9 Aralık 2011 Cuma

Finansal Kiralama


yabancı para cinsinden düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri ile temin edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin olarak sözleşme tarihinden sonra oluşan ana para kur farkları ile faizlerin gider yazılması veya maliyete eklenip amortismana tâbi tutularak itfa edilmesi hususunda Kırşehir Defterdarlığınca verilen özelge aşağıda aynen nakledilmiştir.

Konu : Finansal kiralama

27.10.2011 - B.07.4.DEF.0.40.10.00-008-19

“213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 290 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrasında finansal kiralama, kira süresi sonunda mülkiyet hakkının kiracıya devredilip devredilmediğine bakılmaksızın bir iktisadî kıymetin mülkiyetine sahip olmaktan kaynaklanan tüm riskler ile yararların kiracıya bırakılması sonucunu doğuran kiralamalar olarak tanımlanmış; kiralama işleminde, iktisadî kıymetin mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi, kiracıya kira süresi sonunda iktisadî kıymeti rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması, kiralama süresinin iktisadî kıymetin ekonomik ömrünün % 80 inden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının iktisadî kıymetin rayiç bedelinin % 90 ından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birinin varlığı durumunda kiralama işlemi finansal kiralama kabul edileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı fıkranın devamında kira ödemelerinin, sözleşmeye göre, kira süresi boyunca yapılması gereken kira ödemeleri olduğu, kira ödemelerinin bugünkü değerinin, sözleşme tarihinde, kiralamada kullanılan faiz oranının dikkate alınması suretiyle hesaplanan bugünkü değerlerinin toplamı olduğu açıklanmıştır. Kiralamada kullanılan faiz oranının ise, kira ödemeleri ile garanti edilmemiş kalan değer toplamının bugünkü değerini, kiralamaya konu iktisadî kıymetin rayiç bedeline eşitleyen iskonto oranı olduğu hüküm altına alınmıştır.

Anılan maddenin birinci fıkrasının, 2 numaralı bendinde, kiracı tarafından finansal kiralama işlemine konu iktisadî kıymeti kullanma hakkının ve sözleşmeden doğan borcun, kiralama konusu iktisadî kıymetin rayiç bedeli veya sözleşmeye göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerinden düşük olanı ile değerleneceği; 3 numaralı bendinde kiralayan tarafından sözleşmeden doğan alacağın kiralama süresi boyunca yapılacak kira ödemelerinin toplam tutarı, kiralama konusu iktisadî kıymet ise bu iktisadî kıymetin net bilanço aktif değerinden kira ödemelerinin bugünkü değerinin düşülmesi sonucu bulunan tutar ile değerleneceği, iktisadi kıymetin net bilanço aktif değerinden kira ödemelerinin bugünkü değerinin düşülmesi sonucu bulunan tutarın sıfır veya negatif olması halinde iktisadî kıymetin iz bedeliyle değerleneceği ve aradaki farkın iktisadî kıymetin elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar gibi işleme tâbi tutulacağı ile 4 numaralı bendinde kiralayan tarafından aktifleştirilen alacak tutarı ile kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki farkın gelecek dönemlere ait faiz geliri olarak pasifleştirilmek suretiyle değerleneceği hükmüne yer verilmiştir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasının; 1 numaralı bendinde kiracı tarafından aktifleştirilen finansal kiralamaya konu iktisadî kıymetin kullanma hakkının bu Kanunun mükerrer 298 inci maddesi ve üçüncü kitabının üçüncü kısmının birinci bölümünde kiralama konusu iktisadî kıymet için belirlenmiş esaslar çerçevesinde yeniden değerlemeye ve amortismana tâbi tutulacağı; 4 numaralı bendinde kiracı tarafından finansal kiralama sözleşmesine göre yapılan kira ödemelerinin, borç anapara ödemesi ve faiz gideri olarak ayrıştırılacağı ve ayrıştırma işleminin her bir dönem sonunda kalan borç tutarına sabit bir dönemsel faiz oranı uygulanmasını sağlayacak şekilde yapılacağı ile 5 numaralı bendinde kiralayan tarafından gelecek dönemlere ait faiz gelirlerinin, kiralanan iktisadî kıymetin finansal kiralama sözleşmesinin yapıldığı tarihteki rayiç bedelinden, herbir dönem sonunda anapara geri ödemelerinin düşülmesi sonucu kalan tutar üzerinden sabit bir dönemsel faiz oranı yaratacak şekilde hesaplanması suretiyle tahakkuk ettirileceği hükme bağlanmıştır.

Mezkur maddenin 4 numaralı fıkrası hükmü ile finansal kiralama uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlığımıza verilmiş ve bu yetkiye istinaden gerekli açıklamalar 319 Sıra Numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile yapılmıştır.

Anılan Kanunun 280 inci maddesinde, yabancı paraların borsa rayici ile değerlendirileceği, borsa rayicinin tekerrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınacağı; yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kurun Maliye Bakanlığınca tespit olunacağı, bu madde hükmünün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu hüküm altına alınmıştır.

Söz konusu Genel Tebliğinin "II Değerleme ve Amortisman Uygulaması" başlığı altında yer alan "B-Kiracıya İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, finansal kiralama konusu iktisadi kıymetin kullanma hakkı olarak aktife alınarak karşılığında ise kiralayana olan borcun pasife kaydedileceği, kullanım hakkının Vergi Usul Kanunu ve ilgili genel tebliğlerde bu iktisadi kıymet için tespit edilmiş amortisman sürelerinde amorti edileceği, kiralayan açısından yorumu yapılan "her bir dönem sonu" ifadesinin kiracı açısından sözleşmede belirtilen kira ödeme tarihini ifade ettiği ve finansal kiralama işleminin esas olarak bir kredi işleminden farklı olmadığı, kiralayana ödenen finansal kiralama bedellerinin faiz kısmının finansman gider kısıtlamasına tabi olduğu açıklanmıştır.

Diğer taraftan, 11 Sıra Numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde "301- Finansal Kiralama İşlemlerinden Borçlar" hesabı, kiracıların finansal kiralama yapanlara olan ve vadesi 1 yılı geçmeyen borçlarının izlendiği hesap olarak tanımlanmış, finansal kiralama sözleşme tutarının bu hesaba alacak, finansal kiralamaya konu olan ilgili varlık hesabına kira ödemelerinin bugünkü değeri ile borç ve bu iki tutar arasındaki farkın da "302-Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri" hesabına borç kaydedileceği açıklanmıştır.

"302-Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri" hesabı ise, finansal kiralamanın yapıldığı tarihte kiralama işlemlerinden doğan borçlar ile kiralanan varlığa ilişkin kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki farkı gösteren henüz ödenmemiş finansal kiralama borçlanma maliyetlerinin izlendiği hesap olarak tanımlanmış ve söz konusu hesabın işleyişine ilişkin olarak "Finansal kiralama sözleşme tutarı ile finansal kiralamaya konu olan varlığa ilişkin kira ödemelerinin bugünkü değeri arasındaki fark "Ertelenmiş Finansal Kiralama Borçlanma Maliyetleri" olarak bu hesaba borç kaydedilir. Kiralama sözleşmesine uygun olarak tamamlanan her dönem sonunda gerçekleşmiş olan faiz giderleri tutarları bu hesaba alacak "66-Borçlanma Maliyetleri" hesap grubunda ilgili borçlanma gideri hesabına borç olarak kaydedilir." açıklaması yapılmıştır.

Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri ve yapılan düzenlemeler doğrultusunda, kiracı tarafından finansal kiralama sözleşmesine göre yapılan kira ödemelerinin borç anapara ödemesi ve faiz gideri olarak ayrıştırılması, bu ayrıştırma işleminin her bir dönem sonunda (finansal kiralama sözleşmesinde yer alan kira ödemelerinin yapılacağı tarih) kalan borç tutarına sabit bir dönemsel faiz oranı uygulanmak suretiyle yapılması, hesaplanan faiz giderlerinin ise ilk yıl iktisadi kıymetin maliyetine eklenmesi sonraki yıllar ise gider veya maliyet olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Öte yandan, finansal kiralama yoluyla edinilen kıymete ilişkin olarak kiralama süresi içinde sözleşmeye istinaden yabancı para üzerinden yapılan kira ödemelerinin değerlemesi sonucu ortaya çıkan kur farkının da, ilk yıl iktisadi kıymetin maliyetine eklenmesi sonraki yıllar ise gider veya maliyet olarak dikkate alınması gerekmektedir.

Bilgilerinize rica ederim. “

7 Aralık 2011 Çarşamba

Aralık ayında dikkat edilmesi gereken konular

Vergi planlaması ve vergi takvimi açısından Aralık ayının ayrı bir önemi vardır. Bu ayda öteden beri mükellefiyeti devam edenlerin defter tasdiklerini yaptıracakları ay olması dışında aşağıda belirtilen hususları da göz önüne almalarında yarar vardır.

Yıl Sonu Sayımları (Envanter):

      Gerçek mali durumu net olarak görebilmek için işletmeler açısından yapılması gereken önemli işlemler bulunuyor. Bunlardan birisi envanter, sene sonunda işletmenin kâr-zarar durumunun ortaya çıkarılması ve bilançonun hazırlanması aşamasında yapılması gereken teknik bir çalışmadır. Envanter işlemi muhasebe kayıtlarıyla gerçek durum arasındaki farkın ortaya konmasını sağlar. Diğer bir ifadeyle sene içerisinde satılmış, kırılmış, bozulmuş olan bir mal veya ödenmiş olan bir borç kayıtlarda hâlâ mevcut ve ödenmemiş görünüyor olabilir. Bu durum ancak sene sonunda yapılacak fiili ve kaydi envanter ile ortaya çıkacaktır. Zaten VUK’ nun 186’ncı maddesinde belirtildiği gibi, şirketlerin, bilanço günündeki mevcutlarını, alacaklarını ve borçlarını saymak, ölçmek, tartmak ve değerlemek suretiyle kesin bir şekilde ve müfredatlı olarak tespit etmek suretiyle döküm yapması kanun gereğidir.

Yazılı kayıtlar üzerinde yapılan çalışmalar neticesinde fiili envanterle olan farklılık sebepleri ve söz konusu farkın dayanağı bulunamıyorsa, mevcut yazılı kayıtlar fiili envantere göre düzeltilmelidir. Konu ile ilgili olarak 261 nolu sirkümüzde gerekli kayıt örnekleri verilmiştir.

Envanter işleminden sadece stokların sayılması anlaşılmamalıdır. Bütün hesaplar için yapılması gereken envanter sonrasında ayrıntılı bir şekilde listeler, tablolar vs. düzenlenmelidir. Unutulmamalıdır ki işletmenin kârlılık durumunun doğru ve gerçekçi tespit edilmesi envanter ve değerleme işlemlerinin hatasız yapılmasına bağlıdır. Envanter yapılırken en azından aşağıdaki hususlara dikkat edilmesinde fayda var:

Fiili sayım; işletmenin yapısına göre her malı tasnif edip, her tür maldan kaç adet, kaç kilo, kaç metre olduğunun tespit edilerek envanter listesine alınması şeklinde yapılmalı. Listeler hazırlanırken malın işletme mülkiyetinde olup olmadığına bakılmalı. Yani satılmak üzere gönderilen fakat faturası düzenlenmemiş (konsinye) ve emanet mallarla satın alınıp kayıtlara yansıtılmış olduğu halde işletmeye henüz gelmemiş mallar envanter listesine dahil edilmeli. Öte yandan satılmış ve kayıtlara intikal ettirilmiş fakat henüz işletmeden çıkmamış mallarla emanet olarak işletmeye bırakılmış mallar envanter listesine dahil edilmemeli. Envanter neticesinde dönem başı stok + dönem içi alışlar = dönem içi satışlar + dönem sonu stok eşitliğinin sağlanması gerekiyor.

Kasa sayımı yapılmalı ve fiili durumla kaydi durum arasında fark bulunması halinde bu farkın sebebi araştırılarak gerekli düzeltme yapılmalıdır. Bu konuyla ilgili diğer bir önemli husus kasa bakiyesinin işletmenin büyüklüğüne ve iş hacmine göre yüksek kabul edilecek meblağda olmaması gerektiğidir. Birçok işletmede kasa hesabının günlük ihtiyaçları aşacak şekilde yüksek tutarda olduğu görülüyor. Bu gibi durumlarla karşılaşan inceleme elemanları bu kadar paranın kasada bulundurulamayacağını ve bu paraların işletme ortakları tarafından şahsi ihtiyaçlar için kullanıldığını kabul edecek, örtülü kazanç dağıtımı gerekçesiyle vergi ve ceza hesaplayacaklardır.

Kasadaki dövizler, alınan çekler, verilen çekler, bankalar, alıcılar, alacak senetleri, satıcılar, cari hesaplar, amortismanlar tek tek kontrol edilmeli ve ilişkili kişi veya kuruluşlarla (müşteri, satıcı, banka vs.) mümkünse yazılı olarak mutabakata varılmalıdır.

Bu yıl kullanılan defterlerin sene sonu itibarıyla yazdırılmasında fayda vardır. Bilgisayar ortamında tutulan bilgilerin silinme veya kaybolma riski unutulmamalıdır.

      Sermaye Artırımları:

Kurumlar Vergisi Kanunu 12 inci maddesi gereği Örtülü Sermaye varlığının tespiti aşamasında dönem başı Özkaynakları dikkate alınmaktadır. Bu sebeple şirketlerin Aralık ayı içersinde ilişkili kişiler ile Takibeden yıl içersinde yapacakları işlemleri ve Özkaynak durumlarını göz önüne alarak yapılması gerekiyorsa Sermaye Artırımlarını gerçekleştirerek tescil etmeleri yerinde olacaktır. Konu ile ilgili olarak detaylı açıklamalar 256 nolu sirkümüzde yapılmıştır.

Örtülü Kazanç Dağıtımına İlişkin İşlemler:

Yıl içerisinde ilişkili kişiler ile yaptığımız tüm işlemler gözden geçirilmeli Transfer Fiyatlaması dosyalarımız hazırlanmalıdır.

Eleştiriye konu olabilecek fiyat düzeyleri var ise dönem sonu ciro primleri, dönem sonu kar paylaşım faturaları ile fiyat düzeyleri eleştirilmeyecek düzeye çekilmelidir. Konu ile ilgili olarak detaylı açıklamalar 256 nolu sirkümüzde yapılmıştır.

İlişkili kişi;

Kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi, denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumları ifade eder. Ortakların eşleri, ortakların veya eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımları da ilişkili kişi sayılır. Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişimi hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulunca ilan edilen ülkelerde veya bölgelerde bulunan kişilerle yapılmış tüm işlemler, ilişkili kişilerle yapılmış sayılır.

3 yılı aşan Yenileme Fonları:

      3 yıl önce satılan sabit kıymetlerin oluşturduğu yenileme fonunun kullanımına ilişkin 31.12.tarihine kadar ya sabit kıymetler satın alınmalı ve onların amortisman giderlerinden bu fonlar düşülmelidir. Yeni sabit kıymetler alınmıyor ise ilgili fon gelir tablosu hesaplarına intikal ettirilmelidir. 

Sabit Kıymet Yatırımlar:

Ticari araç filolarını ve sabit kıymet yatırımlarını yenileme planları yapan şirketlerin 31.12.tarihine kadar alım yapmaları halinde bu yatırımlarda kıst amortisman uygulaması bulunmamasından dolayı tam amortisman ayrılacağından Cari yıl vergi planlamasında katkı sağlayacaktır. 

Şüpheli Alacaklar:

Tahsili güçleşen alacaklarımız var ise bu alacaklar tespit edilmeli bu yılın vergi hesaplamalarında düşebilmek için en geç 31.12. tarihine kadar dava konusu yapılmalıdır. Şüpheli alacaklarla ilgili detaylı açıklamalar 115 ve 218 nolu sirkülerimizde yapılmıştır

KDV İşlemleri:

      Katma Değer Vergisi kanunu gereği yıl dönümü önemli bir kıstastır. Yeni yılda önceki yıla ilişkin fatura ve fatura yerine geçen belgelerin indirim konusu yapılması söz konusu değildir. Bu sebeple özellikle satış elamanlarının elinde bulunan müşterilere intikal ettirilmemiş fiyat farkı, vade farkı vb iptali söz konusu faturalar, satın alma servislerinde faturaya dönüşmemiş irsaliye ve hizmet alımları sıkı bir şekilde takip edilip ilgili kişi ve servisler önceden uyarılmalıdır. Kur farkı, faiz vb işlemlere ilişkin işlemler ivedilikle tamamlanmalı ve aralık ayı içersinde fatura edilmelidir. 

2 Aralık 2011 Cuma

Defter Tasdiki



Bilindiği üzere İçinde bulunduğumuz Aralık ayı öteden beri vergi mükellefiyeti devam edenlerin VUK nun 176 ve müteakip maddeleri gereğince tutmak zorunda oldukları defterlerini tasdik ettirmeleri gereken aydır.

Bu nedenle defter tasdiki ile ilgili bilinmesi gereken bazı konuları hatırlamakta yarar vardır.

Tasdike tabi Defterler

ü  Yevmiye ve envanter defterleri; (I 'inci sınıf tüccarlar - Bilanço esası)
ü  İşletme defteri; (2 inci sınıf tacirler)
ü  Çiftçi işletme defteri; (Zirai işletme hesabına göre defter tutan çiftçiler)
ü  Yabancı nakliyat kurumlarının hasılat defteri; (Yabancı nakliyat kurumları veya bunları Türkiye'de temsil eden şube veya acenteleri)
ü  Serbest meslek kazanç defteri;
ü  Anonim şirketlerde damga vergisi defterinin (kolektif ve adi komandit şirketler ile bilanço usulüne göre göre defter tutan mükellefler isteğe bağlı olarak tuttukları damga vergisi defterleri dahil)
Tasdik Zamanı

            VUK’ da yazılı defterleri kullanacak olanlar bu defterleri;

ü  Öteden beri işe devam etmekte olanlar, defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda,

ü  Hesap dönemleri maliye bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda,

ü  Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler, işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde,

ü  Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar, bunları kullanmaya başlamadan,

tasdik ettirmek zorundadırlar.
           
ü  Defterlerini ertesi yılda da kullanmak isteyenler, Ocak ayı içinde; hesap dönemleri Maliye Bakanlığı’ nca tespit edilenler bu dönemin ilk ayı içinde

tasdiki yeniletmeye mecburdurlar.

Tasdik Makamı ve Yapacağı İşlemler

Defterler, iş yerinin, iş yeri olmayanlar için ikametgahının bulunduğu yerdeki noter veya noterlik görevini ifa ile mükellef olanlar,

Menkul kıymet ve kambiyo borsasındaki acenteler için borsa komiserliği tarafından tasdik olunur.

Tasdik makamı, VUK’ a göre tasdike getirilen defterleri sosyal güvenlik ile ilgili kuruluşların mevzuat hükümlerine bağlı kalmaksızın tasdik eder.

Defterler, anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasında, şirket merkezinin bulunduğu yer ticaret sicili memuru veya noter tarafından tasdik edilir.

Noterin yapacağı tasdik şerhleri ile anonim ve limited şirketlerin kuruluş aşamasından ticaret sicili memurlarınca da yapılacak tasdik şerhleri defterin ilk sayfasına yazılır.

Tasdik şerhleri

ü  Defter sahibinin; Gerçek kişilerde başta soyadı sonra öz adı (Müessesenin varsa maruf unvanı da ayrıca ilave olunur);  Tüzel kişilerde unvanı;
ü  İş adresi;
ü  İş veya meslekin nev'i;
ü  Defterin nev'i;
ü  Defterin kaç sayfadan ibaret olduğu;
ü  Defterin kullanılacağı hesap dönemi;
ü  Defter sahibinin bağlı olduğu vergi dairesi;
ü  Tasdik tarihi;
ü  Tasdik numarası;
ü  Tasdiki yapan makamın resmi mühür ve imzası.
bilgilerinin içerir.

            Tasdike tabi defterler aşağıdaki şekilde tasdik edilir.

ü  Ciltli defterlerin tasdik esnasında, sayfalarının sıra numarası ile teseselsül ettiğine bakılarak, bu sayfalar teker teker tasdik makamının resmi mühürü ile mühürlenir.

ü  Müteharrik yapraklı yevmiye defteri kullanmalarına Maliye Bakanlığı’ nca müsaade edilen müesseseler bir yıl içinde kullanacaklarını tahmin ettikleri sayıda yaprağı yukarıdaki esaslara göre tasdik ettirirler.

ü  Tasdikli yapraklar bittiği taktirde, yeni yapraklar kullanılmadan evvel tasdik ettirilir. Bunların sayfa numaraları tasdikli yaprakların sayfa numaralarını takiben teselsül ettirilir. Tasdik makamı, ilave yaprakların sayısını ilk tasdik şerhinin altına kaydeder ve bu kaydı usulüne göre tasdik eder.

Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerce yapılacak işlemler

406 seri nolu Vergi Usul Kanunu Genel tebliği gereği noterler veya noterlik görevi ifa edenler tasdik ettikleri defterlere ait bilgileri elektronik ortamda Maliye Bakanlığına göndermeleri zorunlu hale gelmiştir.

Bu zorunlulukla birlikte Noterler Birliği ve TÜRMOB arasında yapılan ortak çalışma ile meslek mensuplarının işlerini yaptıkları müşterilerine ait bilgileri elektronik ortamda girip bu çerçevede müşterilerinin defterlerini tasdik ettirmeleri uygun görülmüştür. Böylelikle noterlerin elektronik ortamdaki bildirimlerini meslek mensupları yerine getirecek ve onay kodu ile birlikte noterlere müracaat ederek tasdik işlemini gerçekleştireceklerdir.

Meslek mensupları müşterinin defterlerini tasdik ettirecekleri noterlikten temin edecekleri şifre ile Türkiye Noterler Birliği web sayfasından (http://www.tnb.org.tr) “SMMM defter bilgi girişi” ekranından sisteme giriş yapabileceklerdir.

SMMM Defter bilgi girişi uygulaması ile ilgili olarak kullanım kılavuzu TÜRMOB web sitesinden temin edilebilecektir.

 Defter Tasdik Ettirmemenin Müeyyideleri

ü  Tasdiki zorunlu defterlerden herhangi birinin tasdik işleminin yaptırılmamış olması, VUK’ un 352. maddesine göre birinci derece usulsüzlük cezası,

ü  Tasdiki zorunlu defterlerden herhangi birinin tasdik işleminin süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılması, VUK’ un 352. maddesine göre ikinci derece usulsüzlük cezası,

kesilmesini gerektirmektedir.

ü  Tasdiki zorunlu defterlerden herhangi birinin tasdik işleminin kanuni sürenin sonundan başlayarak bir ay geçtikten sonra yaptırılması, defterin tasdik ettirilmemiş olması hükmünde olup, bu durum VUK’ un 352. maddesine göre birinci derece iki kat usulsüzlük cezası kesilmesini gerektirmektedir.

Ayrıca, tasdiki zorunlu olan defterlerden herhangi birinin tasdik ettirilmemiş olması, VUK’ un 30. maddesinin 3. bendi uyarınca re’sen takdiri gerektirir.