13 Mayıs 2012 Pazar

Sponsorluk Harcamaları


Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliği kapsamındaki alanlara gerçek veya tüzel kişilerce, dolaylı olarak ticari fayda sağlamak ya da sosyal sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla iletişim olanakları karşılığında ayni ve/veya nakdi destekte bulunulmasına sponsorluk denilmektedir.

Sponsorluk uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, 16/6/2004 tarih ve 25494 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.

Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliğine göre,

Sponsorluk hizmeti alan ile sponsor arasında her iki tarafın hak ve yükümlülüklerini içeren yazılı bir sözleşme yapılması gerekmektedir.

Sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara ayni ya da nakdi olarak verilen desteklerin, Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmiş belgelere bağlanmasının zorunlu olduğu hususunda özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte hizmeti alanlar adına açılmış bir banka hesabına yatırılması durumunda banka dekontu veya makbuzda paranın “sponsorluk amacıyla” yatırıldığına dair bir şerhe yer verilmesi şarttır. Nakden elden teslim edilmiş olması halinde ise alındı makbuzu, bağışa ilişkin tevsik edici belge olarak kabul edilebilecektir.

Sponsorluk desteğinin sponsorun ticari işletmesinden ayni olarak yapılması halinde fatura düzenlenmesi; faturada, teslimin sponsorluk maksatlı olduğuna, teslimi yapılan değerlerin cinsi, nev’i ve miktarına ilişkin olarak tereddüde mahal bırakmayacak bilgilere yer verilmesi; faturanın hizmeti alanlar adına düzenlenmiş olunması; faturanın arka yüzünün de hizmeti alan kişilere veya kanuni temsilcilerine imzalatılmış olunması, 

Ayni değerlerin, mükelleflerce dışarıdan sağlanarak sponsorluk hizmeti alanlara bağışlanmış olması durumunda da hizmeti alanlarca teslim alınacak bu değerler için alındı makbuzunun düzenlenmesi ve makbuzda, bağışlanan kıymetlerin değerlerinin, cinsinin, miktarlarının, adedinin v.b. hususların tereddüde mahal bırakmayacak şekilde yer alması şarttır. Ayrıca, bağışlanan değerlere ilişkin olarak mükellefler adına düzenlenmiş olan faturaların arka yüzünün de yukarıda belirtilen açıklamalar dahilinde hizmeti alan kişi veya kanuni temsilcilere imzalatılmış olması gerekmektedir.

Herhangi bir belge karşılığı olmaksızın yapılan bağış veya yardımların mükelleflerce indirim olarak dikkate alınabilmesi mümkün değildir.

Sponsorluk sözleşmesi süresiz olamaz mutlaka belli bir süreyi içermesi gereklidir.

Sponsorların sponsorluk sözleşmesi yapmadan önce bağlı bulundukları vergi dairesine müracaat ederek, vergi borçlarının olmadığına dair bir yazı almaları ve yapılan sponsorluk sözleşmesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.

Genel ahlak ve adaba aykırı, zararlı ve kötü alışkanlıkları özendirici faaliyette bulunanlar, Kamu ihalelerine katılmaktan yasaklananlar, İlgili mercilerce hileli iflas ettiğine karar verilenler, Sponsorluk yapan ancak taahhüdünü yerine getirmeyen veya eksik yerine getirenler, Vergi ve SSK prim borcu olanlar. Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca sponsorluk yapamazlar

Sponsorluk harcamalarını vergi yasaları açısından değerlendirecek olursak;

Kurumlar vergisi açısından

5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-b madde hükmü uyarınca, 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının,

  • Sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı,
  • Profesyonel spor dalları için % 50'si
Harcamanın yapıldığı yıla ait Kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilir. Bu indirim kurumun kazancı olması halinde söz konusudur.
Sponsor olan kurumun adının geçmesi şartıyla,

  • Resmi spor organizasyonları için yapılan saha, salon veya tesis kira bedelleri,
  • Sporcuların iaşe, seyahat ve ikamet giderleri,
  • Spor malzemesi bedeli,
  • Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün uygun göreceği spor tesisleri için yapılan ayni ve nakdi harcamalar,
  • Sporcuların transfer edilmesini sağlayacak bonservis bedelleri,
  • Spor müsabakaları sonucuna göre sporculara veya spor adamlarına prim mahiyetinde ayni ve nakdi ödemeler
gibi harcamalar sponsorluk harcaması olarak değerlendirilir.

Öte yandan, 

Spor sahalarına, sporcuların veya diğer ilgililerin spor giysilerinin ya da spor araç ve gereçlerinin üzerine yazılı veya elektronik sinyaller yardımıyla sanal olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamalar ise reklam harcaması olarak giderleştirilebilecektir.

Ayrıca, sponsorluk faaliyetinin yanında reklam ve tanıtım amacını da içeren işlemler nedeniyle yapılan harcamaların, sözleşmede belirtilmek ve emsaline uygun olmak şartıyla, reklam ve sponsorluk harcamaları olarak ayrıştırılabilmesi mümkündür. 

Örneğin, bir kurumun, bir kulübe bonservis bedelini karşılayarak transfer ettiği bir sporcuyu aynı zamanda şirketin veya ürünlerinin tanıtımına yönelik reklamlarda kullanması halinde, reklam faaliyetine ilişkin harcamalar, bonservis bedelinden sözleşmede belirtilmek ve emsallerine uygun olmak şartıyla ayrıştırılabilecek ve reklam gideri olarak dikkate alınacaktır.

Gelir vergisi açısından

Kurumlar vergisi açısından olduğu gibi Gelir vergisi açısından da Sponsorluk harcamalarının amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si. (GVK Md.89/8) Harcamanın yapıldığı yıla ait Gelir vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, beyan edilecek gelirden indirim konusu yapılabilir.  Bu indirim beyan edilecek bir gelir vergisi matrahı olması halinde söz konusudur

Katma Değer Vergisi açısından

  • Genel ve katma bütçeli dairelere,
  • İl özel idareleri, belediyeler ve köylere veya bunların teşkil ettikleri birliklere,
  • Üniversitelere, döner sermayeli kuruluşlara, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşlara,
  • Siyasî partilere ve sendikalara, Kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıklarına,
  • Kamu menfaatine yararlı derneklere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflara,
ayni olarak verilen mallara ait sponsorluk harcamaları KDV den istisnadır.

Bu kapsamda verilen malların (forma, eşofman, top, çanta vb.) alımında veya imalatında yüklenilen katma değer vergisi gider olarak dikkate alınacaktır.

Öte yandan, Bu mallarla ilgili olarak önceki dönemlerde indirim konusu yapılmış olan katma değer vergileri ise malların sponsorluk kapsamında teslim edildiği dönem KDV beyannamesinde ilave edilecek KDV olarak beyan edilmek suretiyle düzeltilecektir.


11 Mayıs 2012 Cuma

Resen terke çıkarılan mükelleflerin tekrar faaliyetlerine başlaması veya tasfiyeye girmesi



31.07.204 tarihinden sonraki dönemlerde işini terk eden, ancak işi terk keyfiyetini vergi dairesine bildirmeyen ve dosyasında işine devam ettiğine dair herhangi bir bilgi bulunmayan mükelleflerin mükellefiyet kayıtları, 2004/13 seri nolu uygulama iç genelgesi gereğince vergi dairelerince aşağıdaki araştırmalar yapıldıktan sonra terkin edilmesi gerekmektedir.

Ticari, zirai veya mesleki kazanç sahibi gerçek kişiler ve ortaklıklar ile tüzel kişi mükelleflerden, birbirini izleyen iki döneme ait katma değer vergisi beyannamesini vermeyenlerin işyeri ve ikametgah adreslerinde, ayrıca tüzel kişi mükelleflerin kanuni temsilcilerinin ikametgah adreslerinde, katma değer vergisi beyannamesi verilmeyen son dönemi izleyen ay içerisinde gerekli yoklama işlemleri yapılarak, ilgililerin işlerini ne zaman terk ettikleri, işyerinin yoklama tarihindeki durumu, işyerinde başkaları faaliyet gösteriyorsa hangi tarihten itibaren orada faaliyet gösterdikleri, mükellefin mesleği ile ilgili teşekkül, birlik veya oda kayıtlarında yer alan bilgiler ile işyeri ve ikametgah adreslerinin bulunduğu yer muhtarlık kayıtları araştırılarak, adres değişikliği yapılıp yapılmadığı hususlarının tespit edilmesi ve yoklama fişine bağlanması gerekmektedir.

Bu araştırma ve yoklamaların tamamlanmasını takip eden otuz gün içinde de mükellefin bilinen adreslerinde, dosyadan sorumlu servis şefinin de katıldığı ikinci bir yoklama yapılarak, ilgilinin bilinen adreslerinde bulunmadığını teyit eden ikinci bir yoklama yapılması ve sonucunun yoklama fişine bağlanması gerekmektedir.

Yapılan bu iki ayrı araştırma ve yoklamalar sonucunda, işini terk ettiği tespit edilen, bilinen adreslerinde bulunamayan ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilemeyen mükelleflerin mükellefiyet kayıtları, ilgili müdür yardımcısının önerisi ve vergi dairesi müdürün ondayı ile terkin edilmesi gerekmektedir.

Vergi Daireleri bu uygulamayı zaman zaman yapmakta ve resen terk müessesesini işletmektedirler.

Ancak, Mükellefiyet kaydı terkin edilen mükelleflerden, faaliyetine başka bir adreste devam ettikleri veya yeniden faaliyete geçtikleri ya da tasfiyeye tabi tutuldukları öğrenilenlerin mükellefiyet kaydının, yeniden ihdas edilmesi gerekmektedir.

Söz konusu mükelleflerden,

  • Faaliyetine başka bir adreste devam ettiği tespit edilenlerin mükellefiyetleri bu yeni adreste faaliyete geçtikleri tarih itibariyle,

  • Yeniden faaliyete başladığı tespit edilenlerin mükellefiyeti faaliyete başladıkları tarih itibariyle,

  • Tasfiyeye girenlerin mükellefiyet kaydı ise, 2009/3 seri nolu uygulama içgenelgesi gereği Tasfiyeye geçtikleri tarihten itibaren,

İhdas edilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, bu mükelleflerin mükellefiyetlerinin başlaması resen terk tarihleri itibariyle değil,

  • Yeni adreste faaliyete geçenlerin bu adreste faaliyete başladıkları tarih,

  • Yeniden işe başlayanların, yeniden işe başladıkları tarih,

  • Tasfiyeye girenlerin de tasfiyeye başladıkları tarih,

İtibariyle başlayacaktır. Dolayısıyla bu tarihlerden itibaren mükellefiyetle ilgili ödevlerini yerine getireceklerdir.



9 Mayıs 2012 Çarşamba

Elektrik faturasının bir sonraki ayda gelmesi halinde giderin dönemi ve KDV indirimi



Uygulamada sıça karşılaşılan konulardan biri de elektrik, su, tlf gbi hizmet bedellerinin hizmetin kapsadığı dönemden sonra fatura edilmesidir. Özellikle Geçici vergi dönemlerinde ve yıl sonlarında karşılaşılan bu durumlarda bu hizmetlere ait bedellerin hangi dönemin gideri olacağı ve KDV sinin ne zaman indirim konusu yapılacağı hep tereddüt konusu olmuştur.

Konu ile ilgili olarak Gelir İdaresince verilen 12.03.2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.29-985 sayılı özelge aşağıda özetlenmiştir.

1-     Kurumlar vergisi yönünden

Ticari kazancın tespitinde "tahakkuk esası ilkesi" ve "dönemsellik ilkesi" olmak üzere iki temel ilke geçerlidir. Tahakkuk esası ilkesinde, gelir veya giderin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmiş olması yani geliri veya gideri doğuran işlemin tekemmül etmesinin yanı sıra miktarının ve işlemden kaynaklanan alacağın veya borcun ödeme şartlarının da belirlenmiş olması gereklidir. 

Dönemsellik ilkesinde ise, bu gelir veya giderin ilgili olduğu döneme intikalinin sağlanmasıdır. Ayrıca "Dönemsellik" kavramı gereği işletmeler, gelir ve giderlerini tahakkuk esasına göre muhasebeleştirmek, hasılat, gelir ve karlarını aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırmak durumundadırlar. Bu ilke uyarınca gelir ve giderlerin ilgili oldukları dönemde kaydedilmesi gerekir.

Ayrıca, Kurumlar Vergisi Kanunun 32 inci maddesinin birinci fıkrasında, kurum kazancı üzerinden % 20 oranında kurumlar vergisi alınacağı,  ikinci fıkrasında da kurumlar vergisi mükelleflerince,  câri vergilendirme döneminin kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere Gelir Vergisi Kanununda belirtilen esaslara göre ve câri dönemin kurumlar vergisi oranında geçici vergi ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, elektriğin aylık bazda satışı ve tedarikinde gelir veya gider mahiyet ve tutar itibariyle ay sonunda kesinleşmiş olduğundan, elektrik satışı ve tedarikinden doğan gelir ve giderin de ay sonu itibarıyla tahakkuk ettiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla elektrik satışı ve tedarikinden doğan gelir ve giderin  tahakkuk tarihi itibarıyla ilgili geçici vergi ve takvim yılı hesap dönemlerinde kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekmektedir. 

II- Katma Değer Vergisi yönünden

Elektrik enerjisi tedariki ve satışına ilişkin olarak düzenlenen faturalar ile ilgili olarak yüklenilen katma değer vergilerinin kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde genel esaslara göre indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan, yılın son aylarında tüketilen elektrik bedellerine ait faturaların izleyen yılın Ocak ayında düzenlenmesi durumunda, bu faturalardaki KDV nin de, faturaların kanuni defterlere kaydedildiği dönemde indirim konusu yapılması mümkündür.

III- Sonuç

Gelir idaresinin bu özelgesi ile bu tür faturalar ilgili olduğu döneme gider kaydedilecek fatuta tarihini kapsayan dönemde de KDV si indirim konusu yapılacaktır..

Örneğin aralık ayına ait faturaların dönemi de aralaık ayı olmasına rağmen fatura takip eden yılda ocak tarihli tanzim edilmektedir. Bu durumda bu özelge gereği; 

fatura bedeli KDV hariç tutar bir önceki yılın gider hesaplarına intikal ettirilecek, karşılığında gider tahakkukları hesabı kullanılacak. Böylece KDV geçmiş dönemde indirilmemiş olacak. Takip eden yılda gider tahakkukları hesabı borçlandırılarak kapatıllmış olacak. Öte yandan KDV de indirim konusu yapılarak fatura genel toplamı kadar cari hesap alacaklandırılacak

Geçici vergi  dönemlerinde de aynı uygulamanın yapılacağı tabidir.

6 Mayıs 2012 Pazar

KDV iadesi açısından iskonto uygulamaları


Bilindiği üzere 26 seri nolu KDV Genel tebliği L bölümü gereğince “fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonralarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) yapılan ödemelerin doğrudan satılan malla ilgili olmadığı firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da çabanın sonucu olarak doğduğu ve bu nedenle “hizmet” kapsamına girdiğinden bahisle KDV oranı %18 olarak uygulanmaktaydı”

İndirimli orana tabi teslim ve hizmetlerle ilgili olup teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminden sonra ortaya çıkan ve ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan Ciro primi, hasılat primi, faiz, fiyat farkı, vade farkı, kur farkı gibi nedenlerle yüklenilen vergiler KDVK’ nın 29/2. Maddesi gereği KDV iade talebinde dikkate alınamamakta ve bu durumda mükellef aleyhine bir durum ortaya çıkmaktaydı.

116 seri nolu KDV Genel tebliği ile belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle düzenlenen faturalarda uygulanacak KDV oranının, asıl işlemde uygulanan KDV oranı ile aynı olması gerektiği belirtilerek Ciro primleri nedeni ile firmalar aleyhine oluşan sıkıntılar ortadan kaldırılmış bulunmaktadır.

Bu sorun 116 seri nolu KDV Genel tebliğinin 6 ıncı bölümünde iskonto uygulamaları yeniden belirlenerek ve 26 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin (L) Bölümü yürürlükten kaldırılarak aşılmıştır.

116 seri nolu KDV Genel tebliği ile iskontolar hakkında yapılan yeni düzenleme gereği; İskonto uygulamaları 19.01.2012 tarihi itibariyle aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilen İskontolar

KDV Kanununun 25/a maddesi ile teslim ve hizmet işlemlerine ilişkin olarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların KDV matrahına dâhil edilmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, faturanın düzenlenmesini gerekli kılan mal teslimi veya hizmet ifasına bağlı olarak yapılan iskonto, aynı faturada yer alması ve ticari teamüllere uygun miktarda olması şartlarına bağlı olarak KDV matrahına dahil edilmeyecektir.

Fatura ve Benzeri Belgelerde Ayrıca Gösterilmeyip, Yıl Sonlarında, Belli Bir Dönem Sonunda ya da Belli Bir Ciro Aşıldığında Yapılan İskontolar

KDV Kanununun 35 inci maddesi ile KDV matrahında çeşitli sebeplerle değişiklik vuku bulduğu hallerde, vergiye tabi işlemleri yapmış olan mükelleflerin, bunlar için borçlandığı vergiyi; bu işlemlere muhatap olan mükelleflerin ise indirme hakkı bulunan vergiyi değişikliğin mahiyetine uygun şekilde ve değişikliğin vuku bulduğu dönem içinde düzeltebilmelerine imkân sağlanmıştır.

Fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında, belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) yapılan iskontolar esas itibariyle, asıl işleme ilişkin KDV matrahının değişmesi sonucunu doğurmaktadır. Dolayısıyla, KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu bu gibi durumlarda KDV Kanununun 35 inci maddesine göre düzeltme yapılması gerekmektedir.

Bu itibarla, fatura ve benzeri vesikalarda gösterilmeyip belli bir dönem sonunda ya da belli bir ciro aşıldığında yapılan iskontolar nedeniyle KDV matrahında değişiklik vuku bulduğu hallerde düzeltme işlemi, alıcı tarafından satıcı adına bir fatura ve benzeri belge düzenlenmek ve bu amaçla düzenlenecek belgede, KDV matrahında değişikliğe neden olan iskonto tutarına ilk teslim veya hizmetin yapıldığı tarihte bu işlem için geçerli olan KDV oranı uygulanmak suretiyle yapılacaktır.

Örneğin %8 KDV’ye tabi bir malı satan firmaya, yılsonunda ciro primi faturası düzenlendiğinde asıl işlemde uygulanan KDV oranı %8 olduğu için ciro primi faturası da %8 KDV’li olacak şekilde düzenlenecektir.

4 Mayıs 2012 Cuma

Muhtasar Beyannamelerde Stopaja Tabi Ödemelerin Bildirilmesi


Gelir İdaresi Başkanlığınca yayımlanan 02.05.2012 tarih ve 82 nolu Gelir Vergisi sirküleri ile Stopaja tabi ödemelerin muhtasar beyanname ile bildirilmesinde değişiklikler yapıldı. Söz konusu sirkü aşağıda özetlenmiştir.

Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 15 ve 30 uncu maddeleri uyarınca tevkifata tabi olan;

  • Yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşanlara yapılan hakedişler,

  • Zirai kazançlar,

  • Serbest meslek kazançları,

  • Gayrimenkul sermaye iratları
üzerinden yapılan tevkifatlar nedeniyle, bu tevkifatlara ilişkin olarak ödeme yapılanın adı, soyadı (ünvanı), adresi, vergi dairesi, vergi kimlik numarası; ödemenin türü, gayrisafi tutarı; kesilen vergi tutarı Muhtasar Beyannamenin ilgili bölümünde gösterilmekteydi.

Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları ile Vergi Usul Kanununun yukarıda belirtilen maddeleriyle Bakanlığımıza verilen yetkiye dayanılarak, Muhtasar Beyanname üzerinde yapılan değişiklik sonucunda;

  • Bu sirkülerin yayım tarihini içeren vergilendirme döneminden itibaren (Mayıs 2012), yıllara yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşanlara yapılan hakedişler, zirai kazançlar, serbest meslek kazançları ve gayrimenkul sermaye iratları üzerinden yapılan tevkifatlar nedeniyle,

  • 1 Ağustos 2012 tarihini içeren vergilendirme döneminden itibaren tevkifata tabi menkul sermaye iratları üzerinden yapılan tevkifatlar nedeniyle
Muhtasar Beyannamenin ‘‘Tevkifata Tabi Ödemelere Ait Bildirim (Ücret ve Ücret Sayılan Ödemeler Hariç)'' bölümünde, Ödeme Yapılanın Adı, Soyadı (Ünvanı), Adresi, T.C. Kimlik Numarası veya Vergi Kimlik Numarası, Vergi Dairesi, Ödemenin Tür Kodu, Gayrisafi Tutarı, Ödemeye Ait Düzenlenen Belgenin Türü, Tarihi, Seri ve Sıra Numarası ve Kesilen Vergi Tutarı bilgilerine yer verilmesi gerekmektedir.

Bu zorunluluğa uymayan, eksik veya yanıltıcı bilgi veren mükellefler hakkında Vergi Usul Kanununda öngörülmüş olan cezai müeyyidenin uygulanması cihetine gidilecektir.