6 Nisan 2012 Cuma

Zarar Mahsubu

Kurumlar vergisi kanunun 9 uncu maddesinde zarar mahsubu ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Söz konusu madde hükmü gereği;

(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarlar ayrı ayrı gösterilmek şartıyla aşağıda belirtilen zararlar indirim konusu yapılır:
 
a) Beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar. 

Kanunun 20 inci maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde devralınan kurumların devir tarihi itibarıyla öz sermaye tutarını geçmeyen zararları ile 20 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında gerçekleştirilen tam bölünme işlemi sonucu bölünen kurumdaki öz sermayesinin devralınan tutarını geçmeyen ve devralınan kıymetle orantılı zararların indirilmesinde aşağıdaki şartlar ayrıca aranır:
 
1) Son beş yıla ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinin kanunî süresinde verilmiş olması. 

2) Devralınan kurumun faaliyetine devir veya bölünmenin meydana geldiği hesap döneminden itibaren en az beş yıl süreyle devam edilmesi.
 
Bu şartların ihlâli halinde, zarar mahsupları nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler için vergi ziyaı doğmuş sayılır.
 
b) Türkiye'de kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarla ilgili olanlar hariç olmak üzere, beş yıldan fazla nakledilmemek şartıyla yurt dışı faaliyetlerden doğan zararlar;

1) Faaliyette bulunulan ülkenin vergi kanunlarına göre beyan edilen vergi matrahlarının zarar dahil, her yıl o ülke mevzuatına göre denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapora bağlanması, 

2) Bu raporun aslı ile tercüme edilmiş bir örneğinin Türkiye'deki ilgili vergi dairesine ibrazı, 

halinde indirim konusu yapılır. 

Denetim kuruluşlarınca hazırlanacak raporun ekinde yer alan vergi beyanlarının, bilânço ve gelir tablosunun, o ülkedeki yetkili malî makamlarca onaylanması zorunludur. Faaliyette bulunulan ülkede denetim kuruluşu olmaması halinde, her yıla ait vergi beyannamesinin, o ülke yetkili makamlarından alınan birer örneğinin mahallindeki Türk elçilik ve konsoloslukları, yoksa orada Türk menfaatlerini koruyan ülkenin aynı mahiyetteki temsilcilerine onaylatılarak, aslının ve tercüme edilmiş bir örneğinin ilgili vergi dairesine ibrazı yeterlidir.
 
Türkiye'de indirim konusu yapılan yurt dışı zararın, ilgili ülkede de mahsup edilmesi veya gider yazılması halinde, Türkiye'deki beyannameye dahil edilecek yurt dışı kazanç, mahsup veya gider yazılmadan önceki tutardır.

(2) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının zarar mahsubu konusunda vermiş olduğu en güncel özelgeler aşağıda özetlenmiştir.
Zarar mahsubu yapılırken veya yapılacaksa söz konusu bu özelgelerin dikkate alınmasında yarar vardır.
  • (23/02/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 9-707 sayılı özelge)
Tasfiye sonucu oluşan zararın geçmiş yıl kârlarına ve/veya yasal yedeklere mahsup edilmesi işleminde, nakden veya hesaben bir ödeme bulunmadıkça, geçmiş yıl kârlarının ve/veya yasal yedeklerin geçmiş yıl zararlarına mahsup edilmesi işlemi, kar payı dağıtımı olarak değerlendirilmeyecek ve kar payı dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılmayacaktır.
  • (21/02/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.38.15.01-KV-20-195-28 sayılı özelge)
Şirketinizin yapacağı sermaye azaltımı karşılığında dikkate alınacak geçmiş yıl zararlarının, daha önce sermayeye eklenmiş olan değer artış fonuna ilişkin kısma mahsup edildiği kabul edilecek ve şirketin sermaye azaltımı yapacağı tutar olan 17.000.000 TL üzerinden Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin Mülga "Yeniden Değerleme" başlıklı bölümünün birinci fıkrası uyarınca kurumlar vergisi hesaplanarak ödenecektir. 

- Daha önce sermayeye eklenmiş olan değer artış artış fonunun geçmiş yıl zararlarına mahsubu işleminde, nakden veya hesaben bir ödeme bulunmamaktadır. Bu nedenle, üzerinden kurumlar vergisi hesaplanarak ödenen değer artış fonunun geçmiş yıl zararlarına mahsup edilmesi işlemi, kâr payı dağıtımı olarak değerlendirilmeyecek ve kar payı dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılmayacaktır.
  • (11.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 9-491 sayılı özelge)
Kurumlar vergisi matrahının tespitinde geçmiş yıl zararlarının indirim konusu yapılabilmesi için, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarların ayrı ayrı gösterilmesi ve beş yıldan fazla nakledilmemesi gerekmekte olup beyannamede zarar olsa dahi indirim konusu yapılabilecek indirim ve istisnalar düşüldükten sonra kazanç bulunması halinde de indirime konu edilmesi gerekmektedir.

Bu açıklamalar çerçevesinde, 2005 ve 2006 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinde indirim imkânı olduğu halde kurum kazancından indirilmeyen 2004 yılı zararının, 2008 yılı kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılması mümkün olmayıp 2005 ve 2006 yılı kurumlar vergisi beyannamelerinin düzeltilmesi yoluyla da indirimi mümkün değildir.
  • (11.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 9-492 sayılı özelge)
Kurumlar vergisi matrahının tespitinde geçmiş yıl zararlarının indirim konusu yapılabilmesi için, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarların ayrı ayrı gösterilmesi ve beş yıldan fazla nakledilmemesi gerekmekte olup beyannamede zarar olsa dahi indirim konusu yapılabilecek indirim ve istisnalar düşüldükten sonra kazanç bulunması halinde de indirime konu edilmesi gerekmektedir.

Buna göre, ilgili hesap döneminde kazanç olmasına ve indirim konusu yapılabilecek geçmiş yıl zararı bulunmasına rağmen geçmiş yıl zararlarını dikkate almayan mükelleflerin, bu dönemi izleyen yıllarda söz konusu geçmiş yıl zararlarını mahsuba konu etmeleri mümkün değildir. Ayrıca, kazanç beyan edilen dönemde geçmiş yıl zararlarını mahsup etmeyerek bu hakkından vazgeçen mükelleflerin, kazanç beyan edilen dönem beyannamesini düzeltmeleri ve geçmiş yıl zararlarını indirim konusu yapmaları da söz konusu olmayacaktır.

Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, 2006 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim imkânı olduğu halde kurum kazancından düşülmeyen 2004 ve 2005 yılı zarar tutarlarının, sonraki yıl beyannamelerinde indirim konusu yapılması mümkün olmayıp söz konusu zarar tutarının 2006 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin düzeltilmesi yoluyla da indirim konusu yapılması mümkün değildir.
  • (03.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.01-KVK.ÖZ.2010.28.-74 sayılı özelge)
Birden fazla dönemin zararla sonuçlanması durumunda, zarar mahsubunda en önceki yıl zararından başlanmak suretiyle mahsup işlemi yapılmalıdır. Zarar mahsubunun azami beş yıllık süre içerisinde yapılabilmesinin mümkün olması, en önceki yıl zararının mahsubunu zorunlu kılmaktadır.

Buna göre geçmiş yıllara ait zararların, beş yıllık süre içinde olmak kaydıyla, dönem kârının mevcut olduğu ilk dönemden itibaren mahsup edilmesi gerekmekte olup dönem kârının mevcut olduğu hesap döneminde mahsup edilmeyen geçmiş yıl zararlarının, sonraki dönemlerde mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır.

5 Nisan 2012 Perşembe

Ticaret sicile tescillerde yeni dönem


04.04.2012 tarih ve 28254 sayılı resmi gazetede yayımlanan Gümrük ve Ticaret Bakanlığının 2012/1 sayılı genelgesi ile;

Kamu hizmetlerinin sunumunda hizmetin ilk kademede ve vatandaşa en yakın yerde verilmesi, diğer kamu kurumlarında bulunan bilgi ve belgelerin istenmemesi ve beyana dayalı işlem tesis edilebilmesinin sağlanması amacı ile tacir ile esnaf ve sanatkâr işletmelerinin açılış işlemlerinin kolaylaştırılması, gereksiz belge taleplerinin önlenmesi ve beyana dayalı işlem tesis edilebilmesini teminen,

Ticaret sicili, odalar ve borsalar ile esnaf ve sanatkârlar siciline yapılacak başvurularda aşağıdaki esaslar uygulanacaktır.

A-Ticaret Sicili Memurluklarına yapılacak başvurularda:

(1) Şahıs işletmelerinin tescilinde;

a) Vergi levhası fotokopisi,

b) Defter ön yüz fotokopisi,

c) Tapu veya kira kontratı fotokopisi,

ç) Nüfus cüzdan sureti,

d) İkametgah ilmuhaberi

gibi belgeler istenmeyecek,

Bunun yerine nüfus cüzdanı, ikametgah ilmuhaberindeki bilgiler, başvuru sırasında ilgililerden alınacak T.C. kimlik numarası kullanılarak Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) ve vergi levhasında yer alan bilgiler de Maliye Bakanlığı Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) sisteminden elektronik ortamda temin edilecektir. Defter ön yüzünde, tapu veya kira kontratında yer alan ve tescilde ihtiyaç duyulan bilgiler ile Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 29 uncu maddesinde düzenlenen taahhütnamede yer alması gereken bilgiler ise, kuruluş dilekçesi içerisinde beyan şeklinde alınacaktır.

(2) Şirket kuruluşlarının tescilinde;

a) Nüfus cüzdan sureti,

b) İkametgah ilmuhaberi

gibi belgeler istenmeyecek, 

Söz konusu belgelere yukarıda bahsedildiği şekilde ulaşılacaktır. Ayrıca, anılan taahhütnamede yer alması gereken bilgilerin, kuruluş dilekçesi içerisinde beyan şeklinde alınması durumunda ilgililerden ayrıca taahhütname istenmeyecektir.

B- Ticari işletmeler ile ticaret şirketlerinin odalar ile ticaret borsalarına kayıt ile her türlü işlemlerinde;

a) Tescil ilanının yayımlandığı ticaret sicili gazetesinin aslı veya onaylı sureti ya da ticaret sicili tasdiknamesi,

b) Onaylı ve fotoğraflı nüfus cüzdanı örneği,

c) Noter tasdikli imza sirküleri,

ç) İkametgah ilmuhaberi veya tezkeresi,

d) Vergi levhası veya vergi kaydını gösterir belge,

İstenilmeyecek,

İlgili sicil bünyesinde bulunan belgeler buradan temin edilecek, diğer belgelere konu bilgilerin teyitleri ise yukarıda bahsedildiği şekilde elektronik ortamda yapılacaktır.

Ayrıca, yukarıda yer alan hükümler dikkate alınarak, ilgili odaların ve borsaların internet sitelerinde gerekli değişikliklerin yapılması gerekmektedir.

C- Esnaf ve Sanatkârlar Sicil Müdürlükleri ile Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına yapılacak başvurularda:

5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren, esnaf ve sanatkârların işyeri açılışlarının basitleştirilmesi amacıyla ilgili sicil müdürlükleri ile esnaf ve sanatkârlar odalarına kayıt işlemlerinde istenilen belge sayısı azaltılmıştır.

Bu çerçevede; bundan böyle esnaf ve sanatkârlardan sicil ve oda kayıtlarında;

a) Nüfus cüzdanı örneği ya da fotokopisi,

b) İkametgâh ilmuhaberi,

c) Vergi levhasının aslı ya da fotokopisi

istenmeyecektir.

Ancak, esnaf ve sanatkârlara ilişkin bu bilgiler; Esnaf ve Sanatkârlar Bilgi Sistemi (ESBİS) kullanıma açılıncaya kadar, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun (TESK) esnaf ve sanatkârlar sicil müdürlüklerine sunmuş olduğu altyapı kullanılmak suretiyle Merkezi Nüfus İdaresi Sisteminden (MERNİS) ve Maliye Bakanlığı Vergi Daireleri Otomasyon Projesi (VEDOP) sisteminden elektronik ortamda temin edilecektir. ESBİS kullanıma açıldığında ise bu bilgiler ESBİS aracılığıyla sağlanacaktır.

Ayrıca, esnaf ve sanatkârlar tarafından sicil müdürlüğüne ibraz edilecek 3 adet vesikalık fotoğraf ile ustalık belgesi fotokopisi sicil müdürlüğü marifetiyle ilgili esnaf ve sanatkârlar odasına intikal ettirilecektir.

Sicil müdürlüklerince esnaf ve sanatkârlardan sicil tasdiknamesini ilgili odaya mühürletmesi istenmeyecektir.


4 Nisan 2012 Çarşamba

İndirimli kurumlar vergisi

Kurumlar vergisi kanunun 32/A maddesinde indirimli kurumlar vergisi düzenlenmiştir.

Madde hükmü gereği;

(1) Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.

(2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder. Bakanlar Kurulu; 

a) İstatistikî bölge birimleri sınıflandırması ile kişi başına düşen milli gelir ve sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate almak suretiyle illeri gruplandırmaya ve gruplar itibarıyla teşvik edilecek sektörleri ve bunlara ilişkin yatırım ve istihdam büyüklüklerini belirlemeye, 

b) Her bir il grubu için yatırıma katkı oranını (25.02.2011) % 55'i, yatırım tutarı 50 milyon Türk Lirasını aşan büyük ölçekli yatırımlarda ise (25.02.2011) % 65'i geçmemek üzere belirlemeye, kurumlar vergisi oranını % 90'a kadar indirimli uygulatmaya,

c) Yatırım harcamaları içindeki arsa, bina, kullanılmış makine, yedek parça, yazılım, patent, lisans ve know-how bedeli gibi harcamaların oranlarını ayrı ayrı veya topluca sınırlandırmaya, 

yetkilidir.

(3) İkinci fıkraya göre yatırıma katkı ve vergi oranı farklı illerde aynı mükellef tarafından yapılan yatırımlarda, toplam yatırımın her bir ile isabet eden oranına göre ilgili ilin yatırıma katkı oranı ve indirimli vergi oranı uygulanır.

(4) Tevsi yatırımlarda, elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda izlenmek suretiyle tespit edilebilmesi halinde, indirimli oran bu kazanca uygulanır. Kazancın ayrı bir şekilde tespit edilememesi halinde ise indirimli oran uygulanacak kazanç, yapılan tevsi yatırım tutarının, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle belirlenir. Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır. İndirimli oran uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanır.

(5) Hesap dönemi itibarıyla ikinci fıkrada belirtilen şartların sağlanamadığının tespit edilmesi halinde, söz konusu vergilendirme döneminde indirimli vergi oranı uygulanması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

(6) Yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde, devralan kurum, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla indirimli vergi oranından yararlanır. 

(7) Yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde indirimli vergi oranından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan, aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmı için yararlanır. 

(8) Bu madde gelir vergisi mükellefleri hakkında da uygulanır.

(9) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir

Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının İndirimli Kurumlar vergisi (Yatırım teşvik) konusunda vermiş olduğu en güncel özelgeler aşağıda özetlenmiştir. 

İndirimli Kurumlar vergisi uygulaması yapılırken veya yapılacaksa söz konusu bu özelgelerin dikkate alınmasında yarar vardır.
  • 28/02/2012 tarih ve B.07.1.GİB.4.41.15.01-KVK-2011/7-54 sayılı özelge
"Komple yeni yatırım: Mal ve hizmet üretimine yönelik olarak ana makine ve teçhizat ile yardımcı tesisleri içeren, gerektiğinde arazi-arsa, bina-inşaat harcamalarını da ihtiva eden, yatırımın yapılacağı yerde aynı üretim konusunda mevcut tesisi veya altyapı bütünlüğü bulunmayan yatırımlardır. Ayrıca, mevcut tesislerde makine ve teçhizat ilavesi nedeniyle kapasite artışının %100'ü geçmesi halinde bu yatırımlar yeni yatırım sayılır.

Tevsi: Mevcut bir yatırıma ilave üretim hattı veya makine ve teçhizat ilave yapılması suretiyle üretim miktarının artırılması veya yeni bir yatırım hüviyeti taşımayan, mevcut üretim hattında yer alan makine ve teçhizatların bir bölümünün kapasite açısından ve işlevsel olarak üretim akışındaki diğer makine ve teçhizatlarla uyum içinde olmadığı durumlarda makine ve teçhizatların değiştirilmesi veya yenilerinin ilave edilmesi ve genişleme yapıldıktan sonra mevcut tesis ile alt yapı müşterekliği oluşturarak bir bütün teşkil eden, aynı işletmede aynı mal ve hizmetin kapasitesini en fazla %100'e kadar artırmaya yönelik yatırımlardır."

İndirimli kurumlar vergisi uygulamasına yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği, dolayısıyla kazancın elde edilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren başlanılması,

- Tevsi yatırımlarda, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan sabit kıymet tutarının hesabında bu kıymetlerin birikmiş amortismanlar düşülmeden önceki brüt tutarlarının dikkate alınması, "sabit kıymet" ifadesinden de Vergi Usul Kanununun 313 üncü maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması, dolayısıyla arazi-arsa ve amortismana tabi olmayan diğer kıymetlerle ilgili harcamaların indirimli kurumlar vergisinden yararlanacak kazancın tespitinde dikkate alınmaması,

- Yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerden kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi; işletme dönemine ait olanların ise ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilmek suretiyle amortismana tabi tutulması mümkün bulunmakta olup konuya ilişkin olarak 163 seri no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yapılan açıklamaların dikkate alınması,

- Tevsi yatırımlarda elde edilen kazancın ayrı bir şekilde tespitinin mümkün olmaması halinde, indirimli oran uygulanacak kazancın hesaplanmasında tevsi yatırım tutarının dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan toplam sabit kıymet tutarına oranlanması suretiyle belirlenen oranın her yıl ayrı ayrı tespit edilerek uygulanması,

- Kurumlar Vergisi Kanununun 32/A maddesinde yer alan "Bu hesaplama sırasında işletme aktifinde yer alan sabit kıymetlerin kayıtlı değeri, yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınır." ifadesi ile kastedilen ise sabit kıymetlerin gerekli şartların oluşması halinde yapılan enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan yeniden değerlenmiş değerinin dikkate alınması gerektiğidir. Dolayısıyla, gerekli şartların oluşması halinde yapılacak enflasyon düzeltmesi dışında başkaca bir değerleme yapılmaması,

- Tevsi yatırımlarda indirimli oran uygulanacak kazancın tespitinde sabit kıymetlerin kayıtlı değerlerinin, gerekli şartların oluşması halinde yapılan enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan yeniden değerlenmiş tutarları ile dikkate alınması

gerekmektedir.

Öte yandan, yatırımın faaliyete geçmesinden önce devri halinde devralan kurum; yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçmesinden sonra devri halinde ise indirimli vergi oranından devir tarihine kadar devreden, devir tarihinden sonra ise devralan şirketlerin aynı koşulları yerine getirmek kaydıyla yatırıma katkı tutarının kalan kısmından faydalanabilecektir.

·         (09.05.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.25.15.01-2010-KV-2255-2-3 sayılı özelge)

Yatırım teşvik belgeli yatırım nedeniyle elde edilen kazancın işletme bütünlüğü çerçevesinde ayrı hesaplarda takip ve tespit edilerek indirimli oran uygulanacak kazanç tutarının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/A maddesine göre tespit edilmesi ve yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminden itibaren indirimli kurumlar vergisi uygulamasından yararlanılabilmesi mümkün bulunmaktadır.

·         (29.04.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-KVK 32/A-395 sayılı özelge)

Yatırımın kısmen işletilmesinden elde edilen kazancın ayrı tespitinin söz konusu olmadığı durumda, kısmen tamamlanan ve üretimde kullanılmakta olan yatırımlara ilişkin yatırımın kısmen veya tamamen faaliyete geçtiği geçici vergi döneminde başlanmak üzere, Devletçe karşılanacak tutarın tespitinde; amortisman uygulaması ile ilişkilendirilmeksizin, yapılan tevsi yatırıma ait tutarların, dönem sonunda kurumun aktifine kayıtlı bulunan amortisman düşülmemiş toplam sabit kıymet tutarına (devam eden yatırımlara ait tutarlar da dahil) oranlanması suretiyle indirimli oran uygulanacak kazancın belirlenmesi gerekmektedir. Sabit kıymet ifadesinden ise Vergi Usul Kanunu’nun 313. maddesi uyarınca amortisman mevzuunu oluşturan iktisadi kıymetlerin anlaşılması gerekir.