasında da; "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 

Öte yandan, Enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan sermaye olumlu farkları ile ilgili olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun geçici 25'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (g) bendinin ikinci paragrafı ile mükerrer 298'inci maddesinin 5'inci fıkrasının 5'inci paragrafında; "Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakil edildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tâbi tutulur. Ancak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilir; bu işlemler kâr dağıtımı sayılmaz" hükmü yer almaktadır. 

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri çerçevesinde; 

Bir limited şirkete aktif ve pasifi ile devrolunan şahıs işletmenizin devredilen varlıkları arasında yer alan ticari emtia stokları ve demirbaşları için fatura düzenlenmesi ancak, düzenlenen faturada katma değer vergisinin hesaplanmaması; 

Gelir vergisi mükelleflerince enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan özsermaye farklarının, enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilmesi ve bu işlemin kâr dağıtımı sayılmaması, 

Özsermaye farklarının sermayeye ilave edilebilmesi imkânı ise sadece kurumlar vergisi mükelleflerine tanınmış bir hak olduğundan; gelir vergisine tabi şahıs işletmenizin yeni kurulan limited şirkete devrinde enflasyon farklarının devralan şirketin bilançosunda aynen yer alması, başka bir hesaba nakledilmemesi veya şirketten her ne ad altında olursa olsun çekilmemesi şartıyla işletmeden çekilmiş sayılmayacağı veya başka bir hesaba aktarılmış olduğu kabul edilmeyeceğinden vergilendirilmemesi, 

Gerekmektedir. 

Bilgi edinilmesini rica ederim.

6 Şubat 2012 Pazartesi

Zayi olan, değeri düşen mallar ve firelerde KDV uygulaması


Zayi olan mallar, değeri düşen mallar ve firelerde malların bünyesindeki KV nin indiriminin mümkün olup olmadığı hususunda 60 seri nolu KDV sirküleri ile açıklanmıştır, söz konusu sirkü gereği,

1. Zayi Olan Mallara Ait KDV

KDV sisteminde alış belgelerinde gösterilen verginin indirilmesi, bu malların satışı sırasında mala eklenen değerin vergilendirileceği düşüncesine dayanmaktadır. 1 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde, zayi olan mallar için satış ve dolayısıyla yaratılan bir katma değer olmayacağından, bu mallara ilişkin alış vesikalarında gösterilen verginin indirilmesinin, zayi olan mallar üzerindeki vergi yükünü tamamen ortadan kaldıracağı; bu nedenle, Kanunun 30/c maddesi uyarınca, zayi olan malların alış vesikalarında gösterilen KDV'nin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV'den indirilemeyeceği belirtilmiştir.

Öte yandan aynı bentte, deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan mallar nedeniyle yüklenilen vergilerin indirimine olanak tanınmaktadır.

Örneğin; sel felaketi nedeniyle bir şirketin deposunda yer alan malların zayi olması veya Maliye Bakanlığınca yangın sebebiyle mücbir sebep ilan edilen yerde olması koşuluyla, yangın nedeniyle malların kullanılamaz duruma gelmesi halinde bu mallara ilişkin yüklenilen vergiler indirim konusu yapılabilecektir. 

Buna karşılık Maliye Bakanlığınca yangın sebebiyle mücbir sebep ilan edilmediği sürece, yangın sonucu zayi olan mal nedeniyle yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. Örneğin, ithal edilen malların depolandığı antrepolarda çıkan yangın sonrasında Maliye Bakanlığınca mücbir sebep ilan edilmediği takdirde, zayi olan malların ithalinde ödenen KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.

1.1. Malların Zayi Olması Sonucu Meydana Gelen Kayıplar

113 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (E) bölümünde, kullanım süresi geçen veya kullanılamayacak hale gelen malların zayi olan mal olarak değerlendirileceği, KDV Kanununun 30/c maddesine göre mükelleflerce bu malların iktisabında yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
Bu çerçevede;

·         İmalatta kullanılmak için alınan ancak imalata girmeden eskime, bozulma, çürüme, çatlama vb. nedenlerle kullanılamaz hale gelen ve bu nedenle imalatta veya ambalajlamada kullanılabilme vasfını yitiren hammadde ve malzeme ile ambalaj maddeleri,

·         Son kullanma tarihinin geçmesi, çeşitli kimyasallar içerdiğinin tespit edilmesi gibi nedenlerle kanunen tekrar satılması mümkün olmayan ve imha edilen bisküvi, çikolata, konserve gibi gıda ürünleri,

·         Sağlık Bakanlığınca kullanımının yasaklanması nedeniyle imha edilen ilaçlar ile kullanım süresi içinde formül hatası bulunan, miadının dolması veya hasar görmesi nedeniyle kullanılamaz hale gelmiş, üretimden kalkmış, insan sağlığını tehdit eden ilaçlar,

·         Hatalı dikim, renk farklılığı, leke ve benzeri nedenlerle ya da şirket politikası gereği satışı mümkün olmadığından imha edilen mallar,

·         Kullanım ömrünü tamamladığı için imha edilen araç lastikleri

için yüklenilen KDV indirim konusu yapılamayacaktır.

2. Malların Değerinin Düşmesi Sonucu Meydana Gelen Kayıplar

Malın tamamen yok olmaması, ancak değerinde önemli derecede düşüklük meydana gelmesi halinde malın zayi olması hükümleri geçerli olmayacaktır. Bu durumda malların zayi olması değil, düşük bedelle veya zararına satışı söz konusu olacağından, bu malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV'nin indirim konusu yapılabileceği tabiidir.

Örneğin;

·         Üretim esnasında renginde problem olan giyeceklerin,

·         Yangın sonucu tamamen yok olmayan ve ekonomik değeri olan yedek parça ve malzemelerin
daha düşük bir fiyatla satılması halinde, bunlar nedeniyle yüklenilen KDV'nin tamamı indirim konusu yapılabilecektir.

3. Fire Sonucu Meydana Gelen Kayıplar

Fire, bir malın imalat sürecinde veya tüketiciye arzına kadar kendi doğal akışı içinde uğradığı fiziksel kayıp olarak tanımlandığından, imalat sırasında veya sonrasında meydana gelen firelerin zayi olan mal kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, daha önce indirim konusu yapılan KDV'nin de düzeltilmesine gerek yoktur. Ancak, yasal düzenleme veya ilgili mesleki kuruluşlar tarafından belirlenen fire miktarını aşan kayıplara ilişkin giderlerin, Gelir veya Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indiriminin kabul edilmemesi halinde, bu giderler dolayısıyla yüklenilen KDV'nin de indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Örneğin;

·         Akaryakıtın depolanması sırasında ortaya çıkan ve ilgili kuruluşlar tarafından belirlenen oranlar dahilindeki kayıplar,

·         Balık çiftliklerinde balık üretimi esnasında pazarlama aşamasına ulaşıncaya kadar geçen süreçte, balık üretim ve besleme firesi olarak oluşan balık ölümleri,

·         Tavuk çiftliklerinde, üretimin doğal sonucu olarak ortaya çıkan kayıplar,

·         Hazır giyim eşyası dikiminde veya ayakkabı yapımında üretim sürecindeki kesme, biçme, dikme gibi işlemlerin doğal sonucu olarak ortaya çıkan kayıplar

fire olarak değerlendirilmekte olup, bunlara ilişkin olarak yüklenilen KDV indirim konusu yapılabilecektir.

3 Şubat 2012 Cuma

Mükellefiyeti olmayan şahıslardan yapılan mal ve hizmet alımlarının Ba ve Bs formuna dahil edilip edilmeyeceği

 Gelir İdaresi Başkanlığınca verilen 07.12.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.33.15.02-2011/720-4-97 sayılı özelge ile Mükellefiyeti olmayan şahıslardan alınan veya bu kişilere satılan arsa, taşıt vb varlıkların alım satımlarının Ba ve Bs formuna dahil edeceği açıklanmıştır,

Söz konusu özelgede;

Vergi Usul Kanunun İspat Edici Kâğıtlar başlıklı 227 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir." hükmüne yer verildiği.

Diğer taraftan mezkur Kanun'un 234 üncü maddesinde; "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin Vergiden muaf esnafa; Yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulası vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Bu belge, birinci ve ikinci sınıf tüccarların, zati eşyalarını satan kimselerden satın aldıkları altın, mücevher gibi kıymetli eşya için de tanzim edilir." hükmünün mevcut olduğu.

Buna göre, vergi mükellefiyeti olmayan şahıslardan alınacak arsa, ikinci el taşıtlar vb. için gider pusulası düzenlenmesi ve bu kişilere imzalatılması gerektiği.

396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin, 1.2.1. bölümünde, bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceğinin belirtildiği.

Bu itibarla; vergi mükellefiyeti olmayan şahıslara yapılan arsa, taşıt vb varlıkların alım ve satımlarının katma değer vergisi hariç 5.000-TL ve üzerinde olması halinde 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde Ba - Bs bildirim formuna dahil edilmesi gerektiği açıklanmıştır.           

26 Ocak 2012 Perşembe

İskonto uygulaması


19.01.2012 tarih ve 28178 sayılı resmi gazetede yayımlanan 116 seri nolu KDV Genel Tebliğinde iskonto uygulaması hakkında açıklama yapılmıştır.  Söz konu genel tebliğ aşağıda özetlenmiştir.

1. Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilen İskontolar

KDV Kanununun 25/a maddesi ile teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların KDV matrahına dâhil edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, faturanın düzenlenmesini gerekli kılan mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak yapılan iskonto, aynı faturada yer alması ve ticari teamüllere uygun miktarda olması şartlarına bağlı olarak KDV matrahına dahil edilmeyecektir.

2. Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmeyip, Yıl Sonlarında, Belli Bir Dönem Sonunda ya da Belli Bir Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar

KDV Kanununun 35 inci maddesi ile KDV matrahında çeşitli sebeplerle değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebilmelerine imkân sağlanmıştır.

Fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) yapılan iskontolar esas itibariyle, asıl işleme ilişkin KDV matrahının değişmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla, KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu bu gibi durumlarda KDV Kanununun 35 inci maddesine göre düzeltme yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmeyip belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu hallerde düzeltme işlemi, alıcı tarafından satıcı adına bir fatura ve benzeri belge düzenlenmek ve bu amaçla düzenlenecek belgede, KDV matrahında değişikliğe neden olan iskonto tutarına ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan KDV oranı uygulanmak suretiyle yapılacaktır.