17 Ağustos 2012 Cuma

Ramazan ayında yapılan erzak bağışları ile iftar yemekleri



İçinde bulunduğumuz ramazan ayında şirketlerce veya gerçek usulde vergiye tabi kişilerce işyerinde çalışan işçilerine, fakir fukaraya hısıma akrabaya ya da derneklere “ramazan erzakı”, ramazan kolisi veya kumanya gibi sair adlarla yardım amaçlı gıda paketleri dağıtıldığı gibi çalışanlara, müşterilere veya eşe dosta iftar yemekleride verilmektedir.

Bu yardımların vergi mevzuatı karşısındaki durumu aşağıda irdelenmiştir.

1. İşçilere verilen gıda yardımları

Gelir Vergisi Kanunu Karşısında Durumu; 

Ücret Gelir Vergisi Kanunu 61. Maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır; “İşverene tabi veya belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilen menfaatlerdir” 

İş Kanunu hükümlerine göre ücretin nakdi olarak ödenmesi zorunluluğu getirildiyse de, Gelir Vergisi Kanununa göre ücret ayni olarak ta ödenebilmektedir. 

Hizmet karşılığı verilen ayınlar, verildiği gün ve yerdeki ortalama perakende satış fiyatları ile değerlenir.

Bu durumda çalışanlara yapılan gıda yardımları çalışanlar açısından “ücret” niteliğindedir. 

Bu yardım karşılığında çalışan kişi erzak bedeli + KDV kadar net bir menfaat sağlamış olacaktır. 

Bu nedenle, sağlanan bu net menfaatin brüt tutarının hesaplanarak elde edildiği aydaki bürüt ücretine ilave edilmesi gerekmektedir.

Ayın olarak verilen ödemeler, sadece gelir vergisi kesintisi ve damga vergisine tabiidir.

Kurumlar vergisi Kanunu karşısındaki durumu

Kurumlar vergisi kanunun 6 ıncı maddesi gereği, safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanmaktadır.

Bu nedenle işletmelerin bu tür harcamaları ücret gideridir.

Katma Değer Vergisi Kanunu Karşısındaki Durumu; 

İşletmenin  iktisadi  faaliyetini  yürütmesi için yapılan ve işletmede yaratılan katma değerin bir unsuru olan  bu  masraflar  maliyetin  bir  parçası  olduğundan  bu mal ve  hizmetlerin  iktisabında  yüklenilen  vergiler   genel hükümlere göre indirim konusu yapılabilecektir.

Ancak işletmenin esas faaliyeti ile ilgili olmayan ve vergiye tabi malların her ne nam ve ad altında olursa olsun vergiye tabi işler dışındaki amaçlarla işletmeden çekilmesi, vergiye tabi malların işletme personeline ikramiye, hediye, teberru gibi adlarla verilmesi  KDV kanunun 3 üncü maddesi hükmü gereği KDV nin konusuna giren teslimdir.

Bu nedenle, ramazan erzakları alındığında bu mallar  diğer stoklar hesabına alınacak ve dağıtım sırasında giderleştirilecektir. Giderleştirilme aşamasında işletmeden çekilen bu değerler için erzak bedellerini işletme kendi kendine fatura edip KDV hesaplayacaktır. Söz konusu fatura bedeli kadar diğer stoklar, hesaplanan KDV ve ödenecek vergi ve fonlar hesabı alacaklandırılacak karşılığında genel yönetim giderleri hesabı borçlandırılacak, hesaplanan KDV de ilgili dönemde ilave edillecek KDV olarak beyan edecektir. 

Başka bir deyişle işletmelerin işçilere dağıtmak üzere aldıkları ramazan erzakları için erzakın alındığında indirim konusu yaptıkları KDV yi erzakları işçilere dağıttığı zaman ilave edilecek KDV olarak hesap ederek beyan etmesi gerekmektedir. 

2. Fakire- fukaraya, hısıma – akrabaya, yapılan bu tür ayni yardımların durumu 

Vergi mevzuatında genellikle sosyal amaçlı istisnalar mevcuttur. Bu nedenle yapılan yardımların bu çerçevede olması istisna ve indirim uygulamasında önem arzetmektedir.

Bu itibarla;

“Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımlar ile Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak yardımı “

niteliğinde olmayan bu tür yardımlar zekat ve sadaka niteliğindeki yardımlardır.

Gerek Gelir vergisi gerek Kurumlar vergisi kanununda bir gider unsuru olarak sayılmadığından Gelir ve Kurumlar vergisi açısından gider olarak kabul edilmez.

Öte yandan, KDV Kanunun 30 uncu maddesi gereğince de Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi indirim konusu yapılamamaktadır.

3. İftar yemekleri

3.1.   İftar yemeği şirketin ticari ilişkide bulunduğu şirketlere veriliyorsa fatura tutarı Pazarlama satış ve dağıtım gideri olarak kayıtlara alınabilir. KDV si indirim konusu yapılablilir.

3.2.   İftar yemeği şirketin çalışanlarına veriliyorsa; Personele verilen ücret kapsamında (ayni ücret olarak) değerlendiriip fatura tutarı brütleştirilerek bordroya dahil edilirse fatura tutarı kayıtlara gider olarak alınabilir, KDV si indirimi konusu yapılablir. Aksi halde Fatura turarı gider yazılamaz KDV si indirimi konusu yapılamaz. Ödeme firmadan yapılmışsa Fatura tutarının 131 Ortaklardan Alacaklar hesabına alınması gerekir.

3.3.)   iftar yemeği eşe dosta, konu komşuya, hısım arkarabaya veriliyorsa Fatura turarı gider yazılamaz KDV si indirimi konusu yapılamaz. Ödeme firmadan yapılmışsa Fatura tutarının 131 Ortaklardan Alacaklar hesabına alınması gerekir.

Burada 3.2 ve 3.3. bendindeki harcamaların uygulamada KKEG olarak da muhasebeleştirildiği görülmektedir.

Bir harcamanın KKEG olması için harcamanın işletme için yapılması zorunlu bir gider olması ayrıca vergi kanunlarında söz konusu harcamanın bizzat belirtilerek gider niteliğinin kabul edilmemiş olması gerekir. (Binek araçlara ait MTV’ nin gider olarak yazılamayacağının açıkça belirtildiği gibi)

Nasıl ki şirket hesabından alınan ve şirkette kullanılmayan bir buzdolabı, çamaşır makinası vb. harcamaları KKEG değilde 131 Ortaklardan Alacaklar Hesabına alınıyorsa, şirket tarafından eşe dosta verilen yemek harcamalarının da KKEG  hesabına değil 131 Ortaklardan Alacaklar hesabına alınması daha doğru olacaktır.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

İstisna edilen kazançlara ilişkin giderlerin bulunması durumunda istisna tutarının hesaplanması


Kurumlar vergisi kanunun 5/1-e maddesi gereğince Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan taşınmazlar ve iştirak hisseleri ile aynı süreyle sahip oldukları kurucu senetleri, intifa senetleri ve rüçhan haklarının satışından doğan kazançların % 75'lik kısmı kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.

Uygulamada tereddütlü konulardan biri de istisna edilen bu kazançlara ilişkin giderlerin bulunması durumunda istisna tutarının nasıl hesaplanacağıdır.

Gelir İdaresi Başkanlığınca verilen 02.05.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-KVK-5/1-e-112 sayılı özelge ile bu konuya açıklık getirmektedir, 

Söz konusu özelge aşağıda özetlenmiştir.

“1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "5.13. Kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara isabet eden giderlerin diğer kazançlardan indirilememesi" başlıklı bölümünde; 

"Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, iştirak hissesi alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesinin kabul edilmeyeceği hükmü yer almaktadır.

Maddenin üçüncü fıkrası hakkında, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edilen değişiklik önergesinin gerekçesinde, "...Kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların elde edilmesi sırasında zarar doğması halinde bu zararlar gider fazlalığından kaynaklandığı için istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların da giderlerde olduğu gibi kurum kazancından indirilmemesi gerekir. 

Dolayısıyla, kurumlar vergisinden istisna edilen kazancın elde edilmesi sırasında giderlerin yanı sıra gider fazlalığından doğan zararlar da aynı kapsamda değerlendirilerek konuya ilişkin düzenleme önerilmektedir." denilmiştir.

Söz konusu hüküm Kurumlar Vergisi Kanunu ile özel kanunlarda yer alan kurumlar vergisinden müstesna kazançları kapsamaktadır. İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderlerin kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aynı şekilde, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançların elde edilmesi sırasında zarar doğması halinde bu zararların da istisna kapsamı dışındaki gelirlerden indirilmemesi gerekmektedir.

Kanunun anılan hükmü, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin olarak yapılan giderlerin, kurumun vergiye tabi diğer kazanç tutarının tespitinde kurum kazancını azaltıcı veya kurum zararlı ise bu zararı artırıcı bir unsur olarak indirim konusu yapılamayacağını ifade etmektedir. Bu nedenle, bu gelirlerin elde edilmesi için yapılan giderlerin sadece kurumlar vergisinden istisna edilen söz konusu kazançların tespitinde indirim konusu yapılacağı tabiidir.

İstisna kazançlar ile diğer faaliyetlerden doğan kazançların, işletme kayıtlarında ayrımının yapılması ve istisna kazançlara ilişkin maliyet ve gider unsurlarının, diğer faaliyetlerden elde edilen kazançlarla ilişkilendirilmemesi gerekmektedir.

Diğer taraftan, istisna kapsamındaki faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, zarar tutarı "kanunen kabul edilmeyen gider" olarak dikkate alınacaktır..."
 
açıklamalarına yer verilmiştir.

Bu hüküm ve açıklamalara göre, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderlerin, istisna kapsamı dışındaki kazançlar ile ilişkilendirilmemesi gerekmektedir. Dolayısıyla, 5520 sayılı Kanunun 5/1-e maddesi uyarınca kurumlar vergisinden istisna edilecek olan tutar, bu kazancının elde edilmesi aşamasında yapılan giderler düşüldükten sonraki tutar olacak ve bu tutarın %75'i fon hesabına alınacaktır.”
           


10 Ağustos 2012 Cuma

Kar payı avansı dağıtımı



6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanununun 509, 565 ve 644 üncü maddeleri hükümleri gereği Şirketlerin kâr payı avansı dağıtımında uyacakları usul ve esasları belirleyen tebliğ Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca 09.08.2012 tarih ve 28379 sayılı resmi gazetede yayımlandı.

Söz konusu tebliğ gereği SPK ya tabi olmayan anonim, limited ve komandit şirketleri kapsamakta.

Tebliğde bahsi geçen kar payı; Net dönem kârı veya serbest yedek akçeler üzerinden ortaklara ve kâra katılan diğer kimselere genel kurulca dağıtılmasına karar verilen tutarı,

Kâr payı avansı: Kâr payından mahsup edilmek üzere ara dönem finansal tablolara göre oluşan kârlar üzerinden bu Tebliğ hükümlerine göre hesaplanan tutarı,
  
ifade etmekte.

Söz konu genel tebliğ gereğince;

Ø  Şirketlerin kâr payı avansı dağıtabilmeleri için, şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınması ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olması gereklidir.

Ø  Şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtımına karar verildiği durumda bu kararda ayrıca aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur.

a-     İlgili hesap dönemi sonunda, yıl içinde dağıtılan kâr payı avansını karşılayacak tutarda net dönem kârı oluşmaması durumunda, net dönem kârını aşan kâr payı avanslarının varsa bir önceki yıla ait bilançoda yer alan serbest yedek akçelerden mahsup edileceği, serbest yedek akçe tutarının da dağıtılan kâr payı avanslarını karşılayamaması halinde fazla ödenmiş olan kâr payı avanslarının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği,

b-    İlgili hesap dönemi sonunda zarar oluşması durumunda;

          1) Varsa bir önceki yıla ait bilançoda yer alan genel kanuni yedek akçeler ile serbest yedek akçelerin öncelikle oluşan zararın mahsubunda kullanılacağı, bu akçelerin oluşan zararı karşılayamaması halinde dönem içinde dağıtılan kâr payı avanslarının tamamının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği,

          2) Genel kanuni yedek akçeler ile serbest yedek akçelerin, oluşan dönem zararından mahsubu sonrasında bakiye serbest yedek akçe tutarının dağıtılan kâr payı avanslarından indirileceği, indirim işlemi sonucunda dönem içinde dağıtılan kâr payı avansı tutarının bakiye serbest yedek akçe tutarını aşması halinde ise aşan kısmının yönetim organının ihtarı üzerine ortaklar tarafından şirkete iade edileceği.

c-     kâr payı avansı dağıtılacak hesap dönemi içinde yapılacak genel kurul toplantısında karara bağlanır. Anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, genel kurulca bu yönde karar alınabilmesi için sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin toplantıda hazır olması, bu nisabın toplantı süresince korunması ve toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğunun kâr payı avansı dağıtılması yönünde kullanılmış olması, limited şirketlerde ise toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğunun kâr payı avansı dağıtılması yönünde olması gereklidir.

d-    İlgili hesap dönemi öncesinde ödenen kâr payı avanslarının, ilgili olduğu yılın net dönem kârından mahsup edilmesi şarttır. Bu işlem yapılmadan, şirket genel kurulunca kâr payı dağıtılmasına ve kâr payı avansı ödenmesine karar verilemez.

Ø  Dağıtılacak kâr payı avansı; varsa geçmiş yıllar zararlarının tamamının, vergi, fon ve mali karşılıkların, kanunlara ve sözleşmeye göre ayrılması gereken yedek akçelerin, varsa imtiyazlı pay sahipleri, intifa senedi sahipleri ve kâra katılan diğer kimseler için ayrılacak tutarların, oluşan ara dönem kârından indirilmesi suretiyle hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez.

Ø  Aynı hesap dönemi içinde izleyen ara dönemlerde de kâr oluşması halinde dağıtılacak kâr payı avansı tutarı birinci fıkrada belirtilenlerin yanı sıra önceki ara dönem veya dönemlerde ödenmiş olan kâr payı avansı tutarları da indirilerek hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez.

Ø  Kâr payı avansı, kârdan imtiyazlı paylara imtiyaz dikkate alınmadan ödenir. İntifa senedi sahiplerine, ortak olmayan yönetim organı üyelerine ve ortaklar dışında kâra katılan diğer kimselere kâr payı avansı ödenemez.

Ø  Ortakların sermaye taahhüt borçları dışında şirkete borçlu olmaları halinde söz konusu borç ortağa ödenecek kâr payı avansından mahsup edilir.

Ø  Bir hesap döneminde kâr payı avansı dağıtan ve ardından sermaye artırımı gerçekleştiren şirket, aynı hesap döneminde tekrar kâr payı avansı dağıtmak istediğinde;

           a) Sermaye artırımı sonrasında yapılacak kâr payı avansı ödemesinde, yeni ortaklara öncelik verilir.

           b) Söz konusu öncelik, eski ve yeni ortakların dönem içerisinde her pay için aldıkları toplam kâr payı avans tutarları eşitleninceye kadar devam eder.

           c) Eski ve yeni ortakların hesap dönemi içerisinde her pay için aldıkları toplam kâr payı avans tutarları eşitlendikten sonra, kalan kâr payı avansı tutarı veya bir sonraki ara hesap döneminde ödenecek kâr payı avansı tutarı mevcut ortaklara payları nispetinde ödenir.

Kar payı avansı hesaplama tablosu
I-              ARA DÖNEM KARI  

  Varsa Geçmiş Yıl Zararları     (-)

  Kurumlar Vergisi              (-)

  Gelir Vergisi Kesintileri          (-)

  Diğer Vergi ve Benzerleri            (-)

  1. Tertip Kanuni Yedek Akçeler     (-)                              

  İsteğe Bağlı Yedek Akçeler         (-)                                 

  İmtiyazlı Pay Sahipleri İçin Ayrılan Tutar        (-)

  İntifa Senedi Sahipleri İçin Ayrılan Tutar         (-)

  Kâra Katılan Diğer Kimseler İçin Ayrılan Tutar     (-)

  Varsa Daha Önceki Ara Dönemlerde Ödenen Kâr Payı Avansı Tutarı (-)

II-                KÂR PAYI AVANSINA ESAS TEŞKİL EDEN TUTAR

  Kâr Payı Avansına Esas Teşkil Eden Tutarın Yarısı     (-)

III-             DAĞITILABİLECEK KÂR PAYI AVANSI TUTARI

  2. Tertip Kanuni Yedek Akçeler             (-)                                

IV-             ÖDENECEK KÂR PAYI AVANSI TUTARI

1 inci tertip yedek akçeler: Ara dönem finansal kârın %5’i, ödenmiş sermayenin %20’sine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçe olarak ayrılır. Bu sınıra ulaşıldıktan sonra da;
a) Yeni paylar çıkarılmışsa sağlanan primin, çıkarılma giderleri, itfa karşılıkları ve hayır amaçlı ödemeler için kullanılmamış bulunan kısmı,
b) Varsa ıskat sebebiyle iptal edilen pay senetlerinin bedeli için ödenmiş olan tutardan, bunların yerlerine verilecek yeni senetlerin çıkarılma giderlerinin düşürülmesinden sonra kalan kısmı, genel kanuni yedek akçe olarak ayrılır.
İsteğe bağlı yedek akçeler: Kanunun 521’inci ve 522’nci maddelerine istinaden ayrılması gereken tutar belirtilir.
* Sözleşmede hüküm bulunması durumunda yer verilir.
2 inci tertip yedek akçeler: Dağıtılabilecek kâr payı avansı tu.tarının %10’u 2. tertip yedek akçe olarak ayrılır.


8 Ağustos 2012 Çarşamba

Bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortaları için ödenen katkı payı ve primleri




Bireysel emeklilik sistemi ve şahıs sigortaları için ödenen katkı payı ve primlerin gelir vergisi matrahının hesaplanmasında indirimi ve bu indirime ilişkin olarak katkı payı ve primlerin belgelendirilmesi konularında Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 256 seri nolu GVK genel tebliği ile gerekli açıklamalar yapılmıştır.

Söz konusu genel tebliğ hükümleri gereği;

İndirim Konusu Yapılacak Prim ve Katkı Payı Ödemelerinin Belgelendirilmesi

Gelir Vergisi Kanununun 63 ve 89 uncu maddelerinde yer alan hükümler uyarınca “Sigortanın Türkiye'de kâin ve merkezi Türkiye'de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla; ücretlinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortası poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primlerin %50'si ile ölüm, kaza, sağlık, hastalık, sakatlık, işsizlik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta poliçeleri için hizmet erbabı tarafından ödenen primler (İndirim konusu yapılacak primler toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin %15'ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz. Bakanlar Kurulu bu bentte yer alan oranları yarısına kadar indirmeye, iki katına kadar artırmaya ve belirtilen haddi, asgari ücretin yıllık tutarının iki katını geçmemek üzere yeniden belirlemeye yetkilidir.”

İndirimin doğru bir şekilde uygulanabilmesi için ödeme tutarı ile tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir.

Prim ve katkı payı ödemeleri makbuz karşılığı doğrudan sigorta veya bireysel emeklilik şirketine yapılabildiği gibi, banka şubeleri, bankaların otomatik para çekme makineleri (ATM), internet veya telefon bankacılığı, kredi kartları veya posta çeki aracılığıyla da yapılabilmektedir.

Ödeme tutarı ve tarihinin; sigorta veya bireysel emeklilik şirketlerince düzenlenen makbuzlarla ya da  ödeyenin adı ve soyadı, ödemenin ait olduğu dönem, ödenen prim veya katkı payı tutarı, ödeme yapılan sigorta veya bireysel emeklilik şirketinin ünvanı ve ödemenin türüne  (Şahıs sigorta primi veya bireysel emeklilik katkı payı) ilişkin bilgilerin yer alması koşuluyla banka dekontları, otomatik para çekme makinası makbuzları, kredi kartı ekstreleri ve posta çekleri ile tevsik edilebilmesi mümkündür.

Ayrıca, sigorta poliçesi veya emeklilik sözleşmesinin bir örneğinin (fotokopisinin) işverene verilmesi halinde sigorta veya emeklilik şirketlerince faks veya e-posta yoluyla katılımcılara gönderilen makbuz örnekleri ile internet ortamında yapılan ödemelere ilişkin olarak bilgisayardan alınan çıktılar esas alınarak da indirim uygulanabilecektir. Bu durumda bir önceki paragrafta belirtilen belgelerden birinin ya da yapılan ödemelerin tutarı, dönemi ve tarihini gösteren sigorta veya emeklilik şirketlerince düzenlenmiş bir yazı veya ekstrenin, indirimin uygulandığı ücretin ilgili olduğu yılı izleyen yılın ikinci ayı sonuna kadar işverene iletilmesi gerekmektedir. Herhangi bir sebeple işten ayrılma olması durumunda söz konusu belgeler işten ayrılmadan önce işverene iletilecektir. Ancak, işverence uygun görülmesi halinde, işten ayrılma tarihinden itibaren bir ay içinde de iletilebilecektir.

Sigorta primi ve katkı payının sigorta veya emeklilik şirketine hizmet erbabı tarafından doğrudan ödenmeyip, işverenler aracılığıyla ödenmesi halinde (grup sigortası veya grup bireysel emeklilik sözleşmesi), sigorta poliçesi veya bireysel emeklilik sözleşmesinin bir örneğinin işverende bulunması ve bu poliçe veya sözleşmede sigorta priminin veya bireysel emeklilik katkı paylarının ödeme dönemlerinin, ayrıca bu dönemler için ödenecek prim ve katkı payı tutarlarının belli edilmiş olması kaydıyla, hizmet erbabı için işveren tarafından sigorta veya emeklilik şirketine ödenen ve/veya hizmet erbabının ücretinden kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilen sigorta primi ve katkı payı, her bir kişi için ayrıca yukarıda belirtilen belgeler aranmaksızın ücretin vergi matrahının tayininde indirim olarak dikkate alınabilecektir.
         
Katkı Payı ve Primlerin İndirim Konusu Yapılacağı Dönem

Katkı payı ve primlerin vergi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi için, gelirin elde edildiği dönem ile ilişkili olması ve bu dönem sonuna kadar ödenmiş olması gerekmektedir.

Gelir vergisi uygulamasında vergilendirme dönemi takvim yılıdır. Bununla birlikte, tevkif yoluyla ödenen vergilerde, istihkak sahipleri ayrıca yıllık beyanname vermeye mecbur değillerse tevkifatın ilgili bulunduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılmakta ve kesilen vergiler gelir vergisinin yerine geçmektedir. Buna göre, yıllık beyannamede indirim konusu yapılacak prim veya katkı payının, beyannamenin ilgili olduğu yıl ile ilişkili olması ve bu yılın sonuna kadar ödenmesi, ücretlere ilişkin indirimde ise ücretin ilgili olduğu ay ile ilişkili olması ve bu aylık dönemin sonuna kadar ödenmiş olması gerekmektedir.

Ölüm, kaza gibi risklere karşı yaptırılan şahıs sigortaları belirli bir dönemi kapsamakta ve bu dönem için hesaplanan prim peşin olarak veya taksitler halinde ödenebilmektedir. Birikimli sigortalar ve bireysel emeklilik sisteminde ise prim veya katkı payları aylık, üç aylık, altı aylık ve yıllık dönemler itibariyle belirlenebilmekte ve ödenmektedir.
         
Aylık bazda yapılacak indirimde, primin peşin ödenmesi veya taksit dönemlerinin bir aydan daha uzun belirlenmesi halinde, prim tutarı ilgili olduğu aylar dikkate alınarak (ödenmiş olması şartıyla) indirim konusu yapılacaktır. Oransal sınırlar (ücretin %10’u veya %5’i gibi) çerçevesinde kalsa dahi daha sonraki aylara ilişkin peşin olarak ödenen tutarların ödendiği ayda indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Yıllık bazda yapılacak indirimde de sadece gelirin ilgili olduğu yıla ilişkin prim tutarı indirim konusu yapılacaktır. Örneğin 1 Temmuz 2011 tarihinden başlamak üzere bir yıllık yapılan ve bedeli peşin olarak ödenen sağlık sigortası priminin altı aylık kısmının 2011 yılına, diğer altı aylık kısmının da 2012 yılına ilişkin beyannamede indirim konusu yapılması gerekir.

Genel bütçeye dahil idare ve müesseseler yaptıkları vergi tevkifatı için muhtasar beyanname vermemektedir. Ücretlerini peşin alan ücretlilerin, aylık dönemler itibariyle ödedikleri şahıs sigorta primleri ve bireysel emeklilik katkı payları,  prim ve katkı payı ödeme belgesinin primin ve katkı payının ait olduğu ay içinde işverene ibraz edilmesi koşuluyla oransal ve mutlak sınırlamalar çerçevesinde izleyen aylara (bir sonraki aya) ait ücretlerin vergi matrahının hesabında indirim olarak dikkate alınabilecektir.

İlgili Olduğu Dönemde İndirilemeyen Prim ve Katkı Paylarının Durumu

Zarar beyanı ya da oran ve tutar sınırlamaları dolayısıyla yıllık beyannamede indirim konusu yapılamayan prim veya katkı paylarının daha sonraki yıllarda indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Aynı şekilde ücretlilerin ödediği prim ve katkı payının ilgili olduğu ayda indirilemeyen kısmı, izleyen aylara ait ücretin matrahından indirilemeyecektir.
         
Belirlenmiş Sınırların Üzerinde Yapılan Ödemeler

Bireysel emeklilik uygulamasında sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması halinde, sözleşmede ilgili dönemde ödenmesi öngörülenin üzerinde ödenen katkı payı, ödeme tarihinden önceki son bir yıllık döneme ait ödenmemiş katkı paylarına mahsup edilmekte veya ödeme tarihinden itibaren azami bir yıllık dönemde ödenmesi gereken katkı payı olarak kabul edilmektedir. Diğer hallerde, katkı payının üzerinde yapılan ödemeler ilgili ödeme tarihindeki katkı payı olarak kabul edilmektedir.

Sözleşmede dönem için belirlenen katkı payının üzerinde ödeme yapılması ve bu ödemenin ileriki dönemler için ödenmesi gereken katkı payı olarak kabul edilmesi halinde, ödenen katkı payı ilgili olduğu dönemde indirim konusu yapılabilecektir. Sözleşmede o dönem için ödenmesi öngörülen katkı payı tutarının üzerinde ödeme yapılması ve bu fazlanın ödemenin yapıldığı döneme ilişkin katkı payı olarak kabul edilmesi halinde, indirim hakkı sadece o dönemle ilgili olarak kullanılabilecek olup oran ve tutar yönünden sınırlamalar nedeniyle indirilemeyen kısım, daha sonraki dönemlerde indirilemeyecektir.

Geçmiş Dönemlere Yönelik Yapılan (Gecikmiş) Ödemelerin Durumu

Gelir Vergisi Kanununun 63 ve 89 uncu maddelerinde yapılmış olan düzenlemelere göre, ödenmemiş prim veya katkı payları, sigorta poliçesi veya emeklilik sözleşmesi bulunsa dahi indirim konusu yapılamamaktadır. Geçmiş dönemlere ilişkin olarak yapılan prim ve katkı payı ödemelerinin düzeltme yoluyla ödemenin ilgili olduğu dönemin matrahının tespitinde indirim konusu yapılması da mümkün değildir. Ancak ödemenin geçmiş dönem, cari dönem veya izleyen dönemleri de içeren bir ödeme olması halinde, geçmiş döneme ilişkin prim ve katkı payı tutarı da ödemenin ilgili olduğu kalan aylarda indirim konusu yapılabilecektir.

Örnek :

1.200,00 TL aylık ücret geliri elde eden bir hizmet erbabı 1/1/2012 tarihi itibariyle kendisine ait hayat sigortası sözleşmesi yapmış olup, ilgili sigorta şirketine Ocak–Haziran 2012 aylarına ait (6 aylık) toplam 300,00 TL sigorta primini 12/2/2012 tarihinde defaten ödemiştir. Sözü edilen ücretli sigorta primine ait makbuzu da 13/2/2012 tarihinde işverenine ibraz etmiştir.

Aylık dönemlerde ödenmesi gereken özel şahıs sigorta priminin bir defada toplu olarak ödenmesi halinde, ücretin vergi matrahının tayininde, primin bir aylık ücret gelirinin (1.200,00 TL) %5’i olan 60,00 TL’ye kadar olan kısmı indirim olarak dikkate alınabilecektir. Buna göre, altı aylık toplu ödenen prim tutarı makbuzun ibraz edildiği ay dahil olmak üzere, primin ait olduğu kalan ay sayısına bölünerek kalan her bir aya isabet eden aylık tutar  (300/5= 60,00 TL) tespit edilecektir. Bu tutar Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarının vergi matrahının tayininde indirim olarak dikkate alınacak, prim ödeme belgesinin işverene ibraz edildiği aydan önceki ay olan Ocak 2012 ayı için ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

Birden Fazla İşveren Olması Halinde Yıllık Miktar Sınırının Uygulanması

Birden fazla işverenden ücret alınması durumunda, yıllık asgari ücrete ilişkin miktar sınırlamasının ücretli tarafından verilecek bilgiler çerçevesinde yürütülmesi gerekir. Bu anlamda özellikle yıl içinde işe başlamalarda ileride doğabilecek sorunları önlemek açısından ücretliden sigorta primi ve katkı payı konusunda daha önce yapılan uygulamalarla ilgili olarak yazılı bilgi alınması gerekir.