7 Ocak 2011 Cuma

MARKA , PATENT VE FAYDALI MODEL


1-Marka

Marka sözcüğü dilimize İtalyancadan girmiştir. Sözcüğün orijinali “marca” ’dır. Sözlük anlamı ise bir ticari malı, herhangi bir nesneyi tanıtmaya, benzerinden ayırmaya yarayan Sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi ve ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen ya da benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü özel ad ve işaretlere marka denilir.

Marka, bir işletmenin mal ve hizmetlerinin bir başka işletmenin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlar.

Marka olarak işletmeyle bağlantılı kişi adları da dahil olmak üzere başkaları tarafından tescil ettirilmemiş her şey kullanılabilir.

Marka tescili; marka niteliğindeki işaretlerin başkaları tarafından haksız ve bilinçsiz kullanımı engellemek ve kullanımı halinde doğacak zararın önüne geçmek için markayı koruma altına alır.

Çağımızda markaların değerleri şirketin sahip olduğu maddi varlıklarından daha yüksektir. Şirketlerin ekonomik parametrelerinde marka değeri en önemli rollerden birini oynamaktır. Bundan dolayı da markanın korunması ticari hayatta başarılı için en önemli şartlardan biridir. Ülkemizde ve dünyada markalar Türkiye’nin de 1930 yılında imzaladığı Paris Anlaşması kriterleriyle korunur. Türkiye’de marka tescili batılı normlarda korunması ise Gümrük Birliğine katıldığımız dönem olan 1995’den beri KHK 556 sayılı kanun hükmünde kararnameyle sağlanır.

Şirketler kendilerini rakiplerinden ayıran en önemli husus olan marka ve logolarını marka tescili vasıtasıyla koruma altına almaları gereklidir. Marka tescili şirketleri taklitçilerinden koruyan en etkili     kanuni koruma yoludur

Bir markanın tescil ettirilmesi, genel olarak şu hakları sağlar:

·         Markanın tescil kapsamına giren aynı veya benzeri mal veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli markayı, benzerlerini ve halk üzerinde tescilli marka ile karıştırılma ihtimali olan herhangi bir işaretin tescilli markanın itibarından dolayı haksız avantaj elde edecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterine zarar verecek nitelikteki herhangi bir işaretin izinsiz kullanılmasının önlenmesini isteme,

·         Tescilin hukuki olarak sağlayacağı tescilli bir markanın başkasına devir edilebilirliği, miras yolu ile intikal edilebilirliği, kullanma hakkının lisans konusu olabilirliği, rehin ve teminat olarak gösterilebilirliği.

Bu haklardan yararlanmak ve diğer firmaların düşük kaliteli ürünlerle markayı kullanarak markaya verebilecekleri değer kaybını engellemek için marka tescili yaptırılması gerekiyor.

Marka tescili, sahibine sadece tescilin yapıldığı ülke için hak sağlıyor. Tescilin sağladığı haklardan başka ülkelerde de yararlanabilmek için ilgili ülkede de marka tescili yapılması gerekiyor.

Yabancı ülkelerde gerçekleştirilecek tescil işleminin başta parasal olmak üzere birçok zorlukları bulunuyor. Bu zorluklar dikkate alınarak yabancı ülkelerde yapılacak marka tescil işlemleri için destek sağlanıyor. Söz konusu desteği düzenleyen “Yurt Dışı Birim, Marka ve Tanıtım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ”e göre;

Şirketlerin yurt içi marka tescil belgesine sahip oldukları markalarının yurt dışında tescili ve korunmasına ilişkin giderleri, yüzde 50 oranında ve yıllık en fazla 50.000 ABD Dolarına kadar destekleniyor.

Şirketler, belirtilen marka tescili ve korunmasına yönelik destekten en fazla 4 (dört) yıl süresince yararlanabiliyor. Dört yıllık süre bu konudaki ilk destek ödemesine esas teşkil eden ödeme belgesinin tarihinden itibaren başlıyor.

Yurt içi ve yurt dışı marka tescil başvurularının aynı dönemlerde yapılmış olması durumunda, her iki marka tescil işleminin gerçekleştirilmiş olması şartıyla, destek başvurusunun değerlendirilmesinde yurt içi markaya ilişkin korunma tarihi esas alınıyor.

Markalar kendi içlerinde dört gruba ayrılmaktadır:

Ticaret Markaları:

Bir işletmenin imalatını ve/veya ticaretini yaptığı malları, başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işaretlerdir. Piyasada gördüğümüz ürünlerin veya ambalajların üzerinde kullanılan markalar ticaret markalarıdır.

Hizmet Markaları:

Hizmet sektöründe faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların kullandığı isim ve/veya işaretlerdir. Bankalar, sigorta şirketleri, hastaneler, taşımacılık firmaları, reklamcılık, tv-radyo yayıncıları, oteller, restaurantlar ve eğlence hizmeti veren firmalar markalarını hizmet markaları kapsamında korumaktadır.

Garanti Markaları:

Marka sahibinin kontrolü altında, birçok işletme tarafından o işletmelerin ortak özelliklerini, usullerini, coğrafi menşelerini ve kalitesini garanti etmeye yarayan işaretlerdir. Uluslararası Yün Birliğine ait “WOOLMARK” markası, Türk Standartları Enstitüsü tarafından, firmalara verilen standartlara uygunluk belgesiyle kullanılan TSE markası, ISO 9000, CE işareti, gıda şirketlerine verilen HACCP (İngilizce Hazard Analysis and Critical Control Point - Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol Noktaları ifadesinin kısaltmasıdır), Zürih Üniversitesi tarafından diş çürümesine yol açmayan sakızlar üzerinde kullanılan özel tasarımlı diş resmi de garanti markalarına örnek olarak gösterilebilir.
 
Ortak Markalar:

Üretim veya ticaret veya hizmet işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılmak üzere, grubu oluşturan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretlerdir.

Marka oluştururken dikkate alınacak kriterler

  • Kolay okunabilmeli,
  • Ayırt edici özelliği bulunmalı,
  • Kolayca taklit edilememeli,
  • Okunuşu kulağa hoş gelmeli,
  • Akılda kalıcı olmalı,
  • Tüketicinin zihnine işlemeye ve bilinçaltına tesir etmeye elverişli olmalı,
  • İhracat yapılacaksa ihracat yapıldığı ülkenin dilinde kötü bir anlamı bulunmamalı.
  • Markayı kullanmaya başlamadan önce başkası adına tescilli olup olmadığı konusunda araştırma yapılmalı.
Yapılan araştırmalara göre iki heceli sonu “a” ile biten markaların tüketici zihninde daha çok yer ettiği tespit edilmiştir. Markanın mutlaka bir anlamı olması, anlaşılır olması gerekmemektedir. Dünyada veya Türkiye’de büyük firmaların isim veya markalarını incelediğimizde bu markaların firma kurucularının isimlerinden, isimlerinin baş harflerinden oluştuğu veya sözlüklerden (örneğin Mitoloji Sözlüğü iyi bir kaynaktır) seçilmiş kelimeler olduğu görülmektedir.
 
Marka Tescilinden Önce Ön Araştırma Yapmak Olmazsa Olmaz Bir Şarttır!..

Marka seçimi yapıldıktan sonra yapılacak ilk iş markanın faaliyet gösterilecek sektörde markanın tescilli olup olmadığının araştırılmasıdır. Markanın başkası adına tescilli olmadığı öğrenildikten sonra marka tescil için başvuru yapılmalıdır. Markanın başkası adına tescilli olup olmadığı hakkında araştırma yapılmadan başvuru yapılması halinde, marka başkası adına tescilli olması durumunda markaya yapılan yatırım ve harcanan zaman boşa gidebilir. Zaten uzun süren marka tescili prosedürü için tekrar başvuru yapmak ve masraf yapmak zorunda kalınabilir. Sürecin zaman olarak minimum altı aylık bir maliyeti olacaktır.

Marka Tescil  Ne Kadar Sürmekte

Marka Tescilinin resmi işlemleri yaklaşık olarak 12 ay sürmektedir. Bu neden ile çalışmalara bir an evvel başlanılması tavsiye edilir. Tescil edilen markanız 10 yıl süre ile koruma altına alınır ve her 10 yılın sonunda bu süre uzatılabilir.


1.      Başvuru bilgileri (Şahıs veya Firma’ya ait bilgiler),

2.      Marka örneği (tercihen; siyah/beyaz veya renkli logo),

3.      Vekaletname (imza + kaşelenmiş olarak noter onaysız).
 

2- Patent

Patent, buluş sahibinin buluş konusu ürünü belirli bir süre üretme, kullanma veya satma hakkıdır. Aynı zamanda, bu hakkı gösteren belgeye de patent denir. Sınai mülkiyet haklarının içinde önemli bir yer tutan "patent hakkı", özellikle teknoloji transferinin aracı olması bakımından gelişmekte olan ülkeleri daha çok ilgilendirmektedir.

Patent, endüstri alanındaki bir buluşun sahibine resmi bir organ tarafından verilen ve bu buluşunun belirli bir süre kendisinin izni olmaksızın başkalarınca kullanılmasını engelleme yetkisi sağlayan belgedir. Bu doküman, hak sahibine belirli bir süre için buluşunun başkalarınca imali, kullanılması, satımı ve ithalini engelleme hakkını sağlar.

Buluş, insan zekasının ürünü olan özel teknik bir problemin çözümünü sağlayan (teknik bir kural getiren) yenilik unsuru taşıyan fikirdir. Bu fikir, bir ürüne veya üretim usulüne ilişkin olabilir.

Buluşların patentle korunması sadece patent sahibine fayda sağlayan bir olgu değildir. Aksine patent sistemi, ülkesel boyutla ve hatta uluslar arası alanda önemli işlevlere sahiptir. Buluşların patentle korunması, buluş sahibini ödüllendirmenin yanı sıra, zihin ürünlerinin toplum bireylerince tanınabilmesini sağlayarak toplumsal ve kültürel gelişmeye katkıda bulunmaktadır.

Bunun dışında teknoloji transferini sağlayarak yabancı yatırımları arttırarak ve sınai politikaların belirlenmesinde etkili olarak ülkelerin ekonomik ve siyasi gelişimlerinde rol oynamaktadır.

Etkin bir patent sistemi, teknolojinin geliştirilmesi açısından önemli rol oynamaktadır. Patent koruması buluş yapmayı özendirmekte, teknoloji transferini sağlamakta ve ülkelerin sınai planlama ve stratejilerinin belirlenmesinde rol oynamaktadır.

Buluş sahibi buluşunu gerçekleştirmek için emek, zaman ve para harcamaktadır. Buluşun topluma açıklanarak insanların bilgisine ve kullanımına sunulmasıyla, buluş sahibi buluşunu toplumla paylaşmak zorunda kalmaktadır.

Patent belgesi, buluş sahibine belirli bir süre için üçüncü kişilerin müdahalesi olmadan işletme (kullanma, üretme, satma gibi) hakkını vermektedir.

 Patent Tescili için Gerekli Kriterler Nelerdir

  • Yenilik,
  • Tekniğin bilinen durumunun aşılması,
  • Sanayi' ye uygulanabilirlik.
Yenilik, başvuru yapılmadan önce başkaları tarafından yazılı, sözlü ya da uygulanarak açıklanmamış olmak anlamında mutlak yeniliktir. Tekniğin bilinen durumunun aşılması kriteri ise "konuda uzman bir kişinin kolayca düşünüp uygulamaya koyamayacağı" nitelik anlamındadır. Sanayi' ye uygulanabilirlik, buluşun tümüyle kuramsal olmak yerine pratiğe uygulanabilir özellik taşıması demektir. Bu üç kriteri taşıyan buluşlar patent ile korunurlar.

Patent verilmeyecek konular ve buluşlar nelerdir.

Aşağıda sayılanlar buluş niteliğinde olmadıkları için patent verilerek korunamazlar:

  • Keşifler, bilimsel teoriler, matematik metotları,
  • Zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar,
  • Edebiyat ve sanat eserleri, bilim eserleri, estetik niteliği olan yaratmalar,
  • Bilginin derlenmesi, düzenlenmesi, sunulması ve iletilmesi ile ilgili teknik yönü bulunmayan usuller,
  • İnsan ve hayvan vücuduna uygulanacak teşhis ve tedavi usulleri ile cerrahi usuller.(Bu usullerin herhangi birinde kullanılan terkip ve maddeler ile bunların üretim usulleri hariç.) 
 Aşağıda belirtilen buluşlar da patent verilerek korunamazlar:

  • Konusu kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı olan buluşlar,
  • Bitki veya hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki veya hayvan yetiştirilmesi usulleri.
 
Patent Başvurusu İçin Gerekli Evraklar:

1.      Başvuru dilekçesi (Şahıs veya Firma’ya ait bilgiler),

2.      Buluşu açıklayan tarifname (bir nüsha),

3.      Patent korunması istenilen buluşun unsur veya unsurlarını kapsayan istem veya istemler (bir nüsha),

4.      Tarifnamede, istem veya istemlerde atıf yapılan resimler (bir nüsha),

5.      Buluş 50 ile 100 kelime arasında anlatan özet (bir nüsha),

6.      Vekaletname (imza + kaşelenmiş olarak noter onaysız)


3- Faydalı Model Nedir

Türkiye'de ve dünyada yeni olan, sanayi ye uygulanabilen buluşların sahiplerine 10 yıl süre ile bu buluş konusu ürünü üretme ve pazarlama hakkının tanınmasıdır.

 Faydalı Model Tescili için Gerekli Kriterler Nelerdir

  • Yenilik
  • Sanayi'ye uygulanabilirlik.
Patent ile Faydalı Model Arasındaki Fark Nedir?

  • Faydalı Modelde, tekniğin bilinen durumunun aşılması kriteri aranmaz,
  • Koruma süreleri farklıdır,
  • Faydalı Model belgesine, Ek Faydalı Model belgesi verilmez,
  • Araştırma ve inceleme işlemlerinin olmaması nedeniyle patent verilmesine oranla faydalı model belgesinin verilmesi, hem zaman hem de masraf açısından daha elverişlidir.
Faydalı Model Başvurusu İçin Gerekli Evraklar:

1.      Başvuru dilekçesi (Şahıs veya Firma’ya ait bilgiler),

2.      Buluşu açıklayan tarifname (bir nüsha),

3.      Faydalı model korunması istenilen buluşun unsur veya unsurlarını kapsayan istem veya istemler (bir nüsha),

4.      Tarifnamede, istem veya istemlerde atıf yapılan resimler (bir nüsha),

5.      Buluş 50 ile 100 kelime arasında anlatan özet (bir nüsha),

6.      Vekaletname (imza + kaşelenmiş olarak noter onaysız).


 Patent ve Faydalı Model Belgesi Koruma Süreleri Kaç Yıldır

  • İncelemeli patent 20 yıl,
  • İncelemesiz patent 7 yıl,
  • Faydalı model belgesi 10 yıl,
süreyle korunur.


5 Ocak 2011 Çarşamba

İBRANAME


İbraname, işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi sırasında diğer bir ifadeyle işçinin işten ayrılması esnasında düzenlenir.
İşçinin işyerinde çalışması devam ederken işçiden alınan ibranameler geçerli değildir. Eğer ki işçi ile işveren arasında anlaşmazlık var ise böyle bir durumda ibranamenin ne zaman düzenlendiğinin ispat edilmesi işçiye aittir. İbranamenin hizmet sözleşmesi sona ermeden kendisinden alındığını işçi ispat edebilirse, taraflar arasında düzenlenen ibraname geçersiz kabul edilmektedir.
İbranamenin yazılı olarak düzenlenmesi şarttır. Bu yazılı şekil için bir dayatma yoktur. İster daktilo(Bilgisayar), isterse el yazısı, isterse noter huzurunda düzenlensin önemli olan tüm hakların verildiğini ispattan uzak olmasın. İşçinin el yazısı ile düzenlenmiş ibranameler ileride ortaya çıkacak uyuşmazlıklarda delil olarak işveren lehine kullanılabilinir.
Uygulamada maktu bir şekil yoktur.

Ana hatları ile işçinin işe giriş tarihi, işten ayrılış tarihi, iş akdi fesh edilmesi ile kanundan doğan alacak ve hakları kalem kalem ibraname de yer alırsa, bunların ödeme biçimi de yazılması halinde ileride doğacak uyuşmazlıklarda bu ödemeler kayıt altına alınmasıyla yazılı ibraname şekil olarak birbirleri ile uyuşarak iş mahkemelerinde ispat aracı olarak kullanılacaktır.

İbranamelerde farklı kalemler kullanılmamalıdır. Tarih ve imza haneleri boş bırakılmamalıdır. Özellikle ibranamede işverenin unvanı, adresi, işçinin adı soyadı  ve imzası bulunmalıdır.

İbraname de ayrıca iki nüsha düzenlenmeli, bir nüshası işçiye teslim edilmesi gereklidir. İşçi tarafına teslim edildiğine dair, işverende kalacak nüshaya imza ile işçiye teslim edildiğinin şerhi konulmalı hatta işçinin kendisine ait nüshayı teslim aldığının ibaresi kayıt olarak düşülmelidir.

İşçi alacaklarına karşı her ödemeyi ispat edecek belgelerin bulunması gerekir. Bunlar Alındı Makbuzları yada Ücret Hesap Pusulaları gibi ücretliye ait bordroların düzenlenmesi, işletmenin resmi kayıtlarına geçmesi gerekir.

Uygulamada makbuz (Hesap Pusulası) imzaladığı halde makbuzda (Hesap Pusulasında) yer alan rakamı almayan işçinin, iş hukukunda karşılıksız ibranın geçerli olmaması sebebiyle, işyeri kayıtları ile kendisine ödeme yapılmadığını ispat etmek suretiyle makbuzu (Hesap Pusulası) geçersiz kılması mümkün olacaktır.

İbranameye  işçi ve işverenin Sulh Anlaşması da denilebilir.

İki taraf da Mahkemeye gitmeden aralarında sulh olması ile ibra anlaşması serbest irade beyanıyla ortaya koyabilirler.

Yargıtay uzun yıllardır yerleşmiş içtihadıyla, miktar içeren ibranameleri makbuz olarak değerlendirmektedir. Doktrinde de, miktar içermeyen ibranamelerin de makbuz niteliğinde sayılabileceğine işaret edilmiştir. Bunun içinde ibranamede miktar yazılmasa bile işyerinin resmi kayıtları dikkate alınarak ödemenin işçiye yapıldığını işveren tarafından ispat yükümlülüğü ile gerçekleşir.

İşçinin bir ibranameyi imzalarken bazı haklar açısından ihtirazi kayıt koyması halinde Yargıtay bu şekilde kayıt içeren ibranamelerin, işçinin ihtirazi kayıt koyduğu alacaklar açısından geçerli olmayacağına hükmetmektedir. Bir ibranameyi imzalayan işçiler, hesaplama güçlüğü nedeniyle ya da sağlıklı karar veremediklerinden ibranameye ihtirazi kayıt koyabilmektedir.
Herhangi bir hakkın tamamına veya fazlaya ilişkin kısmına yönelik olabileceği gibi, ibranamenin tamamına yönelik de olabilmektedir.
İbranamede işçinin ihtirazi kaydı, açıkça belli bir hak ile ilgili olabileceği gibi, bir hakkının fazlasının saklı olduğu şeklinde bir ifade içerebilir. Bu tür bir çekince, herhangi bir hakka ilişkin çekincedir. Buna karşılık herhangi bir hak belirtmeden “fazlaya ilişkin haklarım saklıdır.” “her türlü kanuni haklar saklı…” şeklinde kayıtlar ibra belgesinin bütününe yönelik çekince sayılır. Bunun yanında, “kanuni haklar aranmak üzeredir ve arayacağım” ya da “kanuni haklarım bakidir.” şeklinde ifadeler de uygulamada ihtirazi kayıt olarak kabul edilmektedir.
Taraflar arasında düzenlene iş sözleşmesinin sona ermesi ile birlikte İbranamenin geçerli olabilmesi için, tarafların ehliyet sahibi olmaları, kural olarak ibranamenin miktar içermesi, açık anlaşılır olması, çelişki içermemesi, hak veya alacak doğmadan önce yapılmış olması, yazılı olması, işçi tarafından imzalanması ve işverene teslim edilmesi gerekmektedir.
İş hukuku alanında uygulanan ibraname, esasında işçi açısından çok önemli olan hakları ortadan kaldıran bir belge olması nedeniyle, geçerliliği konusunda dar bir yoruma tabi tutulması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü ibraname de dar anlamda borcu sona erdiren bir nedendir. Bu kapsamda “ibranamenin dar yorumlanması” ve bu kapsamda “işçi yararına yorum” ve “işçinin korunması” ilkeleri genel olarak benimsenmiştir.


Kaynak : A.Vedat İLKİ Muhasebe net.

3 Ocak 2011 Pazartesi

FATURASI İZLEYEN YILDA GELEN CİRO PİRİMLERİ


Bayilere Çeşitli Adlarla Ödenen Primlere ait faturalar çoğu zaman izleyen yılda düzenlenebilmektedir. Böyle durumlarda, söz konusu tutarların hangi dönemde gelir/gider yazılması gerektiği konusunda tereddüt bulunmaktadır.

Ticari kazancın tespitinde tahakkuk esası geçerlidir. Tahakkuk, gelir veya giderin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmesi olarak tanımlanmaktadır. Mahiyet ve tutar itibariyle kesinleşmeyen gelirler elde edilmiş sayılmaz, giderler ise yapılmış kabul edilmez. Dolayısıyla alacak ve borcun kesin olarak hesaplanabildiği ve hukuken talep edilebilir hale geldiği tarihte tahakkuk gerçekleşmiş sayılmaktadır.

Tahakkuk esasından ne anlaşılması gerektiği konusunda bugüne kadar en ayrıntılı değerlendirme 22.12.2004 tarihli ve E:2004/1 K:2004/1 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul (DİBGKK) kararında yer almaktadır,

Bu kararda;

"Genel kabul gören tanıma göre tahakkuk, gelirin ve giderin mahiyetinin ve miktarının kesinleşmesi ve kişiselleşmesiyle birlikte, hukuken istenebilir duruma gelmeyi sağlayan işlemin ve olayın gerçekleşmesidir.

Mahiyeti ve tutarı itibariyle kesinleşme, taraflar arasında mevcut ticari ilişkide edimlerin eksiksiz yerine getirilmesi suretiyle karşılıklı mutabakatla belirlenen bedele hak kazanılması ve bu bedelin belirginleşerek kesinleşmesini ifade eder.”

Denilmektedir.

Yılsonu primleri konusunda önceden yapılmış bir sözleşme olsun veya olmasın, geçmiş hesap dönemi verilerinden hareketle tutarı tespit edilse dahi, yılsonu itibariyle tutarı kendiliğinden kesinleşmeyen, tarafların karşılıklı anlaşmaları ile tutarı belirlenen ve kesinleştirilen primlerin, olay bazında incelenmesi, primin mahiyet ve tutar itibariyle kesinleştirildiği tarihin belirlenerek bu tarih itibariyle tahakkuk ettiğinin kabul edilmesi gerekir.
 
Dolayısıyla Bu durumda KDV faturanın düzenlendiği anda doğacak ve fatura tarihini kapsayan KDV döneminde beyan edilecektir. Öte yandan Fatura yeni yılda düzenlendiği için bu tutar yeni yıla ait defterlere kaydedilecek ancak, bu fatura ödeyen açısından önceki yılın gideri, tahsil eden açısından da önceki yılın geliri olarak dikkate alınacaktır.