17 Mayıs 2011 Salı

Mayıs ayına ait ilave yükümlülükler


Mayıs ayı, olağan muhtasar, KDV veya geçici vergi beyannamesi verilmesi dışında gerek maddi gerek şekli pek çok mali yükümlülüğün toplandığı bir ay. Bu nedenle ilave yükümlülüklerle ilgili olarak bilinmesi gerekenler aşağıda özetlenmiştir.

Emlak Vergisi Taksit Dönemi:

Bina, arsa ve arazilerin idarelerce belirlenmiş değerleri üzerinden alınan Emlak Vergisi'nin birinci taksidinin bu ay içinde ödenmesi gerekiyor. (İkinci taksit, kasım ayı içinde ödenecektir.) 

Kültür Varlıkları Koruma Katkı Payı

Emlak Vergisi'nin % 10'u oranında hesaplanan Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payının birinci taksidinin de bu ay içinde ödenmesi gerekmektedir. 

Ayrıca işyerleri tarafından belediyelere ödenmesi gereken Çevre Temizlik Vergisi'nin birinci taksidinin de bu ay ödenmesi gerekiyor. (Bu vergi konutlarda su faturaları içinde tahsil edilmektedir.)

Vergi Levhasının Tasdiki: 

Gelir/kurumlar vergisi mükellefleri tarafından gelir/kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesinden sonra vergi levhası, Gelir İdaresi Başkanlığı bilgi işlem sistemi tarafından söz konusu beyannamelerde yer alan bilgilere göre oluşturulacak ve mükellefin internet vergi dairesi hesabına aktarılacaktır.

Vergi levhaları sistem tarafından internet vergi dairesi hesaplarına aktarıldıktan sonra, mükellefler, internet vergi dairesinden;

·         Bizzat kendileri veya

·         3568 sayılı Kanun uyarınca yetki almış olup bağımsız çalışan serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler (meslek mensupları)

aracılığıyla,

·         Gelir vergisi mükellefleri için 1 Nisandan itibaren,

·         Kurumlar vergisi mükellefleri için 1 Mayıstan itibaren, vergi levhalarını 31 Mayıs günü sonuna kadar yazdıracaklardır.

Yazdırılan vergi levhalarının Mükelleflerce

a) Merkezlerinde,

b) Şubelerinde,

c) Satış mağazalarında,

d) Çiftçilerin doğrudan doğruya zirai faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerinin tedviri için açtıkları yazıhanelerinde,

e) Taşıt işletmeleri ayrıca taşıtlarında (taşıt işletmesi ifadesi, ücret karşılığında yolcu veya eşya taşımacılığını ifade ettiğinden, diğer iş kollarında faaliyet gösteren mükelleflerin taşıtlarında vergi levhası bulundurma mecburiyetleri bulunmamaktadır.)yetkililerce istenildiğinde ibraz etmek üzere bulunduracaklardır. İş yerinde birden fazla kat veya reyon olması halinde her kat veya reyon için ayrı birer levha alma ve bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bu şekilde alınan vergi levhaları ayrıca vergi dairesine veya meslek mensuplarına imzalattırılmayacak veya tasdik ettirilmeyecektir. İnternet vergi dairesinden erişilebilen vergi levhası üzerinde yer alan, sistem tarafından verilmiş olan onay kodu vergi levhasının tasdiki hükmündedir. Yukarıda sayılan meslek mensuplarının da vergi levhalarının tasdikine dair herhangi bir bildirimde bulunmayacakları tabiidir.

Gelir/kurumlar vergisi mükellefi olup yıl içinde işe yeni başlayan mükelleflerin vergi levhalarında matrah kısmında “Yeni İşe Başlama” ifadesi yer alacaktır. Söz konusu mükelleflerin vergi levhaları, mükellefiyet tesisini müteakip, sistem tarafından internet vergi dairesi hesaplarına aktarılacaktır. Bu mükellefler vergi levhalarını mükellefiyet tesisinden itibaren 1 ay içinde internet vergi dairesinden yazdırmak suretiyle veya bağlı oldukları vergi dairesi aracılığıyla alacaklardır.

Beyannamelerini kanuni süresinden sonra vermiş olan mükellefler, beyanname verilmesini müteakip internet vergi dairesinde bu işlem için hazırlanan menüyü kullanmak suretiyle vergi levhalarını kendileri oluşturarak yazdıracaklar ve yukarıda sayılan yerlerde bulunduracaklardır. Beyanname verilme tarihinin kanuni süresinden sonra ancak 31 Mayıstan evvel olması halinde ise mükellefler internet vergi dairesinde bu işlem için hazırlanan menüyü kullanmak suretiyle vergi levhalarını bu tarihe kadar yazdıracaklardır.

Kazancı basit usulde tespit edilen mükellefler, vergi levhalarına yukarıda belirtildiği şekilde erişebilecekleri gibi bağlı bulundukları meslek odaları aracılığıyla da internet vergi dairesi üzerinden erişebilirler.

Özel hesap dönemine tâbi mükellefler vergi levhalarını beyanname verme sürelerinin son gününden itibaren 1 ay içinde internet vergi dairesinde bu işlem için hazırlanan menüyü kullanmak suretiyle kendileri oluşturarak yazdıracaklar ve yukarıda sayılan yerlerde bulunduracaklardır.

Gelir/kurumlar vergisi mükellefi olup gelir/kurumlar vergisi beyannamelerini elektronik ortamda vermeyen mükellefler vergi levhalarını beyannamelerini vermelerini müteakip bağlı oldukları vergi dairesinden temin edeceklerdir.

Ayrıca, mükellefler vergi levhalarında yer alan bilgilerde hata olduğunu tespit etmeleri halinde derhal bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüğüne bir dilekçeyle başvurmak suretiyle söz konusu hatanın düzeltilmesini talep edecekler, düzeltmeyi müteakip yeni vergi levhasını internet vergi dairesinden oluşturup bu Tebliğde sayılan yerlerde bulunduracaklardır.

Yabancı Sermayeli Şirketlerle İrtibat Bürolarının Bildirim Yükümlülükleri: 

Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanununun Uygulama Yönetmeliği'ne göre, yabancı sermayeli şirketlerle irtibat bürolarının, söz konusu yönetmeliğin ekinde yer alan bilgi formlarını, bu ay içinde bir önceki yıla göre doldurarak Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü'ne göndermeleri gerekmektedir. 

Veraset ve İntikal Vergisi Taksidi: 

Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu ile Veraset Vergisi'nin üç yılda ve altı taksitte ödenmesi gerekmektedir. Bu taksitlerin her yıl mayıs ve kasım aylarında ödenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bu yıla düşen Veraset Vergisi tutarının birinci taksidinin de bu ay içinde ödenmesi gerekmektedir. 

Yatırım İndirimi Stopajı: 

Mükellefler  2010 yılı beyanlarında yararlandıkları yatırım indirimi tutarları üzerinden, yine bu kanunun geçici 61. maddesine % 19,8 oranında stopaj yapmak ve bu stopajı muhtasar beyanname ile beyan ederek bu ayın 26. günü akşamına kadar ödemek zorundadırlar.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Mücbir Sebep

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 13. maddesinde mücbir sebep halleri sayılmış olup, vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler, mücbir sebep hali olarak kabul edilmiştir. 

VUK’ nun 15. maddesinde ise mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği, bu takdirde tarh zamanaşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı hüküm altına alınmıştır. 

Mücbir sebep hallerinde, mücbir sebebin başladığı tarih ile ortadan kalktığı tarih arasında geçen süreler, süreden sayılmamakla beraber, belli bir bölge veya bölgenin bir kısmını etkileyen yangın, deprem, su basması gibi genel karakter taşıyan tabi afetlerde vergi ödevlerinin yerine getirilmesi bakımından mücbir sebep halinin başlangıç tarihi bilinmekte ise de sona erdiği tarihin tespiti mükellefler yönünden güçlük arz etmektedir. 

Bilindiği üzere, VUK ’un 14. maddesinde kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde sürenin idarece belirleneceği hükme bağlanmış, aynı kanunun 15. maddesinde Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkili kılınmış, bu yetkinin vergi türleri ve işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerektiği düzenlenmiştir. 

Düzenlemede malum olması ifadesi yer bulmuş olmasına karşılık, yapılan düzenleme ve açıklamalarda olayın hangi durumlarda malum olarak kabul edileceği açıklanmamıştır. Ancak, idare geçmiş dönemlerde yaşanan 17 Ağustos 1999 deprem felaketi ve 17 Aralık 2001 İzmir ilinde vukuu bulan sel felaketi sebebiyle özel düzenlemeler yapmıştır. 

Mücbir sebep olması sebebi ile mücbir sebep halinin ortadan kalktığı tarihin diğer bir ifade ile işlemeyen mücbir sebep süresinin idarece tespit edilmesi gerekliliğine karşılık, şu an için yapılmış özel bir düzenleme olmaması sebebiyle mükelleflerin ispat ve tevsik yükümlüğü olduğu kanaatindeyiz.

 
VUK’ nun 15. maddesinde belirtilen mücbir sebebin ispat veya tevsik edilmesi işlemi Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı İl Müdürlükleri, -kurulmuşsa- kriz masası, Hasar Tespit Komisyonu, İtfaiye Müdürlükleri veya ilgili diğer kurumlardan alınacak yazı ile yapılabilecektir. 

 
Bilindiği üzere Vergi Usul Kanunu’nun 115. maddesinde belirtilen tabii afetler yüzünden; 

  • Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
  • Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat ve devşirme zamanına tesadüf eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen arazi vergisi borçları ve vergi cezaları;
Maliye Bakanlığı’nca zararla orantılı olmak üzere kısmen veya tamamen terkin olunabilmektedir. İl-ilçe idare kurulları yaptırılacak tahkikat üzerine zarar derecesini ve ilgili bulunduğu gelir kaynağını tespit etmektedirler. 

Tabii afetlere uğrayan mükelleflerin terkin işlemleri ile ilgili geniş açıklamalar 1 Sıra Numaralı VUK Genel Tebliği’nde yer almış bulunmaktadır. Söz konusu Genel Tebliğin 3 numaralı bölümünde belirtildiği üzere terkin kapsamına giren ve vergi borcu bulunan mükelleflerin müracaatta bulunmalarını temin bakımından mutat vasıtalarla gerekli duyurular yapılacak, afete maruz kaldığı vergi dairesince bilinen mükelleflere de müracaatları beklenmeksizin terkin beyannameleri tevdi edilerek beyanda bulunmaları sağlanacaktır. 

Buna göre, afete uğrayan mükelleflerce vergi dairelerinden temin edilecek terkin beyannamelerinin 1 numaralı tablosu doldurularak ilgili vergi dairesine müracaat edilecektir.

 
Vergi Usul Kanununun 111. maddesinin 5. fıkrasında ödeme zamanları düzenlenmiş olup, mücbir sebeplerle gecikme hallerinde vade, uzayan sürenin bittiği gün olarak belirlenmiştir. Diğer taraftan, 500’den fazla mükellefi olan vergi dairelerine para yatırmak bakımından mükelleflere, vadenin bitmesini takip eden tarihten başlayarak 15 gün içinde gün belli etmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır. 

Ayrıca, mücbir sebep hali ilân edilen yerlerdeki mükelleflerin, bu Kanun kapsamında olup, ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizleri ile bu Kanunun 15. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca verecekleri beyannamelere istinaden tahakkuk ettirilen vergilerin ödeme sürelerini, vadelerinin bitim tarihinden itibaren azamî bir yıl süreyle uzatmaya ve bu yetkiyi bölge, il, ilçe, mahal ve afetten zarar görenler ile afetten zarar görme derecesi veya vergi türleri itibarıyla farklı süreler tespit etmek suretiyle de kullanabilmeye Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Dolayısıyla mükellefler bu hüküm kapsamında ödeme günü belirlenmesini de idareden talep edebileceklerdir.

4. Defter ve Belgeleri Tabii Afet Nedeniyle Zayi Olanlar
 
Tabii afet nedeniyle defter ve belgeleri zayi olan mükellefler öncelikle bu durumu mahkeme kararıyla belgelemeleri gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca; defter tutmak mecburiyetinde bulunan kimse ve işletmeye devam eden haleflerinin, defterleri son kayıt tarihinden ve saklanması mecburi olan diğer hesap ve kağıtları tarihlerinden itibaren on yıl saklama mecburiyetleri bulunmaktadır. 

VUK ’na göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar; 

  • VUK 253. maddesi kapsamında tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye, 
  • VUK 256. maddesi kapsamında muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgileri istenildiğinde ibraz ve inceleme için arz etmeye,
zorunludur.

Aynı kanunun 30. maddesinin 3. bendine göre defter ve belgeler vergi incelemesine yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmezse, 4. bendine göre defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmazsa vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir ve re’sen vergi tarhına gidilir. 

Diğer taraftan VUK 373. maddesi kapsamında mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Bir tacirin saklamakla mükellef olduğu defter ve kâğıtların; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet sebebiyle ve kanuni müddet içinde ziyaa uğraması durumunda, ziyaın öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün içinde ticari işletmenin bulunduğu yerin salahiyetli mahkemesine başvurarak durumu mahkeme kararıyla belgelemeleri gerekmektedir. Burada yer alan süre hak düşürücü süre olması sebebiyle özel bir önem arz etmektedir. 

Bu şekilde defter ve belgeleri zayi olan mükelleflerin gelir ve kurumlar vergilerinin beyanları sırasında; 

  • Dönem başından mücbir sebep halinin sona ermesine tekabül eden kıst döneme ilişkin matrahları takdir komisyonlarınca belirlenecektir
  • Mücbir sebep halinin sona erme süresinden dönem sonuna kadar olan kıst döneme ilişkin matrah, tasdik edilmiş olan yeni defterlere göre mükelleflerin kendilerince tespit edilecektir.
2010 yılında verilecek gelir ve kurumlar vergileri beyannamelerinde beyan edilecek matrah yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde tespit edilen matrahtan oluşacaktır. 

Faaliyetlerine devam eden mükelleflerin en kısa sürede yeni defter tasdik ettirecekleri tabidir.

Diğer taraftan KDV Kanununun 34. maddesi gereğince mükelleflerin mal ve hizmet alışları sırasında ödedikleri Katma Değer Vergilerini belgelemeleri ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartı getirilmiş olup, emsal yargı kararlarında "mücbir sebeplerle olsa bile KDV’nin indirilebilmesinin ve gereğinde iadesinin kabulü için KDV’yi içeren belgelerin ibrazının zorunlu olduğu kabul görmüştür. 

Dolayısıyla mal ve hizmet alışı yapılan yerlerden alış belgeleri suretlerinin temin edilmesi ve indirilen KDV’nin doğruluğunun belgelerle ispat edilmesi gerekmektedir. Bu şartın yerine getirilmediği durumlarda mükelleflere vergi iadesi yapılmayacağı gibi, iade edilen KDV geri alınabilecek ve indirilmiş vergiler ikmalen tarh edilerek istenebilecektir. Ancak mükelleflere VUK 373. maddesi hükmü gereği ceza uygulanmaz iken gecikme faizi tahsil olunabilecektir


Vergi Usul Kanunu’nun 278. maddesinde; yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veyahut bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller neticesinde işletme içi veya dışındaki iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış vaki olan emtia ile maliyetlerinin hesaplanması mutad olmayan hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartaların emsal bedeli ile değerleneceği belirtilmiş olup, madde hükmünce zayi olan mallara, vergi kanunları açısından kıymeti düşen mallarla ilgili hükümler uygulanacağından, söz konusu mallar için emsal bedelle ilgili olarak VUK’ nun 267. maddesindeki “Takdir Esası” hükümlerinin tatbik edilmesi gerekmektedir. 

Takdir esasına göre emsal bedeli, takdir komisyonunca belirlenir. Dolayısı ile değeri düşen malların emsal bedeli mükellefler tarafından takdir komisyonundan talep edilmesi gerekmektedir. Mükellefler, değeri düşen mallarının emsal bedelinin tespiti için ilgili oldukları vergi daireleri aracılığı ile ya da bağlı oldukları vergi dairesini ve hesap numarasını belirtmek suretiyle, defterdarlıklara başvurarak, takdir komisyonları aracılığı ile takdir yapılmasını istemelidirler.

Beyanname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınamaması durumunda değeri düşen malların emsal bedel ile değerlenmesi mümkün değildir. Ancak hesap dönemi sonuna kadar takdir komisyonuna emsal bedelin takdiri için başvurulması fakat beyanname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınamaması durumunda, ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi ve takdir komisyonu kararına göre daha sonra malların değerinde meydana gelen düşmeye isabet eden vergi tutarının geri alınması mümkündür. 

 
Anılan Kanun’un 317. maddesinde, yangın, deprem, su basması gibi doğal afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden amortismana tabi iktisadi kıymetler için mükelleflerin müracaatları üzerine ve ilgili bakanlıkların da mütalaası alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı’nca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen "fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. 

Ancak Maliye Bakanlığı sigortalı sabit kıymetler için fevkalade amortisman uygulanmasının mümkün olmadığı görüşündedir.

Söz konusu düzenleme ve Maliye Bakanlığının yaklaşımı çerçevesinde, doğal afetler nedeniyle sigortalı olmayan amortismana tabi iktisadi kıymetleri zarar gören mükelleflerin vergi dairesine fevkalade amortisman oranı belirlenmesi talebi ile başvurması gerekmektedir. 

 
İşletme aktifinde kayıtlı emtia ve amortismana tabi iktisadi kıymetlerde kısmen veya tamamen meydana gelen değer kaybının zarar yahut gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için, oluşan değer kaybının normal ticari faaliyet içinde ya da doğal afetler nedeniyle meydana gelmesi tevsik ve ispat olunması gerekmektedir. Aksi takdirde oluşan gider ve zararların vergi matrahının tespitinde indirim kalemi olarak kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır. 

 
Genel prensip olarak; nihai tüketiciye teslim aşamasına ulaşmadan zayi olan emtia ve değerlerini tamamen kaybeden amortismana tabi iktisadi kıymetler için yüklenilen KDV’nin indirimi mümkün olmadığı gibi, hesaplanan KDV olarak ilgili dönem beyannamesinde de düzeltme yapılması gerekmektedir. 

Ancak, KDVK ’nun 30. maddesi c bendinde özel bir düzenleme yapılarak; deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan mallara ait katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısı ile mücbir sebep hali tevsik ve ispat olunursa KDV ile ilgili yapılacak bir düzeltme bulunmamaktadır.

Bu hallerin dışında zayi olan mallara ait yüklenilen KDV’nin ise hesaplanan KDV’den indirimi mümkün bulunmamaktadır. 


VUK’ nun 330. maddesi çerçevesinde, emtialarda vukua gelen zayiat dolayısıyla alınan sigorta tazminatları bunların değerlerinden fazla olursa bu fazlalığın kara alınacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla elde edilen tazminat bedellerinin gelir olarak kayıtlara intikal ettirilmesi gerekmektedir.

VUK’ nun 329. maddesinde amortismana tabi malların sigorta tazmini hususu düzenlenmiş olup, söz konusu madde hükmü çerçevesinde Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen ziyaa uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (net defter değerinden) fazla olduğu takdirde fark gelir olarak kayıtlara alınabileceği gibi, ziyaa uğrayan malların yenilenmesi işin mahiyetine göre zaruri bulunur veya bu hususta işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa, bu takdirde tazminat fazlası yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilecektir. 

Bu süre içinde kullanılmamış olan tazminat farkları kara ilave edilecektir. Yukarıdaki esaslar dahilinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan tazminat fazlası, yeni değerler üzerinden bu Kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra itfa edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam olunur.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Yatırımlarda devlet yardımlarında yeni düzenlemeler



Hazine'ce hazırlanan Yatırımlarda Devlet Yardımları hakkında yeni düzenlemelerin açıklandığı Genel Tebliğ 11.05.2011 tarih ve 27931 sayılı Resmi gazetede yayımlandı.

Genel Tebliğ ile açıklık getirilen düzenlemeler Eski Gelir İdaresi Başkanı Osman Arıoğlu tarafından makaleleştirildi faydalı olacağı düşüncesi ile söz konusu makale aşağıya çıkarılmıştır.

Tebliğdeki düzenlemeler ana hatlarıyla şöyle belirtebiliriz;

·            250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden, yıllık net satış hasılatı veya mali bilançosu değeri 25 milyon TL'yi aşmayan işletmeler kobi olarak tanımlandı.

·                  Marka, lisans, know-how, vb. gibi maddi olmayan duran varlıkların oranına üst sınır getirildi. Bu yatırımların oranı teşvik belgesinde kayıtlı toplam sabit yatırım tutarının yüzde %50'sini aşamayacak.

·                Baskı, basım, matbaa, tekstil, hazır giyim yatırımlarına yönelik teşvik belgeleri kapsamında kullanılmış makine ve teçhizat ithal edilemeyeceği hükme bağlandı.

·          Komple yeni yatırımlarda sigorta primi işveren payı desteği değişiklik öncesinde komple yeni yatırımlarda işletmeye geçiş tarihinden itibaren sağlanan istihdam için sağlanırken, değişiklik ile belge kapsamında gerçekleşen yatırımla sağlanan istihdam için olması öngörüldü. Ayrıca sigorta primi desteğine yatırımın niteliğine ve bölgesine göre üst sınır getirildi.

·       Destek unsurlarından yararlanan yatırım harcamalarının kamu kurum ve kuruluşlarının destekleri ile diğer kuruluşların kamu kaynaklı desteklerinden yararlanamayacağı hükme bağlandı. Ayrıca, söz konusu desteklerden yararlanılan yatırım harcamaları için müsteşarlığa teşvik belgesi müracaatı yapılamayacağı belirtildi.

·         2009/15199 Sayılı Karar'a eklenen geçici 3. Madde ile 2009/15199 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'na göre daha önce düzenlenmiş teşvik belgeleri kapsamındaki yatırımların belgenin düzenlendiği tarihten itibaren, bu karar veya 6/12/2010 tarihli ve 2010/1166 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın lehe gelen hükümlerinden yararlanacağı belirtildi.

·         Hazine Müsteşarlığı'nın yatırımlarla ilgili yetkileri artırılmış, bir anlamda müsteşarlık yatırımlarla ilgili birinci derece yetkili kurum haline getirildi.

Bunlardan en öne çıkanlarını şöyle sıralayabiliriz:

·         Makro ekonomik politikalar ve gelişen şartları göz önünde bulundurarak gerekli tedbirleri almak, gerekli düzenlemeleri yapmak,

·         Çeşitli kurum ve kuruluşlara verilecek görevlere ilişkin usul ve esasları tebliğler ile belirlemek,

·         Mücbir ve haklı sebeplerin varlığı hâlinde teşvik belgesi ile ilgili gerekli işlemleri yapmak,

·         Yatırımlarda öngörülen şartlara uyulup uyulmadığını denetlemek ve denetim sonuçlarına göre gerekli tedbirleri almak,


·         Bu karar ile kararın uygulanmasına ilişkin tebliğlerde belirlenen hükümlere aykırı davranan, teşvik belgesindeki kayıt ve koşulları yerine getirmeyen, belge kapsamındaki makine ve teçhizatı öngörülen sürelerden önce satan veya satılmasına sebebiyet veren, teşvik belgesinde öngörülen sürede yatırımları tamamlamayan, belirlenen asgari yatırım tutarlarına uymayan yatırımcıların teşvik belgelerini kısmen veya tamamen iptal etmek.


Kaynak : Osman Arıoğlu 

Bugün