19 Eylül 2011 Pazartesi

Hasılat paylaşımı



Sahibi bulunduğunuz arsayı bir sözleşme karşılığında müteahhide vererek üzerine yapılacak daire ve dükkanların satış hasılatlarının belli bir yüzdesini alma olarak tanımlayabiliriz.

Bir nevi kat karşılığı daire teslimine benzeyen ancak arsa karşılığında daire veya dükkan alınmayıp satılan daire ve dükkanların hasılatının belli kısmının alınması örneğin %40 veya %50 si gibi.

Bu tür sözleşme ile hasılatın paylaşılmasında arsa sahibin hem KDV hem de Gelir vergisi yönünden avantajları fazla.

Kdv avantajı

KDV kanunu açısından Türkiye'de yapılan 

·         Ticarî, sınaî, ziraî faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler,

·         Her türlü mal ve hizmet ithalatı,

·         Diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetler: 

Katma değer vergisine tabidir.

Hasılat paylaşımı sözleşmesi kapsamında hasılatın paylaşılması durumunda İnşaat firmasının, daire ve dükkanları satarak hasılatın belli bir yüzdesini arsa sahibine vermesi, yukarıdaki üç ana unsura da girmediğinden Arsa sahibi açısından KDV’ye tabi değildir.

Hasılat paylaşımı ve gelir paylaşımı gibi yöntemlerle yapılan inşaat işlerinde, bağımsız birimlerin üçüncü şahıslara satışında, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu tarihte sadece müteahhit tarafından üçüncü şahıslara fatura düzenlenir ve faturada gösterilen toplam bedel üzerinden bağımsız birimin niteliğine göre %1 veya %18 oranında KDV hesaplanır.

Ancak burada unutulmaması gereken en önemli husus arsa sahibinin vergi mükellefiyeti olamayan ve arsa alım-satımını sürekli ve mutad bir faaliyet olarak sürdürmeyen gerçek bir kişi olması gerekiyor. Aksi halde olay ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirileceği için KDV’ye de tabi olacaktır.


Gelir vergisi avantajı

Arsa sahibinin arsa alım satımı gibi sürekli bir faaliyetinin olmaması halinde olayın ticari boyutundan bahsedilemeyeceği için sadece gelir vergisi açısından değer artışı kazancı sayılıp sayılmayacağı hususu önemlidir. Bu durumda da arsanın ediniliş şekli ve zamanı değer artışı vergisi açısından önemlidir. Gayrimenkullerde ediniliş (İktisap) tarihinin zamanı 25 Mart 2011 tarih ve GVK.76/2011-2  seri nolu GVK sirkülerinde örneklerle açıklanmıştır.

·         Arsa Miras ya da Bağış Yolu İle Edinilmiş ise (İvazsız intikal)

Gelir İdaresi Başkanlığının 25 Mart 2011 tarih ve GVK.76/2011-2 sayılı Gelir Vergisi sirküsünde ivazsız intikallerde arsanın müteahhide kat karşılığı verilmesi sonucunda elde edilecek gelirin gelir Vergisine tabi tutulmayacağı açıklanmıştır. Hasılat paylaşımı da bir nevi arsanın müteahhide kat karşılığı vermesi gibi kabul edilmektedir.

·         Arsanın Satın Alma Yolu İle Edinilmiş Olması:

GVK nun 80 inci maddesinde arsanın, satın alma tarihinden itibaren beş yıl geçtikten sonra(1 Ocak 2007’den önce edinilenlerde dört yıl) elden çıkartılmasından sağlanan kazanç (hasılat payı ile arsanın satın alma bedeli arasındaki fark) “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi değildir.

Ancak arsanın satın alma tarihinden itibaren 5 yıl içinde elden çıkarılması gelir vergisine tabidir. Bu durumda arsanın iktisap (edinme) bedeli ile hasılattan alınan pay arasındaki fark “değer artışı kazancı” olarak gelir vergisine tabi tutulacaktır.

Hasılat paylaşımında yıl içinde birden fazla daire ya da işyeri satışında vergi idaresince olay arsa sahibi açısından “ticari kazanç” olarak da nitelendirilemeyecektir. Halbuki arsa karşılığı kat tesliminde böyle bir risk mevcuttur.

Belge düzeni

İnşaat firması, 

Daire veya işyerlerini alıcılara teslim ettiğinde, yedi gün içinde faturasını düzenlemek zorunda. Düzenlenen faturada; teslim edilen konutun net alanı 150 m2’ye kadar ise %1, net alanı 150 m2 ve daha fazla ise veya işyeri ise %18 KDV hesaplanacak.

Hasılattan pay verdiğinde de arsa sahibine (KDV’siz) düzenlediği “gider pusulasını” imzalattıracak.

16 Eylül 2011 Cuma

Kredi Kartı ile Yapılan Tahsilatların Beyanı


Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca KDV mevzuatı açısından tereddüt edilen konulara 60 seri nolu KDV sirküleri ile açıklık getirilmiştir. Bu konulardan biride Kredi Kartı ile Yapılan Tahsilatların Beyanıdır. Konu ile ilgili olarak söz konusu sirkü ile yapılan açıklama aşağıda özetlenmiştir

Kredi kartı, satışa konu mal veya hizmetin bedelinin tahsilinde kullanılmakta olup, kredi kartıyla yapılan tahsilatın, işletme tarafından yapılan bir mal satışı veya sunulan hizmete ilişkin olduğu kabul edilir. Buna göre fatura, mükellefler tarafından yapılan tahsilata değil, KDV uygulamasında tahsilatın ait olduğu teslim veya hizmetin Vergi Usul Kanununda belirtildiği şekilde belgelendirilmesine yönelik olarak düzenlenmektedir.

KDV Kanununun 42 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlığımızca şekil ve muhtevası belirlenen 1 No.lu KDV Beyannamesinde,  bir vergilendirme döneminde gerçekleştirilen teslim ve hizmetlere ait bedelin kredi kartı ile tahsil edilen kısmı, beyannamenin (Sonuç Hesapları - Diğer Bilgiler - Kredi Kartı ile Tahsil Edilen Teslim ve Hizmetlerin Katma Değer Vergisi Dahil Karşılığını Teşkil Eden Bedel) satırına yazılacaktır.

KDV beyannamesinde istenilen bu bilgi, verginin tarh ve tahakkuku ile ilgili olmayan denetim amaçlı bir bilgidir. Bu satırda vergiyi doğuran olayın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın bir vergilendirme döneminde kredi kartı ile yapılan tahsilatlar gösterilecektir. Bu satırda yer alan tutarların Beyannamenin "Sonuç Hesapları" kulakçığındaki "Teslim ve Hizmetlerin Karşılığını Teşkil Eden Bedel" ile uyum göstermemesi ve bu hususun vergi dairesince mükellefe sorulması durumunda, farklılığın; 

- Farklı vergi oranına tabi teslim ve hizmet bedelleri ile vergiye tabi olmayan veya vergiden istisna edilen işlemler,

- İlgili firma veya kurumlar adına pos cihazı ile yapılan (elektrik, su, telefon, faturaları vb.) tahsilatlar,

- Avans ödemeleri,

- Vergisi önceden beyan edilmiş işlemlerin sonraki taksitlerinin kredi kartı yoluyla tahsilatı, 

- Dağıtım ve kurye hizmetleri verilen müşterilerle yapılan sözleşmeler kapsamında dağıtımı yapılan ürünlerin satış bedellerinin tahsilatı,  

- özel matrah uygulaması kapsamında önceki aşamada vergilendirilen işlemler,

- Eczanelerce SGK adına tahsilatı yapılan hasta katılım payları,

- Firma adına kayıtlı pos cihazları kullanılarak bayi veya üye işyerlerince yapılan satışlara ait tahsilatların bayi veya üye işyeri alacağına kaydedilmeksizin doğrudan firma hesaplarına aktarılması

gibi sebeplerden kaynaklandığının izah gerekçesi olarak gösterilmesi mümkündür. 

Başka kurum ve firmalar adına tahsilat işlemleri yapmak suretiyle verilen bu tür hizmetler karşılığı alınan komisyon, prim gibi bedeller üzerinden KDV hesaplanarak beyan edilecektir.
Öte yandan, uyumsuzluğun makul sebeplerle izah edilememesi halinde ilgili mükellefler hakkında gerekli işlemlerin yapılacağı tabiidir.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Sigortalıların Kuruma Bildirim Süreleri


Sosyal Sigortaları Özel Sigortalardan ayıran en büyük fark, sigortalılığın zorunlu oluşudur. Zorunluluk İlkesi çerçevesinde, işveren, sigortalı ve kurum arasında emredici hükümlerle düzenlenmiş bir hukuksal ilişki ortaya çıkmaktadır.

Sigortalı olmak, kişi açsından yalnızca bir hak değil, aynı zamanda bir yükümlülüktür. Yani sigortalı olup olmama konusunda kişinin iradesi rol oynamaz; kişi istese de istemese de belirli koşulların varlığı halinde sigortalı olmak zorundadır. 

Sigortalılığın zorunlu oluşu, sigortalı açısından da kimi yükümlükler doğurur. Bu yükümlülükten kaçınılamaz ve vazgeçilemez.

Sigortalılığın Başlangıcı

5510 sayılı kanuna göre, madde 4/1(a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için sigortalılık çalışmaya, mesleki eğitime veya staja başladıkları tarihten itibaren başlar. Öyle ise, sigorta hak ve yükümlülüklerinin başlama tarihi, yani işe alınma tarihi, hizmet sözleşmesinin yapıldığı tarih değil, fiilen işe başlama tarihidir. Yargıtay’a göre, bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, eylemli çalışmasının da bulunması gerekir. (21.HD., 24.12.1998, 8745/9076, TÜBA/İİÇB. 9.8.1999)

Bildirim Süreleri

Kurumun sigorta yardımlarını yapabilmesi ve yasanın öngördüğü öteki yükümlülüklerini yerine getirmesi her şeyden önce sigortalıların varlığının bilinmesine bağlıdır. İşverenin sigortalıları SGK’ ya bildirme zorunluluğu bu amaçla düzenlenmiştir.

5510 sayılı kanunda, kapsama alınan sigortalıların niteliklerinin farklılığı nedeniyle sigortalıların kuruma bildirmesi yine farklı esaslara bağlanmıştır.

Buna göre;

İşverenler, Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrasının; (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları, çalışmaya başladıkları tarihten önce,

(c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar, göreve başladıkları veya okullarında öğretime başladıkları tarihten, kendi hesabına okumakta iken Türk Silahlı Kuvvetleri veya Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya başlayanlar ise bu tarihten itibaren sigortalı sayılırlar ve bu tarihten itibaren on beş gün içinde,

Kuruma e-sigorta yoluyla bildirmekle yükümlüdür.

İşverenlerce Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan;

a) İnşaat, balıkçılık ve tarım işyerlerinde hizmet akdiyle işe başlatılacak sigortalılar için, en geç çalışmaya başlatıldığı gün,

b) Yabancı ülkelere sefer yapan ulaştırma araçlarına sefer esnasında işe alınan sigortalıların çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir aylık süre içerisinde, Kuruma ilk defa işyeri bildirgesi veren işyerlerinde, sigortalı çalıştırılmaya başlanılan tarihten itibaren bir ay içinde işe alınacakların sigortalı işe giriş bildirgesinin en geç işyerinin tescil tarihinden itibaren bir ay içinde verilmesi halinde,

c) Kamu idarelerince istihdam edilen 8/9/1999 tarih ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa göre işsizlik sigortasına tabi olmayan sözleşmeli personel ile kamu idarelerince yurt dışı görevde çalışmak üzere işe alınanların, çalışmaya başladıkları tarihten itibaren bir ay içinde,

ç) İlk işyerindeki çalışmasına ait sigortalı işe giriş bildirgesi Kuruma verilerek, tescil işlemi yapılmış olan sigortalının, naklen ve hizmet akdi sona ermeden aynı işverenin aynı ya da başka ünitede tescil edilmiş diğer işyerinde çalışmaya başlaması veya işyerinin aynı il içinde başka bir ünitenin görev bölgesine nakledilmesi hâlinde yeni işyeri numarası üzerinden yapılan sigortalı işe giriş bildirgesinin yasal süresi dışında,

d) Kanunda belirtilen sürede Kuruma bildirilme imkânı olmamakla birlikte;

1) Maliye Bakanlığı vizesine bağlı olarak kamu idarelerinde çalışacak sigortalılar için vize işleminin gerçekleştirildiğine ilişkin yazının, ilgili kamu idaresine intikal ettiği günü izleyen ikinci iş günü sonuna kadar,

2) 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu uyarınca özelleştirilen işyerlerinden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına naklen atanan sözleşmeli veya kapsam dışı personelin nakledildikleri kamu idarelerinde işe başladıkları tarihi takip eden ikinci iş günü sonuna kadar,

Kuruma yapılan bildirimler de süresinde yapılmış sayılır.

(4) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan;

a) Ticari kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanların sigortalılıkları, bu mükellefiyetlerinin başlangıç tarihi itibarıyla başlar ve bu tarih vergi dairelerince,

b) Gelir vergisinden muaf olanların sigortalılıkları, esnaf ve sanatkâr sicil müdürlüklerine tescil tarihi itibarıyla başlar ve bu tarih esnaf ve sanatkâr sicil müdürlüklerince,

c) Şirket ortaklarından;

1) Kollektif şirket, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ile donatma iştiraki ortaklarının sigortalılıkları, vergi mükellefiyetlerinin başladığı tarihte başlar ve bu tarih vergi dairelerince,

2) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının sigortalılıkları, yönetim kurulu üyeliğine seçildikleri tarihte başlar ve bu tarih şirket yetkililerince,

3) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının sigortalılıkları, şirketin ticaret siciline tescil edildiği tarihte başlar ve bu tarih ticaret sicil memurluklarınca,

4) Limited şirket ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarından hisse devri alan yeni ortaklarının sigortalılıkları, ortaklar kurulunca devrin yapılmasına karar verildiği tarihte başlar ve bu tarih ortaklar kurulu kararının, hisse devrine ilişkin tanzim edilen noter devir sözleşmesinin, devrin yapıldığının işlendiği pay defterinin birer sureti veya devir ticaret sicil memurluğunca tescil edilmiş ise ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği nüshasının ibraz edilmesi kaydıyla şirket yetkililerince,

ç) Köy ve mahalle muhtarlarının sigortalılıkları, muhtar seçildikleri tarih itibarıyla başlar ve bu tarih il veya ilçe mülki amirliklerince, onbeş gün içinde,

d) Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrası (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları, bağlı oldukları ziraat odalarınca veya kendilerince bir yıl içinde bildirilmesi hâlinde odaya kaydedildikleri tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi hâlinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten başlar ve bu tarih meslek kuruluşuna kayıtlarının yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde ziraat odalarınca veya ziraat odalarının bulunmadığı yerlerde tarım il/ilçe müdürlüklerince,

e) 6132 sayılı Kanuna tabi jokey ve antrenörlerin sigortalılıkları lisans belgesine istinaden fiilen çalışmaya başladıkları tarihte başlar ve bu tarih, kaydın yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Türkiye Jokey Kulübünce,

Kuruma e-sigorta yoluyla bildirilmek zorundadır.

f) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin dört numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılardan Kanunun 6 ncı maddesinin (ı) bendi kapsamına girmeleri nedeniyle sigortalılıkları sona erenlerden muafiyet şartlarının ortadan kalktığını, ziraat odalarından, ziraat odalarının bulunmadığı yerlerde tarım il/ilçe müdürlüklerinden alacakları belge ile birlikte bir yıl içinde Kuruma bildirenlerin sigortalılıkları belgenin düzenlendiği tarihten bu süreyi geçirenlerin sigortalılıkları ise bildirimin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihten başlar. Bu tarih sigortalılarca ve ilgili kuruluşlarca Kuruma bildirilir.

g) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılardan gelir vergisinden muaf olup, Kanunun 6 ncı maddesinin (k) bendi kapsamına girmeleri nedeniyle sigortalılıkları sona erenlerden muafiyet şartlarının ortadan kalktığını esnaf ve sanatkârlar odaları birliğinden alacakları belge ile birlikte 15 gün içinde Kuruma bildirenlerin sigortalılıkları, belgenin düzenlendiği tarihten, 15 günlük süreyi geçirenlerin ise, bildirimin Kurum kayıtlarına intikal ettiği tarihten itibaren başlar. Bu tarih sigortalılarca ve ilgili kuruluşlarca Kuruma bildirilir.

(5) Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılarla ilgili bildirim yükümlülüğü bulunan kurum ve kuruluşlar, bildirimlerini merkez birimlerince yapmaları durumunda, bildirim zorunluluğu yerine getirilmiş sayılır. Kurum bildirimden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını ve yaptığı işin iş kolu kodunu bildirir.

(6) Hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler ile meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrencilerin bildirimleri, Millî Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar, yüksek öğrenim sırasında zorunlu staja tabi tutulan öğrenciler için ise öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumlarınca yapılır.

Kaynak : İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı Mehmet Fatih GELERİ
Muhasebenet.net