10 Ağustos 2011 Çarşamba

Ba-Bs formları



Form Ba ve Bs lere ilişkin olarak yapılan düzenlemeler 362 - 381 ve 396 Sıra No lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğlerinde mevcut olmakla beraber bunları özetleyecek olursak;

·         Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin aylık dönemlerine ilişkin KDV hariç 5.000,00 TL yi aşan mal ve hizmet alımlarını  (Form Ba) ile; mal ve hizmet satışlarını ise (Form Bs) ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmiştir.

·         5.000 TL lik hadlerin uygulanmasında, özel matrah şekline tabi mal ve/veya hizmet alış/satışlarında katma değer vergisi, özel tüketim vergisine tabi işlemlerde ise özel tüketim vergisi dahil tutarlar dikkate alınacaktır. Belgelerde gelir vergisi tevkifatına da yer verilen hallerde tevkifattan önceki brüt tutarlar dikkate alınacaktır. Belirlenen hadlerin altında kalan alış ve satış bedelleri bildirilmeyecektir

·         İşletme hesabına göre defter tutmakta iken, bilanço esasına geçen mükelleflerin, bilanço esasına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirim formu verme zorunlulukları bulunmaktadır.

·         Bilanço esasına göre defter tutmakta iken, işletme hesabı esasına geçen mükellefler, işletme hesabına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirimde bulunmayacaklardır

·         Kurumlar vergisinden muaf olan mükellefler, muafiyetten yararlandıkları hesap döneminden itibaren Ba - Bs bildirim formu vermeyeceklerdir.

·     Bilanço esasına göre defter tutan Kooperatifler için Ba ve Bs bildirim formlarının verilmesi zorunluluğu yalnızca bilanço esasına göre defter tutmaya bağlandığından ve kooperatifler bilanço esasına göre defter tutmak zorunda olduklarından, Tebliğde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Ba ve Bs bildirim formlarının verilmesi gerekmektedir.

·         Serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin de Ba - Bs bildirimi verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu bildirimler, bu mükelleflerin kanuni merkezleri tarafından, merkez ve şube bilgileri birleştirilerek verilecektir. Ancak, kanuni ve iş merkezi yurt dışında olup, münhasıran serbest bölgede şubesi veya temsilciliği bulunan mükellefler, bildirim formlarında merkez bilgilerini dikkate almaksızın yalnızca serbest bölgede faaliyette bulunan şubelerinin mal ve/veya hizmet alış/satışlarını bildireceklerdir.

·         Kollektif şirketler ve bilanço esasına göre defter tutan adi ortaklıkların Ba - Bs bildirim formları ortaklık veya şirket adına bunların vergi kimlik numaraları kullanılarak verilecektir. (KDV ve Muhtasar Beyanname verdikleri numara) Ortaklık veya şirket adına verilmesi gereken bildirimlerin ortaklardan herhangi birinin vergi kimlik numarası kullanılarak verilmesi halinde bildirim formları hiç verilmemiş kabul edilecektir.

·      Birden fazla şubesi bulunan mükelleflerin bildirim formlarının merkez tarafından şube ve merkez bilgileri birleştirmek suretiyle verilmesi gerekmektedir.

·      Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura,  serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi,  sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba - Bs bildirim formlarına dahil edilecektir.

·      Herhangi bir mal ve hizmet alış veya satışına bağlı olarak, ödemenin gecikmesi ve döviz kurlarının değişmesi suretiyle ortaya çıkan ve fatura düzenlenmek suretiyle alıcıya/satıcıya yansıtılan vade veya kur farkı gelirleri/giderleri de haddi aşması halinde bildirimlere dahil edilecektir.

·      Gerçek kişilere yapmış olduğunuz aylık kira ödemelerinin (5.000 TL ve üzerinde) 268 Sıra No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde belirtilen tevsik edici belgelere dayandırılarak, "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile bildirilmesi gerekmektedir.”

·         Özel matrah şekline tabi alış ve satışların Katma Değer Vergisi dahil tutarlar dikkate alınmak suretiyle Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilmesi gerekmektedir.”

·         Bir kişi veya kurumdan yapılan alışların kısmen veya tamamen iade edilmesi durumunda, bu iadeler söz konusu kişi ve kuruma yapılan satış olarak dikkate alınacaktır. Aynı şekilde, bir kişi veya kuruma yapılan satışlardan bir kısmının veya tamamının iade alınması durumunda, bu iadeler söz konusu kişi ve kurumdan yapılan alış olarak dikkate alınacaktır.

·        Bankalar, Katılım Bankaları, Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri, Menkul Kıymet Yatırım Fon ve Ortaklıkları, Reasürans Şirketleri, Emeklilik Şirketleri, Sigorta Şirketleri ve Acenteleri yapmış oldukları işlemleri belirli periyotlarla Maliye Bakanlığına bildirdiklerinden, hizmet ve satış işlemlerinde düzenledikleri dekont ve poliçe bilgilerini Form Bs ile bildirmelerine gerek bulunmamaktadır.

·         Sigorta şirketleri ve acenteleri, diğer belgelere (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorundadırlar.

·         Sigorta şirketleri tarafından yapılan tazminat ödemeleri fatura ile belgelendirilen bir mal veya hizmet alımına dayanıyor ise, bu alımların genel esaslar çerçevesinde katma değer vergisi hariç tutarlarıyla Ba bildirim formuna dahil edilmesi gerekmektedir.

·         Döviz alış-satışı yapan mükellefler ile yetkili müessese izin belgeli ve altın borsasına
üye olup kıymetli maden alış-satışı ile uğraşan mükellefler belirli miktarın üzerindeki
alış-satış bilgilerini Maliye Bakanlığına bildirmek zorunda olduklarından, bu işlemlerini ayrıca Ba ve Bs bildirim formlarıyla bildirmelerine gerek bulunmamaktadır.

·         Ancak, bu kurumlar, diğer belgelere (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorundadırlar.

·         Diğer taraftan, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin, döviz büroları ve yetkili
diğer kuruluşlardan yapmış oldukları döviz alış-satışlarını Ba ve Bs bildirim formlarına
dahil etmelerine gerek bulunmamaktadır.

·         Yükümlülük kapsamındaki mükelleflerin mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirilmesi gerekmektedir. Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemler, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirlenir.

·         Mükellefler söz konusu bildirim formlarını, aylık dönemler halinde düzenlemek ve takip eden ayın birinci gününden itibaren son günü akşamı saat 24.00’e kadar sistem üzerinden onaylamak suretiyle göndermekle yükümlüdürler.

·         Mükellefiyetin terki halinde bildirim formları, işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar verilmek zorundadır. Bu bildirimler, kullanıcı kodu, parola ve şifre almış mükelleflerce veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensuplarınca verilecektir. Bildirim verme zorunluluğu bulunan mükellefin ölümü halinde, bildirim formlarını verme sürelerine, Vergi Usul Kanununun 16 ıncı maddesi hükmü uyarınca üç ay eklenir.

·         Tasfiyesi devam eden mükellefler bildirim formlarını, tasfiye süresince aylık dönemler
halinde vereceklerdir. Tasfiyenin başladığı aya ait bildirim formları ise tasfiye öncesi
ve sonrası ayrımı yapılmaksızın düzenlenecektir. Diğer taraftan, tasfiye sonunda
bildirimler tasfiye kararının tescil edildiği tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar
tasfiye memuru veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensupları
tarafından verilecektir.

·         Bilanço esasına göre defter tutan ve 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine göre beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ba ve Bs bildirim formlarını da elektronik ortamda vermek zorundadırlar. Bildirim formlarını elektronik ortamda veren mükelleflerin kâğıt ortamında (elden veya posta ile) veremeyeceklerdir. Bildirimlerin elektronik ortamda verilmiş sayılabilmesi için sistem üzerinde onaylama işleminin yapılması şarttır. Onaylama işlemi en geç, bildirimlerin verilmesi gereken sürenin son günü saat 24.00’ten önce tamamlanmalıdır.

·         Vergi dairesi değişen mükellefler, bildirim formlarını en son bağlı oldukları vergi
dairesine göndereceklerdir.

·         Bildirimlerdeki alış/satış bedelleri, Türk Lirası (TL) olarak doldurulacak ve kuruş bilgileri gösterilmeyecektir. Bir kişi veya kurumdan yapılan alış ve/veya satışlarda birden fazla belge olması halinde kuruş ihmali belge bazında değil, belgelerin toplam tutarı üzerinden yapılacaktır.

·         Diğer taraftan, birden fazla sayfadan oluşan (nakli yekûnlu) faturalar tek fatura olarak
kabul edilecektir.

·         İthalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde Gümrük Beyannamesi giriş tarihi, ihracat işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde ise, fiili ihracatın gerçekleştiği tarih dikkate alınacaktır. 

·         Transit ticaret kapsamında yapılan işlemlerin belgelendirilmesi halinde Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilmesi gerekmektedir.”

Ayrıca serbest bölgelerde faaliyette bulunan mükelleflerin yurt içine yaptıkları satış işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde serbest bölge işlem formu tarihi ve tutarı dikkate alınacaktır.

Bildirim formlarında alıcı veya satıcının vergi kimlik numarası, ithalat işlemlerinde "1111111111", ihracat işlemlerinde ise "2222222222" olarak kodlanacaktır.

·         Bir kişi veya kurumun birden fazla şubesinden yapılan mal ve/veya hizmet alımları, muhasebe sistemi gereği ayrı ayrı takip edilse bile, birleştirilerek Ba bildirim formunda tek satır olarak gösterilecektir.

Aynı şekilde, bir kişi veya kurumun birden fazla şubesine yapılan mal ve/veya hizmet satışları
da birleştirilerek, Bs bildirim formunda tek satır olarak gösterilecektir.

Bildirim verme yükümlülüğü bulunan, ancak tüm alış ve satışları belirtilen haddin altında
kalan mükellefler, söz konusu formları Tablo II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle
vermek zorundadırlar. Söz Konusu Formlar BOŞ olarak verilecektir.

·         Bildirim formlarını bu Tebliğde belirlenen süreler içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca cezai işlem uygulanacaktır. Söz konusu cezai işlemin uygulanmasında, Ba ve Bs bildirim formları tek bir form olarak değerlendirilecek ve tek özel usulsüzlük cezası kesilecektir. (2011 için 1.070 TL)

·         Mükellefler elektronik ortamda gönderip onayladıktan sonra, bildirimlerinde hata veya eksiklik bulunduğunu tespit etmeleri halinde, bunları yeniden düzenleyerek göndermek suretiyle düzeltme yapabilirler.

Ba ve Bs bildirim formlarından herhangi birinde hata yapıldığının belirlenmesi halinde, sadece hata yapılan bildirim formunun düzeltilerek gönderilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemlerinde, hatalı veya eksik olarak düzenlenmiş bulunan bildirim formları tamamen iptal edilmekte ve düzeltmeleri içerecek şekilde düzenlenerek verilen bildirim formu geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, düzeltme amacıyla düzenlenen bildirim formlarının, daha önce bildirimde bulunulmamış gibi tüm alış-satış bilgilerini içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir.

·         Bildirimlerin verilme süresi içerisinde yapılan düzeltmelerde herhangi bir ceza uygulanmayacaktır.

·  Süresinde verilen formlar süresi sonundan başlamak üzere ilk 10 gün içinde düzeltilirse Ceza uygulanmayacaktır.

·        10 günlük süre geçtikten sonraki 15 gün içinde düzeltme yapılırsa, özel usulsüzlük cezası 1/5 oranında kesilir. 2011 için 1.070 TL nin 1/5 ‘i 214.TL olarak uygulanacaktır.

·         Yukarıda belirtilen 15 gün geçtikten sonra düzeltme yapılırsa Özel usulsüzlük cezası tam uygulanır (2011 için 1.070 TL)





Serbest meslek kazancı ve KDV



Serbest Meslek Kazancında KDV Uygulaması Son Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurul Kararı ile netleşti ve bilinen ezberlerin bozulmasına neden oldu.

Bu karardan sonra, hizmet verildi ise bedeli tahsil edilmemiş olsa da tahsil edilmeyen hizmet bedeli üzerinden KDV’si tahakkuk edilip ödenecektir.

Serbest meslek mensupları tarafından serbest meslek faaliyetinde KDV’sinde vergiyi doğuran olay açısından 14.04.2006 tarihine kadar ki yaklaşık 20 yıllık süreçte Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun (DVDDGK) 1996 tarihli kararı rehber olarak alınmış bu karar yönünde işlem yapılmıştı.

Söz konusu karar Serbest Meslek faaliyetinde Gelir vergisi açısından tahsil esasının geçerli olduğu bu nedenle de KDV nin meslek kazancının tahsil edildiğinde doğması gerektiği yönünde idi.

14.04.2006 tarih ve E:2006/19, K:2006/92 sayılı DVDDGK kararında ise;

KDVK ’nun 10’uncu maddesi (a) bendinde vergiyi doğuran olaylar arasında, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, vergiyi doğuran olayın meydana geldiğini.

hüküm altına alınmıştır.

Bu hükümden sonra 1996 yılındaki karara göre uygulama yapan mükellefler 2006 tarihli Danıştay kararına uymadıkları için cezalı tarhiyata tabi tutulacak hale gelmiştir.

Şöyleki;

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunun 14.4.2006 tarih ve E:2006/19, K:2006/92 sayılı kararı,

“KDV'nin hizmetin yapılması anında doğduğu, bu hususta ticari, sınai, zirai veya serbest meslek faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler yönünden farklı bir düzenlemeye yer verilmediği, serbest meslek kazancının tespitinde, Gelir Vergisi açısından tahsilat esasının getirilmiş olmasının bu hukuki durumu değiştirmeyeceği”

şeklinde oluşmuştur.

Yasalar aynı yasalar olmasına karşın Danıştay'ın içtihadının terse dönmesi serbest meslek çalışanlarını oldukça sıkıntıya sokacaktır.

Bu son karar neticesinde Mesleki faaliyetin icra edilmesi durumunda herhangi bir tahsilat şartı aranmadan KDV de vergiyi doğuran olay meydana gelmiş sayılmakta ve Meslek erbabınca Serbest meslek makbuzunun kesilerek KDV hesaplanıp beyan edilmesi gerekmektedir.

.

Fatura tanzimindeki 7 günlük süre ve KDV



VUK nun 230 uncu maddesinde faturanın şekli tanımlanmış ve Faturada en az aşağıdaki bilgilerin bulunması amir hüküm altına alınmıştır.

·         Faturanın düzenlenme tarihi, seri ve sıra numarası;

·         Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;

·         Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;

·         Malın veya işin nevi, miktarı, fiyatı ve tutarı;

·         Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, 

Yine aynı kanunun müteakip 231 inci maddesinde Faturanın düzenlenmesinde uyulacak kaideler, 

·     Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.

·         Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.

·      Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.

·         Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.

·         Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.

·         Bu Kanunun 232 inci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar,  müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur.

Şeklinde amir hüküm altına alınmıştır. 

Uygulamada Bu hükümler ışığı altında devam etmektedir. Ancak, faturanın düzenlenmesindeki 7 günlük sınır VUK hükümleri açısından bir sıkıntı çıkarmamakla birlikte KDV uygulamasında zaman zaman sıkıntılara neden olmaktadır.

Zira; KDV Kanunun 2 inci maddesi,

Teslim, bir mal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenlerin gösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesinin başlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.

Amir hükmüne sahiptir.

Öte yandan KDV Kanununda vergiyi doğuran olay aynı kanunun 10 uncu maddesinde,

·         Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması,

·         Malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu   belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,

·         Kısım kısım mal teslimi veya hizmet yapılması mutad olan veya bu hususlarda mutabık kalınan hallerde,   her bir kısmın teslimi veya bir kısım hizmetin yapılması,

·         Komisyoncular vasıtasıyla veya konsinyasyon suretiyle yapılan satışlarda, malların alıcıya teslimi,

·       Malın alıcıya veya onun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesine başlanması veya nakliyeci veya sürücüye tevdii, 

Vergiyi doğuran olay olarak kabul edilmiştir.

Bu durumda yukarıdaki kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde her ne kadar fatura düzenleme süresi 7 olarak VUK belirlenmiş ise düzenleyen açısından KDV dönemlerinin aşılması halinde KDV yönünden vergi ziyaının oluşacağı kaçınılmazdır.

Konuyu bir örnekle açıklayacak olursak;

27.04.2011 tarihinde satılan ve irsaliyesi bu tarihte düzenlenen ancak faturası 7 günlük süre içinde 03.05.2011 tarihinde düzenlenen bir malın hareketinde;

Alıcı açısından;

Alınan malın faturası mayıs tarihini taşıdığı için mayıs ayı hesaplarına intikal ettirilecek ve mayıs ayında indirilecek KDV olarak dikkate alınacağından herhangi bir sorun yoktur.

Zira indirimler ile ilgili KDV nun 29 uncu maddesi gereği; İndirim hakkı vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir.

satıcı açısından

Mal Teslimi KDV Kanunun 2 ve 10 uncu maddesi hükmü gereğince Nisan ayında gerçekleşmiş olmaktadır. Dolayısıyla vergiyi doğuran olay da Nisan ayında gerçekleşmiş sayılmaktadır.

Her ne kadar fatura mayıs ayı içinde kesilmiş olsa dahi KDV de esas olan teslim ve vergiyi doğuran olay hükümleridir. Bu nedenle satılan mala ait hesaplanan KDV nin Nisan ayı KDV beyanına dahil edilmesi gerekmektedir. 

Satıcı tarafından hesaplanan KDV nin faturanın tanzim edildiği mayıs döneminde beyan edilmesi halinde VUK nun 341 inci maddesi, “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.” Hükmü gereğince vergi ziyaına sebebiyet verilmesi anlamını taşır.

Sonuç olarak;

Her ne kadar fatura düzenlemede 7 günlük süre var isede bu süreler hesaplanırken kesinlikle KDV kanunundaki teslim hükümleri unutulmamalı ve ay atlatılmadan fatura tanzim edilmelidir.