12 Eylül 2011 Pazartesi

KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesi


Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca KDV mevzuatı açısından tereddüt edilen konulara 60 seri nolu KDV sirküleri ile açıklık getirilmiştir. Bu konulardan biride KDV İade Taleplerinde Bazı Belgelerin Elektronik Ortamda Alınması ve Değerlendirilmesidir. Konu ile ilgili olarak söz konusu sirkü ile yapılan açıklama aşağıda özetlenmiştir

KDV mükelleflerinin, Ocak/2010 vergilendirme döneminden itibaren gerçekleşen iade hakkı doğuran işlemlerden kaynaklanan KDV iade taleplerinin elektronik ortamda alınması uygulamasına başlanılmış olup, KDV mükellefleri tarafından söz konusu iade taleplerinde indirilecek ve yüklenilen KDV listeleri ile satış faturaları listesi ve iade için ibrazı istenilen durumlarda gümrük (çıkış) beyannamesi listesi internet vergi dairesi üzerinden gönderilmektedir. 

Bu uygulama neticesinde, KDV iade talepleri ile ilgili olarak vergi dairelerince daha önce VEDOP üzerinden manüel olarak yapılan ve oldukça uzun zaman alan kontroller, Başkanlığımızca hazırlanan KDV İadesi Risk Analizi Projesi ile elektronik ortamda yapılmakta, mükelleflerin elektronik ortamda gönderdikleri belgeler esas alınarak özet bir rapor halinde vergi dairelerinin kullanımına sunulmaktadır. 

Bu kapsamda KDV mükelleflerinin tamamının, KDV Kanununun;

- (9/1) maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetki kapsamında getirilen sorumluluk uygulamalarından, 

- (19/2) maddesine göre uluslararası anlaşmalarla getirilen istisna uygulamalarından,

- (29/2) maddesi uyarınca indirimli orana tabi işlemlerden, 

- 32 inci maddesinde sayılan istisna kapsamındaki işlemlerden

kaynaklanan KDV iade taleplerinde (Kanunun (8/2) maddesi uyarınca fazla ve yersiz ödenen vergilerin iadesine yönelik talepler hariç), "indirilecek KDV listesi", "yüklenilen KDV listesi" ve "satış faturaları listesi" ile iade için ibrazı istenilen durumlarda "gümrük (çıkış) beyannameleri listesi"ni elektronik ortamda göndermesi gerekmektedir.
KDV iadelerinde aranılan ve elektronik ortamda sistem üzerinden gönderilmesi gereken "İndirilecek KDV Listesi" ile "Yüklenilen KDV Listesi"nin doldurulmasında aşağıda belirtilen hususlar dikkate alınacaktır. 

(1) Perakende satış fişi veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi kabul edildiği harcamalara ait KDV tutarlarının indirimi mümkün olduğundan, söz konusu belgeler, "indirilecek" ve "yüklenilen" KDV listelerine dâhil edilecek, bu belgelerin gider belgesi olarak kabul edilmediği harcamalara ait KDV ise indirim konusu yapılamayacağından listelere de alınmayacaktır.

(2) Bu listelere, fatura düzenleme limitinin altında kalsa dahi her bir belge ayrı ayrı kaydedilecektir. 

Ancak, Vergi Usul Kanununun 219 uncu maddesinde hükme bağlandığı üzere; muamelelere ilişkin belgelerin, muhasebe fişlerine kaydedilmesi ve defterlere kayıtların bu fişler üzerinden yapılması halinde, belgelerin fişlere kaydedilmesi, defterlere kaydedilmesi hükmündedir. Bu durumda, muhasebe fişlerinde yer alan belgelerin esas defterlere en geç 45 gün içinde işlenmesi gerekmektedir.

Kayıtlarını muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde; yazar kasa ve perakende satış fişlerinin adı geçen vesikalar aracılığıyla yasal kayıtlara intikal ettirilmesi halinde; her bir yazar kasa veya perakende satış fişinin ayrı ayrı listelere girilmesi yerine bu belgelerin kaydedildiği muhasebe fişi (mahsup fişi), primanota ve bordro bilgilerinin girilmesi yeterlidir. 

(3) Aynı mükelleften yapılan alımlar ile aynı mükellefe yapılan satışlar da bu listelere belge bazında ayrı ayrı girilecektir. 

(4) İmalat girdisi fazla olan mükellefler, stoklarını farklı yöntemlere göre takip etmeleri nedeniyle "Yüklenilen KDV Listesi" nin doldurulmasında sorunlarla karşılaşmaktadırlar. 

Yüklenilen KDV listesi, işlemin bünyesine doğrudan giren KDV tutarları ile işlemle ilgili olmak kaydıyla genel giderler ve amortismana tabi iktisadi kıymetler (ATİK) nedeniyle yüklenilen vergilerin doğruluğunun tespiti amacıyla alınmaktadır.

Yüklenilen KDV listesinin "Bünyeye Giren Mal ve/veya Hizmetin KDV'si" sütunu ile istenen bilgi, iade talebine konu işlemin bünyesinde yer alan hammadde, yardımcı madde, mal ve malzeme gibi girdilerle ilgili olarak yüklenilen vergilerin doğruluğunun tespitine yöneliktir. Aynı zamanda tek belge ile temin edilen girdilerin birden çok iade hakkı doğuran işlemde kullanılması ve aynı belgenin farklı işlemler için verilen "yüklenilen KDV listeleri"ne dahil edilmesi durumunda, bu belgeye istinaden iadesi istenilen KDV tutarının belgede yer alan tutarı aşıp aşmadığı da kontrol edilmektedir. 

Dolayısıyla, iade talebinde bulunan mükelleflerin farklı stok takip yöntemleri izlemesinin bu sütunun doldurulmasında bir önemi bulunmamakta olup, bu durumda da "Yüklenilen KDV Listesi" elektronik ortamda gönderilecektir.

Ayrıca, yukarıda belirtilen imalatçılar da dâhil olmak üzere iade talep eden mükellefler, iade için istenen durumlarda, "Yüklenilen KDV Tablosu"nu önceden olduğu gibi doğrudan vergi dairelerine vermeye devam edeceklerdir. 

(5) İade talebine ilişkin olarak ibrazı gereken ve bu listelerin dışında kalan diğer belgelerin önceden olduğu gibi vergi dairesine doğrudan intikal ettirilmesi gerekmektedir. 

(6) Elektronik ortamda alınan indirilecek ve yüklenilen KDV listeleri ile satış faturaları listesinin ve iade için ibrazı istenen durumlarda gümrük (çıkış) beyannamesi listesinin, ayrıca kâğıt ortamında verilmesine gerek yoktur. Elektronik ortamda verilen söz konusu belgelerin, e-beyanname uygulamasında KDV beyannamesi ekinde verilmesine de gerek bulunmamaktadır. 

(7) Mükelleflerce e-beyanname ile talep edilen iadelerde, beyanname ekinde aranan ekler için sistemin otomatik olarak sunduğu basılı olarak alınan "KDV İade Talebine İlişkin İnternet Vergi Dairesi Liste Alındısı" mükellefin KDV iade talep dilekçesine eklenmek suretiyle vergi dairesine elden verilmektedir.

Vergi dairelerinin muhasebe birimleri tarafından iade işlemlerinde düzenlenen muhasebe işlem fişine, elektronik ortamda gönderilen listelerin tamamının eklenmesi yerine bu listelerin elektronik ortamda bulunduğunu gösteren "İnternet Vergi Dairesi Liste Alındısı" nın eklenmesi yeterlidir.

(8) KDV iade taleplerinin, elektronik ortamda gönderilenler de dahil, iade için aranan tüm belgelerin vergi dairesine ibraz edildiği tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı tabiidir. Belge eksikliği ya da belgelerin muhteviyatındaki eksiklikler nedeniyle yapılamayan mahsuben iade taleplerinde, 95 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (1.2.) numaralı bölümündeki açıklamalar çerçevesinde işlem yapılacaktır.

(9) Vergi daireleri, mükelleflerin iade taleplerini, iade için gerekli belgelerin tümü ve sistem tarafından üretilen "KDV İadesi Kontrol Raporu" çerçevesinde değerlendirerek, ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve esaslara göre sonuçlandıracaktır.

(10) Bu listelerin doldurulmasında uyulacak kurallara, "internet vergi dairesi"nden ulaşılması mümkündür.

9 Eylül 2011 Cuma

Sermaye şirketlerinin ödenmeyen kar paylarının hazineye intikali gerekiyor.


26.06.1933 tarih ve 2437 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2308 sayılı “ Şirketlerin müruru zamana uğrayan kupon tahvilat ve hisse senedi bedellerinin hazineye intikali hakkında kanun” çoğumuz tarafından bilinmemektedir.

Söz konusu yasanın birinci maddesi;

"Anonim ve limited şirketleriyle sermayesi eshama ayrılmış komandit şirketlerin komanditerlere ait hisse senetlerinin ve tahvillerinin kanuni mazeret bulunmaksızın beş senelik müruruzamana uğrayan faiz, temettü ve ikramiye gibi menfaatleriyle bu şirketlerin hisse senetleri ve tahvillerinden bedele inkilâp etmiş olanlarının on senelik müruruzamana uğrayan bedelleri Devlete intikal eder.

Bu şirketler bahsolunan menfaat ve bedelleri müruruzaman müddetlerinin bitmesinden itibaren üç ay içinde mahalli mal sandığına vermeye mecburdurlar.

Nizamnamelerinde müruruzaman müddeti tasrih edilip de Ticaret Kanunu mucibince Hükümetçe tasdik edilmiş olan şirketler için tayin olunmuş müddetler müruruzamana esas tutulur.“

Hükmünü içermektedir.

Bu hükme göre,

Anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara ayrılmış komandit şirketlerin komanditer ortaklarının ortağı oldukları şirketler ile ilgili olarak sahip bulundukları hisse senetlerine şirketin yıl sonunda yapmış olduğu kârdan yetkili organlar tarafından ödenmesine karar verilen temettüler ile yönetim kurulu üyelerine veya kuruculara ödenmesine karar verilen ikramiyelerde bu kapsam içinde düşünülmüş ve bunların 5 yıl içinde ödenmemesi halinde Devlete intikal ettirilmesi hükmü getirilmiştir.

Bunun yanında Anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler tarafından ihraç edilmiş bulunulan ve tahviller için ödenmesi gereken faizlerin bu tahvillere sahip bulunanlar tarafından 5 yıl içinde şirketten alınmaması halinde bunlarında yukarıda sözü edilen yasa hükümlerine göre Devlete intikal ettirilmesi gerekmektedir. 

Bu şirketlerin bedelleri nakde dönüşmüş olan diğer bir anlatımla karşılıkları kendisine sahip bulunanlara ödenmek üzere tahakkuk etmiş bulunan hisse senetleri ve tahvillerin anapara bedellerinden şirket tarafından 10 yıl müddetle sahiplerine ödenmeyenleri de,

Devlete intikal edecektir.

Maddenin son fıkrasında bulunan ifadelere göre ana sözleşmelerinde zaman aşımı süreleri  düzeltilmiş olan, şirketlerde zaman aşımı süresi bu düzeltilmeye göre uygulanacaktır.

Yukarıda sözü edilen ve sahiplerine fiilen ödenmemiş olan menfaatlerin, bu ödemeleri yapmak durumunda bulunan şirketler tarafından zaman aşımı sürelerinin dolmasından itibaren üç ay içinde  bağlı bulunulan mal sandıklarına ödenmesi zorunlu bulunmaktadır.

Yasanın 2. maddesine göre “bu hükümlere uymayan şirketler vermeye mecbur oldukları parayı üç misli tazminatla birlikte ödemeye mahkum edilirler.”

Burada dikkat edilecek nokta söz konusu ödemelerin süresi içinde ödenmemesi durumunda 6183 sayılı AATUHK hükümleri çerçevesinde gecikme zammına tabi tutulacak olmalarıdır.

Ayrıca, 31.12.2010 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlanan 2011 yılı Merkezi yönetim Bütçe Kanununa bağlı Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri gelirlerinin dayandığı temel hükümler başlıklı C – Cetvelinde devletin gelirlerinin kanuni dayanakları arasında 12.06.1933 tarih ve 2308 no lu Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon Tahvilat Ve Hisse Senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun’da bulunmaktadır.

2308 sayılı kanundaki bu hükümler çerçevesinde,

·         Ödenecek olan kâr paylarında zaman aşımı süresi yetkili organın ilan ettiği dağıtım tarihinden itibaren,

·         Ödenecek olan tahvil faizlerinde ise zaman aşımı süresi faizin ödeme vadesinden itibaren başlamaktadır.



Kaynak : Muhasebenet.net

7 Eylül 2011 Çarşamba

Akaryakıt İstasyonlarından Ödeme Kaydedici Cihaz Fişi İle Yapılan Alımların Ba-Bs Formları İle Bildirilip-Bildirilmeyeceği



Akaryakıt satışı yapan mükellefler tarafından bir kişi ya da kuruma akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz (ÖKC) fişi verilerek yapılan satışlarda, ÖKC fişinin faturaya dönüştürülmesi durumunda düzenlenen fatura veya faturalar KDV hariç 5.000 TL'yi aşıyorsa bu satışların Form Bs ile nasıl bildirileceğine dair TÜRMOB tarafından Maliye Bakanlığı'ndan görüş istenmiştir.

Maliye Bakanlığı'nın konuya ilişkin yaptığı açıklamada; 

  • Akaryakıt satışı yapan mükellefler tarafından bir kişi ya da kuruma akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz (ÖKC) fişi yapılan satışlarda, ÖKC fişinin faturaya dönüştürülmesi durumunda düzenlenen fatura veya faturalar KDV hariç 5.000 TL’yi asıyorsa bu satışların Form Bs ile bildirileceğini,

  • Diğer taraftan, bir kişi veya kuruma yapılan akaryakıt satışlarında ÖKC fişlerinin faturaya dönüştürülmemesi durumunda ise bu belgelerde (ÖKC fişlerinde) mükellefe ait adı, soyadı, ünvanı ve T.C. Kimlik numarası/Vergi kimlik numarası bilgileri yer almadığından belirlenen haddin aşılıp aşılmadığının tespitinin de mümkün olmadığı, bu nedenle söz konusu satışlara ait belgelerin Form Bs ile bildirilemeyeceğini,

  • Öte yandan, akaryakıt istasyonlarından ÖKC fişleri ile yapılan alımların aylık KDV hariç 5.000 TL’yi aşması halinde Form Ba ile bildirileceğini
belirtilmiştir.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Gümrük vergi ve cezalarında uzlaşma



Vergideki uzlaşma müessesesi; mükellefler açısından ödeme yükünün azalması, İdare açısından tahsilatın bir an önce ve ihtilafsız yapılması,  vergi mahkemeleri açısından ise iş yüklerinin azalması nedeniyle başarı ile uygulanan ve fayda sağlanan bir müessese idi.

Bu düzenlemenin bir benzeri Gümrük Vergileri içinde getirildi. Uzlaşma taleplerinin değerlendirilmesi için "Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü Uzlaşma Komisyonları ve Merkezi Uzlaşma Komisyonu" kurulduğu Gümrük idaresi yetkililerince açıklandı.

 27 Ağustos 2011 Tarih ve 28038 sayılı Resmi Gazete yayımlanan ve 31.08.2011 tarihinde yürürlüğe girecek olan  "Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği" ile

Gümrükçe tahsil edilen,

Gümrük Vergisi,  İlave Gümrük Vergisi,  Tek ve Maktu Vergi,  Dampinge Karşı Vergi,  Subvansiyona Karşı Telafi Edici Vergi,  Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi,  Ek Mali Yükümlülük, Toplu Konut Fonu,  Tütün Fonu,  Ek Fon,  Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu,  Çevre Katkı Payı, Telafi Edici Vergi (İhracat), TRT Bandrol Ücreti (Ticari olmayan eşya için)

Vergileri ile,

4458 sayılı Gümrük Kanunu, 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesine Hakkında Kanun, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu,  4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda öngörülen cezaların tümünün uzlaşma kapsamına alındı.

Sadece,

Gümrük vergilerinin matrahına giren, ancak aslı gümrük idarelerince takip ve tahsil edilmeyen vergi ve benzeri mali yükler uzlaşmaya konu edilemeyecek.

Yönetmeliğin Beşinci maddenin ikinci fıkrası hükmü hariç olmak üzere, aynı tür vergi veya cezanın bir kısmı için uzlaşma talebinde bulunulamayacak.

İlgili mevzuat uyarınca alacak tutarının kesin tahsilinin öngörülmediği ve teminata bağlandığı durumlar uzlaşmaya konu edilmeyecek.

Alacağın 21.3.2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 3 üncü maddesinde yer alan kaçakçılık suçlarına ve kabahatlerine ilişkin olması halinde uzlaşma talebinde bulunulamayacak.

Uzlaşma talebi,

Yükümlünün kendisi veya Kanunun 5 inci maddesinde belirtilen temsilcisi, küçükler ve kısıtlılar adına ise bunları temsile yetkili gerçek kişilerce uzlaşmaya yetkili komisyonların sekretarya hizmetlerini yürütmekle görevli birimine dilekçe ile iletilecek.  Dilekçe taahhütlü posta ile de gönderilebilecek. İştirak sebebiyle ceza tatbik edilenlerin her biri uzlaşma talebinde ayrı ayrı bulunabilecek. İştirak cezası nedeniyle uzlaşma talebinde bulunulması ve uzlaşmanın vaki olması durumunda; uzlaşma, sadece başvuruda bulunanlar için hüküm ifade edecek.

Uzlaşma talepleri,

Henüz itiraz başvurusu yapılmamış gümrük vergileri ve vergi aslına bağlı olsun ya da olmasın tüm para cezalarının yükümlüye veya ceza muhatabına tebliği tarihinden itibaren Kanunun 242 inci maddesinde belirtilen onbeş günlük itiraz süresi içinde yapılabilecek.

Uzlaşma talebinde bulunulması halinde,

İtiraz veya dava açma süresi duracak. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde, süre kaldığı yerden işlemeye başlayacak. Ancak sürenin bitimine üç günden az kalmış olması halinde, süre üç gün uzayacak.

Süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan yükümlü, uzlaşma talep ettiği alacaklar için, başvurusuna ilişkin süreç sonuçlanmadan itiraz veya dava yoluna gidemeyecek.

Uzlaşma konusu yapılan alacaklar, uzlaşma gerçekleştiği takdirde, uzlaşma tutanağının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenecek.

Uzlaşılan tutarın belirtilen süre içinde ödenmemesi veya tecil/taksitlendirmeye konu edilmemesi halinde uzlaşma vaki olmamış sayılacak. Bu durumda, uzlaşmaya konu edilen alacak, genel usullere göre tahsil edilecek.

Uzlaşılan vergilerin ilgili olduğu gümrük beyannamelerinin tescil tarihinden itibaren uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için, uzlaşılan tutar üzerinden 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanacak.