9 Şubat 2011 Çarşamba

Serbest Bölgelere İhracat


Serbest bölgelere ihracat, Serbest bölgeye mal ve hizmet teslimidir.

Serbest bölge, Ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla beraber gümrük hattı dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş teşviklerin tanındığı ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler olarak tanımlanabilir.

Serbest Bölgelerde Sağlanan Teşvikler ve Avantajlar Üretim konulu faaliyet ruhsatı kapsamında faaliyet gösteren serbest bölge kullanıcılarının imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, Avrupa Birliği üyeliğinin gerçekleşeceği yılın vergileme dönemi sonuna kadar Gelir veya Kurumlar Vergisi’nden istisnadır.

Hazır işyeri kiralamak suretiyle üretim konusunda faaliyet gösterecek kiracı-kullanıcı firmalar için 15 yıl, diğer konularda 10 yıl, kendi işyerini inşa etmek suretiyle üretim konusunda faaliyet gösterecek yatırımcı-kullanıcı firmalar için 30 yıl, diğer konularda ise 20 yıl süreli faaliyet ruhsatı verilmektedir.

Serbest bölgedeki faaliyetlerle ilgili her türlü ödemeler dövizle yapılır.

Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve gelirler kambiyo rejimine ve herhangi bir izne tabi olmaksızın, yurtdışına veya Türkiye’ye transfer edilebilir.

Fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına verilen yetkiler serbest bölgelerde uygulanmaz.

Serbest bölgeler gümrük bölgesi dışında sayıldığından, serbest bölgeler ile Türkiye arasında yapılan ticarette dış ticaret rejimi hükümleri uygulanır. Serbest bölge kullanıcıları Türkiye’den KDV’siz mal ve hizmet satın alabilirler. Diğer taraftan, serbest bölge ile diğer ülkeler ve diğer serbest bölgeler arasında dış ticaret rejimi hükümleri uygulanmaz.

Mallar serbest bölgede süre sınırlaması olmaksızın kalabilir.

Serbest bölgede sağlanan teşvik ve avantajlardan yerli ve yabancı firmalar eşit olarak yararlanır.

Serbest bölgeler “Türkiye-AB Gümrük Bölgesi”nin parçası sayıldığından, serbest bölgelerden Türkiye veya AB menşeli ürünler ile Türkiye’de serbest dolaşım durumunda bulunan gümrük birliği kapsamındaki ürünler A.TR Belgesi düzenlenerek AB’ye gönderilebilir.

Üçüncü ülke menşeli ürünler ise ortak gümrük tarifesi ile uyumlaştırılmış Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde belirtilen oran üzerinden serbest bölge gümrük müdürlüğüne gümrük vergisi ödenerek serbest dolaşıma geçirildikten sonra A.TR Belgesi düzenlenerek AB’ye gönderilebilir.
.
 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nda serbest bölgelerin kurulması ve işletilmesindeki temel amaçlar; ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli bir şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak olarak sıralanmıştır. Bulundukları ülke ekonomilerine sağladıkları katkıların yanında, esnek ve çağdaş idari yapılarıyla dış ticarete yönelmek isteyen firmalara modern ve gelişmiş bir yatırım ortamı sağlayan serbest bölgeler lojistik merkezler olarak ülkemizde de önemlerini artırmaktadırlar.

Türkiye’de temel olarak ihracata dayalı yatırım ve üretimi teşvik etmek amacıyla 1987 yılından bu yana Akdeniz kıyısında, Mersin, Antalya ve Adana-Yumurtalık Serbest Bölgeleri, Ege Bölgesi"nde Ege (İzmir), Denizli ve İzmir Menemen Deri Serbest Bölgeleri, Marmara Bölgesi’nde, İstanbul Atatürk Havalimanı, İstanbul Deri ve Endüstri, İstanbul Trakya, Avrupa, Kocaeli, Tübitak-Mam Teknoloji, Bursa Serbest Bölgeleri ve İstanbul Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesi, Karadeniz kıyısında, Trabzon, Rize ve Samsun Serbest Bölgeleri,     Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Mardin ve Gaziantep Serbest Bölgeleri, Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum Doğu Anadolu Serbest Bölgesi,  İç Anadolu Bölgesinde, Kayseri Serbest Bölgesi faaliyete geçmiştir

Diğer ihracatlarda olduğu gibi serbest bölgeye de mal girişi gümrük beyannamesi ile veya Serbest Bölge işlem formu ile (SBİF) olmalıdır. İhracat istisnasının uygulanabilmesi için mutlaka mal teslimlerinin Gümrük Beyannamesi ile tevsik edilmesi zorunlu olmakla beraber, Serbest Bölgelere üretim girdisi olmayacak malların kullanılmak ve tüketilmek üzere gönderilmesinde SBİF de GÇB gibi kabul edilecektir. Bu husus Gelir İdaresince Gümrük Müsteşarlığı’na hitaben verilen 26 02 2008 tarih ve 019175 sayılı genel yazıda "GÇB uygulamasında olduğu gibi serbest dolaşımdaki eşyanın serbest bölgelere SBİF ile girip çıkmasının Gümrük idaresinin denetim ve gözetiminde, görev ve sorumluluğunda olması, ayrıca Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Müdürlüğü ile de mutabakat sağlandığından bahisle Serbest bölgelere üretim girdisi olmayacak mallarının kullanılmak ve tüketilmek üzere gönderilmesinde KDV istisnadan faydalanmak için SBİF de GÇB gibi kabul edileceği " bildirilmiştir.

Ayrıca konu 31/03/2008 tarih ve 32101 sayılı genel yazı ile vergi dairelerine bildirilmiştir.

Öte yandan Hizmet ihracına ait tam istisna ise serbest bölgelerde uygulanmaz zira serbest bölgeler yabancı ülke toprağı sayılmaz. Ancak 04/06/2008 tarih ve 5766 sayılı kanunla KDV Kanunu 11/1-a bendine ilave edilen “Serbest bölgedeki müşteriler için yapılan fason hizmetler” tabiri ve 12 inci maddeye ilave edilen 3 bendi;

“ 3) Fason hizmetlerin serbest bölgelerdeki müşterilere yapılmış sayılması için aşağıdaki şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.

a)     Fason hizmet serbest bölgelerde faaliyet gösteren müşteriler için yapılmış olmalıdır.

b) Fason hizmetten serbest bölgelerde faydalanılmalıdır “

Hükmü gereğince Serbest bölgelerdeki müşteriler için verilen fason hizmetlerde tam istisna kapsamına alınmıştır.

Öte yandan kanunun 17 inci maddesi 4/ı bendi gereği Serbest bölgelerde verilen hizmetler, KDV den istisna olup bu madde kapsamsındaki istisnalar kısmi istisna olduğundan iadeye konu edilemez.


7 Şubat 2011 Pazartesi

Basit Usul



Geliri, sadece basit usulde tespit edilen ticari kazançlardan ibaret olan mükelleflerimiz için beyanname verme süresi 1 Şubat 2011 tarihinde başlıyor.

Mükelleflerimiz 2010 yılı kazançlarına ilişkin beyannamelerini, Şubat ayının başından yirmi beşinci günü akşamına kadar bağlı bulundukları vergi dairelerine verebilirler.

Şubat ayı içerisinde verilecek beyannameler üzerinden hesaplanan gelir vergisi, Şubat ve Haziran aylarında olmak üzere, vergi tahsiline yetkili olan banka şubeleri, bağlı bulunulan vergi dairesi veya bağlı bulunulan vergi dairesinin belediye sınırları dışındaki herhangi bir vergi dairesine iki eşit taksitte ödenebilecektir.

Basit Usule Tabi Olmanın Genel Şartları

1. Kendi işinde bilfiil çalışmak veya bulunmak, (işinde yardımcı işçi ve çırak kullanmak, seyahat, hastalık, ihtiyarlık, askerlik, tutukluluk ve hükümlülük gibi zaruri ayrılmalar dolayısıyla geçici olarak bilfiil işinin başında bulunmamak bu şartı bozmaz. Ölüm halinde, iş sahibinin dul eşi veya küçük çocukları namına işe devam olunduğu takdirde, bunların bilfiil işin başında bulunup bulunmamalarına bakılmaz.)

2. İşyeri mülkiyetinin iş sahibine ait olması halinde emsal kira bedeli, kiralanmış olması halinde yıllık kira bedelinin toplamının;

Büyükşehir belediye sınırları içinde;

-2010 takvim yılı için 4.300 TL

Diğer yerlerde;

-2010 takvim yılı için 3.000 TL

-2011 takvim yılı için 3.200 TL’yi aşmaması.

3. Ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak.

Basit Usule Tabi Olmanın Özel Şartları

1. Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanların yıllık alımları tutarının;

-2010 takvim yılı için 60.000 TL

-2011 takvim yılı için 64.000 TL

Veya yıllık satışları tutarının

-2010 takvim yılı için 90.000 TL

-2011 takvim yılı için 96.000 TL’yi aşmaması.

2. (1) numaralı bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşanların bir yıl içinde elde ettikleri gayri safi iş hâsılatının;

-2010 takvim yılı için 30.000 TL

-2011 takvim yılı için 32.000 TL’yi aşmaması.

3. (1) ve (2) numaralı bentlerde yazılı işlerin birlikte yapılması halinde, yıllık satış tutarı ile iş hâsılatı toplamının;

-2010 takvim yılı için 60.000 TL

-2011 takvim yılı için 64.000 TL’yi aşmaması.

Milli Piyango bileti, akaryakıt, şeker ve bunlar gibi kâr hadleri emsallerine nazaran bariz şekilde düşük olarak tespit edilmiş bulunan emtia için, (1) ve (3) numaralı bentlerde yazılı hadler yerine ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak

Basit Usulden Yararlanamayacak Olanlar

Gelir Vergisi kanunun 51 inci maddesi gereğince aşağıya yazılı işleri yapanlar basit usulden faydalanamazlar.

1. Kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları,

2. İkrazat (ödünç para verme) işleriyle uğraşanlar,

3. Sarraflar ile kıymetli maden ve mücevherat alım satımı ile uğraşanlar,

4. Gelir Vergisi Kanununun 94’üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişi ve kurumlara karşı inşaat ve onarma işini taahhüt edenler ile bu mükelleflere karşı derece derece taahhütte bulunanlar,

5. Sigorta prodüktörleri,

6. Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut (aracılık) edenler,

7. Gayrimenkul ve gemi alım satımı ile uğraşanlar,

8. Tavassut (aracılık) işi yapanlar (dayıbaşılar hariç),

9. Maden işletmeleri, taş ve kireç ocakları, kum ve çakıl istihsal yerleri, tuğla ve kiremit harmanları işletenler,

10. Şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar ile treyler, çekici ve benzerlerinin sahip veya işleticileri, (Yapısı itibarıyla sürücüsünden başka on dört ve daha aşağı oturma yeri olan ve insan taşımaya mahsus motorlu kara taşıtları ile yolcu taşıyanlar hariç),

      11. Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları, sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dâhil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sınırları (mücavir alanlar dahil), belediyelerin nüfusları, yöreler itibarıyla veya sabit bir işyerinde faaliyette bulunulup bulunulmadığına göre gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenler.

Bu yetkiye istinaden çıkarılan 8/5521 sayılı, 92/2683 sayılı ve 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararları ile bir kısım mükellefler gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.


95/6430 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile büyükşehir belediyesi olan illerin (Erzurum, Diyarbakır, Sakarya ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine alınan yerlerden, yeni bağlanan mahallelerle birlikte 2000 yılı genel nüfus sayımındaki nüfusu 30.000’den az olan yerler hariç) mücavir alan sınırları dâhil olmak üzere büyükşehir belediye sınırları içinde aşağıda belirtilen faaliyetleri yapan mükellefler, 01.05.1995 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilme kapsamına alınmıştır.

a) Her türlü emtia imalatı ile uğraşanlar,

b) Her türlü emtia alım-satımı ile uğraşanlar,

c) İnşaat ile ilgili her türlü işlerle uğraşanlar,

d) Motorlu taşıtların her türlü bakım ve onarım işleriyle uğraşanlar,

e) Lokanta ve benzeri hizmet işletmelerini işletenler,

f) Eğlence ve istirahat yerlerini işletenler.

Bu mükellefler, basit usulden yararlanmaya ilişkin genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Ancak, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan esnaf muaflığına ilişkin şartları topluca taşıyanlar, 95/6430 sayılı Kararname kapsamına girmediklerinden, esnaf muaflığından yararlanabilmektedirler.

8/5521 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Zirai mahsul satın alarak bu mahsulleri kısmen veya tamamen tüketici dışında kalanlara satan ticaret erbabı 8/5521 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.1983 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.

Canlı hayvan alım-satımı faaliyeti anılan Kararname kapsamında değerlendirildiğinden, bu şekilde faaliyette bulunan mükellefler gerçek usulde vergilendirilecektir.

Zirai mahsulün toptancı hallerinden veya ticari faaliyette bulunan sebze komisyoncularından sonraki teslim aşamaları 8/5521 sayılı Kararname kapsamında kalmamaktadır.

92/2683 Sayılı BKK ile Gerçek Usulde Vergilendirme Kapsamına Alınan Mükellefler

Her türlü televizyon, video, radyo, teyp, müzik seti, disk-çalar, kamera, bilgisayar, soğutucu, çamaşır ve bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, elektronik müzik aletleri, elektrikli dikiş makinesi ile elektrikle çalışan benzeri eşyaların alım-satımı ve üretimi ile uğraşan mükellefler 92/2683 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile gerçek usulde vergilendirme kapsamına alınmışlardır.

Kararnamede yazılı malların yanında, diğer mal ve hizmetleri satan mükellefler de gerçek usulde vergilendirilmektedir.

Bakanlar Kurulu Kararında belirtilen elektrikle çalışan benzeri eşyalar ibaresinden, doğrudan elektrik enerjisiyle çalışan veya elektrikle şarj edildikten sonra çalışan emtianın anlaşılması gerekmektedir.

Bu Kararnamede belirtilen emtianın alım-satımı yoluyla ticaretinin yapılmasında, eski, yeni veya kullanılmış olma ayrımına gidilmeksizin, kararnamede yer alan emtiaların ticaretini yapanlar ile belirtilen işlerle uğraşan bütün mükellefler girmektedir.



4 Şubat 2011 Cuma

Ortaklardan alınan borçlar ve ortaklara verilen borçlarda Tevsik zorunluluğu


Tevsik zorunluluğu Maliye Bakanlığının VUK kanunun 257 inci maddesinin kendisine verdiği yetki çerçevesinde düzenleyerek zorunlu hale getirdiği,  mükelleflerin iş ve işlemlerinde uymaları gereken belge düzeni ve belgelendirme, ispatlama, kanıtlama zorunluluğunda oldukları iş ve işlemleridir.

Tevsik zorunluluğu kimleri kapsamaktadır?

  • Birinci ve ikinci sınıf tüccarları,
  • Basit usule tabi mükellefleri,
  • Defter tutmak zorunda olan çiftçileri,
  • Serbest meslek erbabını,
  • Vergiden muaf esnafları
Kapsamaktadır.

Hangi işlemler tevsik zorunluluğu kapsamındadır?

Yukarıda sayılanların kendi aralarında yapacakları her türlü ticari iş ve işlemler ile yine bunların nihai tüketiciye satacakları mal ve hizmetlerden bedeli 8 bin YTL (01/05/2004 tarihinden itibaren) yi aşan tahsilat ve ödemeleri (Avanslar, pey akçesi, depozitolar dahil) zorunluluk kapsamındadır.

İşletmenin ortaklarından aldığı borç için ortaklarına yaptığı ödemeler 

İşletmenin ortaklarından aldığı borç için ortaklarına yaptığı ödemeler tevsik kapsamında değerlendirilmemektedir.

Ancak;

Kurumlar vergisi Kanunu 12 inci maddesi gereği Kurumların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır. Hükmü gereği ortağın işletmeye verdiği borç paralarda bu sınıra dikkat edilmesi gereklidir. 

İşletmenin ortağa verdiği borç

İşletmenin ortaklara verdiği borçlar tevsik kapsamında değerlendirilmemekle beraber, İşletmelerin ortaklar cari hesabının borç bakiyesi ve kasadaki fazla tutar işletmenin ortağına para kullandırma işlemi sonucu olabileceği gibi, uygulamada yaygın olarak

1- Fiilen harcama yapıldığı halde belgelendirilemeyen durumlar,

2- Bordrolarda kayıtlı ücretlerin fiilen ödenen tutarın altında kalması nedeniyle oluşan durumlar,

3- Kur farkları gibi fiktif gelir yaratılmasından kurtulmak için bu bedellerin tahsil edilmiş gibi gösterilmesi sebebiyle oluşan durumlar,

4- İşletmenin ortaklarının şahsi masraflarının ya da eş ve çocuklarının harcamalarının işletme kasasından karşılandığı durumlar 

nedeniyle oluşmaktadır.


Diğer yandan İşletmeler çeşitli gerekçelerle faaliyet sonucu elde ettikleri paraları, hiçbir belgeye ve muhasebe kaydına aktarmaksızın işletmenin kasasında Türk Lirası cinsinden nakit olarak göstermektedirler.

VUK 320, 323 ve 332 seri nolu genel tebliği ile tevsik mecburiyeti hakkında getirilen düzenleme ihtiyaç fazlası tanımlamasını kabul edilebilir bir gerekçeye dayalı kılmaktadır.

İhtiyaç fazlası şeklinde tanımlanan tutar her işletme için (işletme hacim ve büyüklüklerine göre) farklılık gösterir. Burada dikkat edilmesi gereken işletmenin aylık, haftalık ve günlük (belirli günler) tahsilat ve ödemelerinin takibi ve izlenmesidir. Buna nakit programı dersek ve bunun dışında çok büyük sapmalar var ise bu ihtiyaç fazlası olarak tanımlanır.

Kasada ihtiyaç fazlası nakit varlığından söz edildiği durumlarda da Şirketin ortağa borç para vermesi halinde Vergi idaresi, emsaline göre göze çarpacak şekilde yüksek veya düşük faiz veya komisyon nispetlerinin uygulanmasını veya hiç faiz uygulamamasını örtülü kazanç dağıtımı olarak kabul etmektedir